YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2318
KARAR NO : 2020/5557
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, davacının borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla ödediği ve mahsup edilen tutarların istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298’inci maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu belirtilmiştir. Kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden de sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.(10/04/1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. 268 K., 2012/6-97 E. 203 K., 2012/10-149 E. 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Eldeki davada, mahkemece tefhim edilen kısa kararda; “Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacının 16.656,46 TL borçlu olmadığının tespitine, 16.656,46 TL’nin muhtelif kesinti ve havale tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıya iadesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar tesis edilmiş iken, gerekçede; “23.794,94 TL nin %70 i açısından şeker fabrikasının kusuru nedeni ile sorumlu ve borçlu olduğu anlaşılmakla kısa hükümde sehven hesap hatası yapılarak %30 a tekabül eden 7.138,48 TL üzerinden davacının borçlu olmadığı yönünde hüküm kurulması gerekirken, %70 hesaplanarak hüküm kurulduğunun anlaşıldığı, bu durumun gerekçe yazılırken fark edildiği, “Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacının 7.138,48 TL borçlu olmadığının tespitine, 7.138,48 TL’nin muhtelif kesinti ve havale tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıya iadesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde hüküm kurulması gerektiği ve bu durumun gerekçe yazılırken fark edildiğinden kısa karar değiştirilemeyeceğinden gerekçede belirtilmek ve düzeltilmek zorunda kalındığı” belirtilmişse de, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu ve sonuç olarak da gerekçe ile kısa karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular ışığında hüküm fıkrası ile gerekçenin uyumlu olması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde tüm taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.