YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2555
KARAR NO : 2020/5555
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
Bölge Adliye
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2018/843-2019/1137
İlk Derece
Mahkemesi : İstanbul 22. İş Mahkemesi
No : 2017/358-2018/28
Dava, davacının fiili hizmet süresi zammı süresi dikkate alınarak, 28/11/2018 tarihinden itibaren emeklilik ve yaşlılık aylığı müracaatında bulunabileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından, davacı yanın tavzih talebinin reddine dair verilen ek kararın davacı tarafından temyiz edilmesine üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının 28/11/2018 tarihinde, fiili hizmet zammı süresi eklendiği tarihte emekli olabileceğini, kurumun tarafından verilen cevapta 28/09/2019 tarihinde emekli olacağının bildirildiği, fiili hizmet sürelerinin işlenmediğini, müvekkilinin 10 aylık FHZ süresinin yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden indirelerek, müvekkilin 28/11/2018 tarihinden itibaren emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanması müracaatında bulunabileceğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, Davanın Hukuki Yarar Yokluğu Nedeniyle Usulden reddine, karar vermiştir.
B-BAM KARARI
Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İstanbul 22. İş Mahkemesi’nin 25/01/2018 tarihli, 2017/358 Esas – 2018/28 sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, Davacının 01/10/1987-14/01/1995 tarihleri arasındaki Türk Hava Kuvvetlerindeki hizmetine karşılık fiili hizmet zammı süresinin 10 ay olduğunun tespitine, fazla talebin reddine karar verildi.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından; Bölge Adliye Mahkemesince tespitini istediklerini hususun hatalı bir şekilde ele alındığı, aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, taleplerinin davacının Türk Hava Kuvvetleri’ndeki hizmetine karşılık gelen 10 aylık fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği olduğu gözetildiğinde, Dairece “davacının TSK’daki hizmetine karşılık fiili hizmet zammı süresinin 10 ay olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu, nitekim FHZ süresine ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, Kamu Görevlileri Daire Başkanlığı’nın 22.02.2016 tarihli yazı cevabı ile müvekkilimizin fiili hizmet zammı süresinin 10 ay olduğu zaten belirtildiğini, dava konusu taleplerine uygun olmayan ve çelişkiye mahal vererek eksik bir şekilde karar verildiğini, açıklanan nedenlerle hükmün açıklanması amacıyla tavzihini talep etmelerine rağmen, taleplerinin reddedildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince, davacının ilgili kararı 28.11.2018 tarihinden itibaren emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanması müracaatında bulunabileceğinin tespiti yönündeki talebinin de reddedildiğini, davacının 10 aylık FHZ süresinin hem yaş haddinden hem de hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği, bu durumun kanunun uygulanmasının bir gereği olup emeklilik şartlarını da doğrudan değiştirtiğini, davacının emeklilik başvurusunda bulunabileceği tarihin dava tarihinden sonra olmasının işbu talebin reddedilmesine sebep olamayacağı, gerekçeleriyle Asıl ve Ek karara yönelik temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı Kurum vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Tavzih isteminin reddine dair verilen 27.06.2018 tarihli ek karara yönelik temyiz incelemesinde;
Davacı vekili tarafından; davacı yanın 10 aylık fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile 28.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması için müracaatta bulunabileceğinin tespitinin talep edilmesine rağmen, Mahkeme gerekçesinden anlaşıldığı üzere 28.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığında bulunabileceğinin tespiti talebinin ret edildiği, buna karşılık fiili hizmet zammının yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesine yönelik taleple ilgili hüküm kurulmadığından bahisle, tavzih yoluyla bu noksanlığın giderilmesini talep edilmişse de Mahkemece, bu talebin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanunun “Hükmün Tavzihi” başlığını taşıyan 305. maddesinin 1. fıkrasında, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği belirtildikten sonra 2. fıkrada, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği bildirilmiş olup eldeki davada, davacı yanın 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetine karşılık fiili hizmet zammının yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesine yönelik talebi mahkemece hüküm altına alınmamış ise de, 6100 sayılı Kanunun “Hükmün Tavzihi” başlığını taşıyan 305. maddesine göre, hüküm fıkrasının genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün olmadığından, tavzih isteminin reddine dair mahkeme hükmü bu gerekçeyle yerinde olup, davacı vekilinin başvurusunun değinilen madde kapsamında değerlendirilemeyeceği belirgin bulunmakla, Mahkemece verilen 27.06.2019 tarihli tavzih isteminin reddine dair verilen ek kararın ONANMASINA,
2-Asıl hükme ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 28/09/1969 doğumlu olduğu olan davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 01/10/1987-14/01/1995 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde 7 yıl 3 ay 14 gün muvazzaf subay olarak görev yaptığı, 5434 sayılı yasanın 33 ve 34.maddelerini değiştiren 5510 sayılı yasanın 106.maddesi hükmüne göre davacının bu hizmet süresine karşılık 10 ay hizmet zammı süresi bulunduğu, davacının 506 sayılı yasa hükümlerine tabi olarak 14/01/1995 tarihi sonrasında 15/01/1995 tarihinden itibaren 7216 gün 5510 sayılı yasanın 4/1-a kapsamında çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla, davacı yanın 03.04.2017 tarihli Kuruma başvurusuna istinaden, Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezinin 03.04.2017 tarihli cevabi yazısında; talebiyle ilgili olarak yapılacak bir işlemin bulunmadığı, 506 sayılı Yasanın Geçici 81. maddesinin B-C bentlerine istinaden 28.09.2019 tarihinde emekliliğe müracaat edebileceği, ayrıca dilekçede belirtilen fiili hizmet zammının tamamının yaş haddinden düşülmesi ve sigorta başlangıçından geriye çekilmesi ile ilgili olarak ilgili Mahkemede dava açabileceği bildirilmiştir.
Mahkemece; dava tarihi itibariyle davacının 28/09/1969 doğumlu olması nedeniyle 50 yaşını doldurmadığı, fiili hizmet zammı süresi 10 ay ilave edilse dahi dava tarihi 15/08/2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazanamadığı, ancak davacının fiili hizmet zammı süresinin tespiti talebinde hukuki yararı bulunduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin oy birliğiyle kabulüne, HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının Türk Hava Kuvvetlerindeki hizmetine karşılık fiili hizmet zammı süresinin 10 ay olduğunun tespitine, davacının 28/11/2018 tarihinde dava tarihinden sonrası döneme ilişkin kuruma yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunabileceğine ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, daha önce 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmet süresi ve fiili hizmet zammı süresi bulunan davacının, en son 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmaları sebebiyle, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmet birleştirmesi ile 506 sayılı Kanun gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasında, 506 sayılı Kanunun “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” şeklindeki ek 39. madde hükmünün uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacının 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında fiili hizmet zammı süresi bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Anılan Kanunun Geçici 205. maddesinin son fıkrasında, yukarıda belirtilen 506 sayılı Kanunun Ek 39. maddesine benzer ve aynı amaca yönelik nitelikte, “… 32’nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” şeklindeki hüküm ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40 maddesinde birarada düzenlenen fiili hizmet süresi zamlarının, genel olarak belli miktarının emeklilik yaş hadlerinden indirileceğine dair hükmü gözetildiğinde, hizmet birleştirmesinde davacı hakkında 506 sayılı Kanunun Ek 39. maddesinin uygulanması gereklidir.
28/09/1969 doğumlu olan davacı hakkında, davalı Kurumca 5434 sayılı Yasanın 32. ve 33. maddeleri kapsamında, hak ettiği fiili hizmet zammı (FHZ) süresi olan 10 aylık sürenin yaş haddinden ve hizmet başlangıç tarihinden geriye doğru çekilerek tahsis şartlarının belirlenmesi gerektiği iddiası ile 28/11/2018 tarihinde yasal koşulları yerine getirerek yaşlılık aylığına hak kazanacağının tespitinin talep edildiği eldeki davada, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen hizmetlerine istinaden 10 aylık fiili hizmet zammı süresinin mevcudiyetinin uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar nazarında, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirileceği ve sigortalılık süresine eklenmesi gerektiği gözetilmeksizin, tahsis koşullarının irdelenmemesi isabetsiz olmuştur.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.