Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2786 E. 2020/7624 K. 24.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2786
KARAR NO : 2020/7624
KARAR TARİHİ : 24.12.2020

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’nın muhalefetine karşı, Başkan …, …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 24/12/2020 gününde karar verildi.

(M)

-KARŞI OY-

Dava; Türkiye’de, Suriyeli mülteci olarak bulunan davacının, davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Davanın kabulü ile;
Davacının, davalıya ait işyerinde 02.01.2015 tarihinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı feri müdahil tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, … Bölge Adliye Müahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı da yine feri müdahil kurum tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Yapılan temyiz incelemesi sonucunda temyize konu kararın onanmasına karar verilmiş ise de;
Sayın çoğunluğun kararın onanmasına yönelik yaklaşımına aşağıda belirtilen nedenlerle katılmıyorum.
Çalışan Suriye vatandaşı olup dosya içeriğinden mülteci konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Yabancıların Türkiye’de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Mülga 4817 sayılı kanunun amaç başlıklı 1. Maddesinde kanunun amacının; “… yabancıların Türkiye’deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek” olduğu belirtilmiştir.
Aynı kanunun kapsam başlıklı 2. Maddesinde ;
“….
Türkiye’de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları , bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri” kapsadığı belirlenmiştir.
İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4. Maddesinde ;
“Türkiye’nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiyede bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği” ifade edilmiştir.
4817 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı yasa gibi yabancıların Türkiye’de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun 6/2. Maddesinde “Bu kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye’de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak” olduğu düzenlenmiştir.
Davacı, davalı yanında 02.01.2015 tarihinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir. Doosya içeriğinden davacının ilgili makamlara başvurarak çalışma izni aldığına ilişkin bilgi ve belge yoktur.
Yukarıda açıklanan mevzuat uyarınca yabancının bir işveren yanında çalışabilmesi için yabancı olan çalışanın ilgili makamlardan çalışma izninin alınmış olması gerekir.
4817 sayılı kanunun Cezai hükümler başlıklı 21. maddesinin 2 ve 3. fıkraları aşağıdaki şekildedir;
“…
Çalışma izni olmaksızın bağımlı çalışan yabancıya beşyüz Türk lirası idari para cezası verilir.

Çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran işveren veya işveren vekillerine her bir yabancı için beşbin Türk lirası idari para cezası verilir. Bu durumda işveren veya işveren vekili yabancının ve varsa eş ve çocuklmarının konaklama giderlerin ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılamak zorundadır”
Madde metninden anlaşılacağı üzere kanun; çalışma izni bulunmayan yabancının izinsiz çalışmasını idari para cezası ile müeyyideye bağladığı gibi yine çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran işverenin de idari para cezası ile cezalandırılmasını düzenlemiştir.
Kanunun gerçekleşmesini istemediği bu nedenle idari para cezası ile müeyyideye bağladığı ” çalışma izni bulunmayan yabancı çalıştırma – çalışma izni bulunmadan çalışma” halini kanun koyucunun amacını da aşacak şekilde hizmet tespitine karar verilerek hukuki bir sonuca bağlanması yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluk tarafından onanmasına karar verilen hükmün; davacının Türkiye’de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak bu doğrultuda 4817 sayılı yasaya göre yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmesi gerekir iken sayın çoğunluğun hükmün onanmasına yönelik değerlendirmesine katılmıyorum.