Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2932 E. 2022/10388 K. 13.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2932
KARAR NO : 2022/10388
KARAR TARİHİ : 13.09.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 04.12.2008 tarihinde vefat eden … ve … oğlu 01.01.1951, …/… doğumlu, Yığınak köyü, 327 Cilt, 110 hane no’da kayıtlı murisi eşinin ölüm tarihinden itibaren hak sahibi eşi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak, ,ilâmında belirtildiği şekilde, Davanın kabulüne, Davacı …’e vefat eden eşi … TC kimlik numaralı … üzerinden vefat tarihini takip eden ay başı olan 01/01/2009 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğine ve tediyesi gereken aylıkların ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, aksine kurum işleminin iptaline, karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, dairemizin Bozma ilamı ile; “…..davalı kurumca ve Mahkemece yapılan tahkikat aşamasında Şanlıurfa nüfus müdürlüğünden başka … olup olmadığı sorulduğunda, nüfus müdürlüğünce Bozovalı olan iki adet … isimli kişinin bulunduğunun belirtilmesine rağmen bu kişi hakkında yeterli araştırma yapılmadığı, mahkemece davacı murisinin çalışmasını bilebilecek durumda olan bordrolu tanıkların veya davacının çalıştığını bilebilecek durumdaki komşu işyerlerinden tanıkların var olup olmadığına dair araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu tür davalarda, fiili çalışmanın her türlü delille ispatlanabileceği ve Mahkemece re’sen araştırma yapılabileceği ilkesi de göz önünde bulundurularak, öncelikle, davacının, dilekçesine ekli belgenin müzekkereye eklenerek adı geçen … simli şahsın anne-baba adı ve doğum tarihi de belirtilmek suretiyle, primlerinin o dönemde yatıp yatmadığı, yatmış ise bu pirimlerin kimin hizmetlerine geçtiği Kurumdan sorulmalı, nüfus müdürlüğünce bildirilen diğer … isimli şahsın da hak alanını ilgilendireceği dikkate alınarak, bu kişinin veya ölmüş ise mirasçılarının da davaya dahil edilerek HMK’nın 124. Maddesi gereğince husumet yöneltilmesi, söz konusu hizmetlerin aidiyeti bakımından delillerinin toplanması ve davaya devam edilmesi sağlanmalı, davacı murisinin tüm bilgileri bildirilmek suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumundan ilk işe girişine dair bilgi ve belgeler sorulmalı ve murisin hizmet cetvelinde çalıştığı anlaşılan işyerlerinin dönem bordrolarından resen davacı ile aynı dönemde çalışan tanıklar seçilerek beyanına başvurulmalı veya var ise, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı ve uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi….”gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Dosya arasından davalı kurumca yapılan araştırma ile davacı ile aynı ad ve soyada sahip olduğu belirtilen 2 kişinin daha olduğu, bunlardan 1 tanesinin (TC no: 45976887026)01.01.1951 doğumlu … oğlu Merkez … köyü nüfusuna kayıtlı olan … olduğu, bu kişinin 22.04.2008 tarihinde vefatı ile mirasçılarının davaya dahil edildiği anlaşılmakta ise de, diğerinin davaya dahil edilmediği, buna göre (TC. No: …) 01.01.1950 doğumlu … oğlu … köyü nüfusunda kayıtlı diğer …’in de davaya dâhil edilmesi, vefat etmiş ise mirasçılarının davaya dâhil edilmesi gerekleri gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, bozma sonrasında dinlenen tanıkların da bordrolu olup olmadığı ile hangi işyerinde ne kadar süre ile çalışmanın gerçekleştiği hususunun ayırt edilememesi karşısında, davacının murisinin en az 900 gününün varlığı hususunda tüm hizmetlerinin hangi işyerleri ve hangi sürelerde geçtiği hususunda ayrıntılı ve her bir işyerinden mümkün olması halinde bordrolu tanıkların, olmaması halinde ise, olabildiğince komşu ve tanıması mümkün olan diğer tanıkların varlığının araştırılması, bu kişilerin hizmet döküm cetvellerinin dosya arasına alındıktan sonra çalışma olgusunun da irdelenerek, en az 900 günlük kısmının davacı murisi adına belirlenmesi ve davacı hakkında ölüm aylığının koşullarının belirlenmesi gereğinin de gözetilmemesi suretiyle eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan (01.01.2009 tarihine göre 01.04.2009 tarihinden) itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde, edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.09.2022 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.