Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/3788 E. 2021/5510 K. 19.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3788
KARAR NO : 2021/5510
KARAR TARİHİ : 19.04.2021

Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Dava, davacının vefat eden sigortalı babasından dolayı ölüm aylığının tekrar bağlanması talebini reddeden Kurum işleminin iptali ve Kurum tarafından kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanarak ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, vefat eden sigortalı babasından dolayı ölüm aylığının tekrar bağlanması talebini reddeden Kurum işleminin iptaline ve Kurum tarafından kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı SGK vekili özetle; davacı …’ya müteveffa babası … …’dan maaş bağlanması talebi ile maaş bağlandığını, Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 21/05/2012 tarih MÇ -63 sayılı raporunda davacının boşandığı kocası … ile boşandıktan sonra aynı çatı altında birlikte yaşadıkları ve ikamet ettiklerinin tespit edildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, davacı hakkında davalı SGK tarafından aylık bağlanması istemine ilişkin talebinin reddine ilişkin kararın iptali ile davacının 17/04/2015 tarihini takip eden aybaşından itibaren yetim aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumun talebin reddi yönündeki işleminin yerinde olduğunu, davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafça kurum işleminin iptali istemiyle Tokat İş Mahkemesinde açmış olduğu davanın reddedildiğini, Yargıtay incelemesinden geçerek onandığını, Kurum tarafından yersiz ödenen aylıkların tahsilini teminen Zile Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nde açılan davanın kabul edildiğini, Yargıtay incelemesinden geçerek onadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Dava; yeniden yapılan ölüm aylığı başvurusunun reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 09/12/2009 tarihinde kesinleşen ilam ile eşinden boşandığı, 1977 yılında vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, davacıya 01.01.2010-30.09.2012 tarihleri arasında yersiz ödemeler için borç çıkarıldığı ve aylığın 01.01.2010 tarihinden itibaren kesildiği, aylığın kesilmesine ilişkin işlemin iptali için açılan davanın Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesi’nin davanın reddi gerektiği yönünde 08.09.2014 tarihinde verilen bozma kararı doğrultusunda reddedildiği, aynı konuya ilişkin Kurum tarafından yersiz ödemenin tahsili için açılan davanın kabulüne ilişkin kararın Yargıtay 10.Hukuk Dairesi’nin onama kararı ile davacı aleyhine sonuçlanıp 12.12.2014 tarihinde kesinleştiği, kurum işleminin iptaline yönelik kararın kesinleşmesinden sonra, davacının 09.04.2015 tarihli dilekçesi ile davalı Kurumdan babasından dolayı yeniden ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, Kurumun önceki denetmen raporuna göre talebi reddettiği, Kurumun yeni talebe ilişkin güncel bir denetim raporu düzenlemediği, yeni bir araştırma yapmadığı, yeni talebine ilişkin davayı ispat külfetinin davacıya ait olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; Mahkemece, bazı araştırmaların yapıldığı ancak toplanan delillerin kabule yeterli olmadığı görülmüştür.
Mahkemece, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, hususu araştırılmalıdır. Bu kapsamda; davacı ve eşinin kayıtlı olduğu adreslerdeki tüm abonelik kayıtlarını araştırmalı, komşu ve muhtarların tanık olarak beyanına başvurmalı, Kurumdan davacı ve eşinin … sistemindeki kayıtlarını getirtmeli, hangi şehirlerde tedavi olduklarını sorgulamalı, davacının eşinin kayıtlı olduğu adresteki yaptığı işi, emekli ise maaş aldığı bankayı tespit etmeli, davacı ve eşinin tespit edilen adreslerinde … araştırması yaptırtarak adres beyanlarının doğruluğunu sorgulamalı, kirada oturdukları takdirde kira sözleşmelerini getirtmeli ve tüm delilleri topladıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.