Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4099 E. 2021/6337 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4099
KARAR NO : 2021/6337
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/945-2020/232
Mahkemesi : Kahramanmaraş 3. İş Mahkemesi

Dava, esnaf … sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının vergi kaydına istinaden 01/01/1986-04/07/1986. 06/08/1986-09/02/1990, 05/11/1991-25/09/1992, 23/11/1992-11/10/1993 ve 30/11/1995-31/12/1998 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının davalı kuruma başvuruda bulunmadan davayı açtığını, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, esas yönünden ise davalının meslek odası ve vergi kaydının bulunupta kuruma intikal ettirilmeyen sigortalılık tescilinin yapılmadığını, ilk prim ödeme tarihi ile 20/04/1982 tarihleri arasında kalan sürelerin talepte bulunulması halinde sigorta primi ve gecikme faizlerini ödemeleri şartıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilebileceğini belirterek, usul ve yasaya uygun olamayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kabulü ile … t.c. kimlik numaralı davacı …’in 01/01/1986-04/07/198, 06/08/1986-09/02/1990, 05/11/1991-25/09/1992, 23/11/1992-11/10/1993 ve 30/11/1995-31/12/1998 tarihleri arasında 5510 sayılı kanunun 106/2 maddesi ile mülga 1479 sayılı kanun hükümleri uyarınca esnaf bağkur sigortalı olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Yerel mahkeme kararı yerinde bulunarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V-TEMYİZ NEDENLERİ:
Davacı vekili, emsal Yargıtay kararları nazarında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
Davacı vekili, davacınınavacının vergi kaydına istinaden 01/01/1986-04/07/1986. 06/08/1986-09/02/1990, 05/11/1991-25/09/1992, 23/11/1992-11/10/1993 ve 30/11/1995-31/12/1998 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğunu belirterek bu süreler arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının; 01.01.1986-04.07.1986, 06.08.1986-09.02.1990, 05.11.1991 25.09.1992, 23.11.1992-11.10.1993, 30.11.1995-31.12.1998, 05.01.2004- devam şeklinde vergi kaydı bulunduğu,26.05.1992 tarihinde ve halen devam eden esnaf ve sanatkarlar odası kaydının bulunduğu,11.03.1998 tarihinde ve halen devam eden şoförler odası kaydının bulunduğu, muhtarlık nedeniyle 13.09.2001 tarihinde … tescilinin yapıldığı ve 18.04.1998 tarihinden itibaren 1479 sayılı kanunun kapsamında sigortalı olarak kabul edildiği,22.08.2003 tarihinde vergi kaydı esas alınarak resen ikinci bir tescil işlemi yapıldığı hususları tartışmasız olup, 22/03/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanununla 1479 Sayılı Kanunun 24. maddesinde yapılan değişiklikle ticari kazanç ve serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanların 1479 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları kabul edildiği hususları, gerekçe gösterilerek verilen kabul kararı ilgili bölge adliye mahkemesince de yerinde görülmüş ise de, hükmün eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24’üncü ve 25’inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun’la değişik 1479 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun’la bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle değiştirilen hükümle 02.08.2003 gününden itibaren zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.
Kural olarak, 1479 sayılı Kanun’da yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp, bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla, yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki, buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.
Önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.
1479 sayılı Yasa’ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20/04/1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22/03/1985 tarihinden itibaren de vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal mevzuat gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, hatalı ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne dayalı verilen karar bozmayı gerektirir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.