YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4486
KARAR NO : 2021/6313
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi
Dava, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekilince istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, 5510 sayılı Yasanın 28. maddesinde belirtilen emeklilik şartlarını haiz olduğu halde Kurumun 5510 sayılı Yasanın 25.maddesi kapsamında değerlendirme yaparak davacının %60 oranında malul olmadığı gerekçesiyle emeklilik talebini reddettiğini belirterek; kurum işleminin iptali ile emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili,Yüksek Sağlık Kurulunca davacının çalışma gücünün en az %60 ‘ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verildiğini, bu nedenle davacıya malullük aylığı bağlanamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının talebinin, 5510 sayılı Kanunun 28. Maddesi kapsamında maluliyeti nedeni ile yaşlılık aylığı bağlanması talebi olduğu, davacının 08.07.1987 tescil tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın 4/b maddesi kapsamında sigortalı olduğu ve 9164 gün ödenmiş prim gün sayısının bulunduğu, bu nedenle davacı hakkında 5510 sayılı Yasanın geçici 10. Maddesi hükmü gereğince 506 sayılı Yasa’nın 60/c (b alt bendi) ve geçici 87. Maddesi hükümlerinin tatbik alanı bulduğu , davacı … ile ilgili Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında davacının 2. Derece sakatlık indiriminden faydalandığının belirtildiği ve 506 sayılı Yasa’nın 60/c (b alt bendi) gereğince 2. Derece sakatlık indiriminden faydalananlar için aranan en az 18 yıl sigortalılık ve 4000 gün prim ödeme gün sayısının davacı …’da bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davacıya tahsis talep tarihi olan 08.06.2012 tarihini takip eden aybaşı olarak 01.07.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı SGK Başkanlığı vekili, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 1965 doğumlu davacının dosya içinde yazılı tahsis talep dilekçesine rastlanılmadığı, Kurum yazısında “08.06.2012 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 25.maddesine göre maluliyet aylığı talebinde bulunduğunun” bildirildiği, Kurumun 18.04.2018 tarihli yazısında, davacının 01.09.1986-05.06.1987 tarihleri arasında 274 gün Bağ- Kur askerlik borçlanması, 08.07.1987-23.12.2011 tarihleri arasında 8806 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında, 24.12.2011-03.05.2012 arasında 135 gün 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi ve 04.05.2012-28.02.2014 658 gün 5510 sayılı Yasanın 4/b maddesi kapsamında hizmeti bulunduğunun görüldüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 23.02.2018 tarihli yazı ile “davacının dosyasının tetkikinde 08.06.2012 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 25.maddesine göre maluliyet aylığı talebinde bulunduğu,Yüksek Sağlık Kurulu’nun 16.01.2013 tarihli kararında çalışma gücünü %60 kaybetmediğinden malul sayılamayacağına karar verildiğinden malullük aylığı bağlanamadığı, 28.02.2014 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunup, 01.03.2014 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığının” bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yüksek Sağlık Kurulu’nun 16.01.2013 tarihli kararında, davacının çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğu, malul sayılamayacağı;Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 26.11.2014 tarihli raporunda ,11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği müvacehesinde beden çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğu, malul sayılamayacağı;Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 20.05.2016 tarihli raporunda özürlülük kavramıyla çalışma gücü kaybının farklı kavramlar oldukları farklı tüzük ve yönetmeliklere göre değerlendirildikleri aralarında bağlantı bulunmadığı, Baltazard formülüne göre %69,0 oranında özürlü olduğu ve Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu 14.06.2017 tarihli raporunda ,çalışma gücü kaybının başlangıç tarihinin raporlara göre belirlendiği,özürlülük oranının ise son muayene bulgularına göre değerlendirildiği,dolayısıyla kurulun 02.05.2016 tarihli son muayene tarihinden geçerli olduğu başlangıç tarihinden bahsedilemeyeceği bildirilmiştir.
Maliye Bakanlığı’nın 05.04.2012 ve 06.02.2017 tarihli yazılarında ,davacının Gelir Vergisi Kanunu 31/2 maddesindeki sakatlık indiriminden faydalanmak için aldığı Karadeniz … Hastanesi tarafından düzenlenen raporun incelenip davacının çalışma gücünün %60’ını kaybettiği,GVK 31.maddesine göre 01.03.2012 tarihinden itibaren 2.derece sakatlar için uygulanan sakatlık indiriminden faydalanması gerektiği belirtilmiştir.
Eldeki dosyada; ilk derece mahkemesince, uyuşmazlığın davacıya 5510 sayılı Yasanın 28.maddesi kapsamında maluliyeti nedeni ile yaşlılık aylığı bağlanması talebi olarak nitelendirildiği, bu nitelendirmeye ve davacının sigortalılık süresinin 4/b kapsamında olduğunun kabul edilmesine rağmen, davacıya 506 sayılı Yasanın 60/c (b alt bendi) ve geçici 87.madde kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca , “davacının 08.06.2012 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Yasanın 25. maddesine göre maluliyet aylığı talebinde bulunduğunu” belirten Kurum yazısı dışında, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebine dair tahsis talep dilekçesi görülemediğinden, talep dilekçesi araştırılmaksızın; yine Kurum tarafından 07.11.2014 tarihli yazı ile “davacıya 28.02.2014 tarihli tahsis talebine istinaden 01.03.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı” bildirildiğinden ilgili tahsis dosyası getirtilip incelenmeksizin; davacının 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılık süresi dikkate alındığında, 5510 sayılı Kanunun 28. maddesinin 2. fıkrası ve aynı kanunun Geçici 6,7,9 ve 10.maddeleri de gözetildiğinde, öncelikle davacı dinlenmek süretiyle talebi netleştirildikten sonra somut olayda 1479 sayılı Kanunun tahsise dair hükümleri dikkate alınarak aylık koşullarının irdelenmesi gerektiği hususu gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Yapılacak iş, Adli Tıp 2.Üst Kurulundan çelişkileri giderecek şekilde rapor alınarak, davacının tahsis talep tarihindeki özürlülük oranını tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlemek ve yukarıda belirtilen hususlara uygun olarak araştırma yaptıktan sonra, davacının 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılık sürelerini dikkate alarak 506 ve 1479 sayılı Yasaların tahsise dair hükümleri ayrı ayrı irdelenip davacının tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı şartlarına haiz olup olmadığını belirleyerek sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.