YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4556
KARAR NO : 2021/6514
KARAR TARİHİ : 18.05.2021
Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali, maluliyet aylığının yeniden bağlanması ile yersiz ödemelerin tahsili istemine ilişkin yapılan takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacı mirasçılarından alınmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler … ve Ahmet Yemer’in muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler … ve …’ün oyları ve oyçokluğuyla, 18.05.2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacılar murislerinin 5510 sayılı Kanunun 4/b maddesine tabi sigortalılığı bulunduğu gerekçesi ile maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptalini ve yapılan takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tesbitini istemiştir.
Yerel Mahkeme, davacılar murisinin 13.07.2005 tarihinden itibaren şirket ortağı olduğu ve şirketin ticaret sicili kaydının 27.10.2015 tarihinde silindiğinden, bu tarihe kadar Bağ-Kur (5510 sayılı Kanunun 4/1-b) sigortalısı olduğu ve sigortalı çalışması nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, yerel Mahkeme kararını yerinde bulmuştur.
Davacılar murisine, 02.01.1989-28.02.1995 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılığı ve 204 gün 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesine tabi sigortalılığı nedeniyle 01.01.2012 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmıştır.
Davacılar murisinin 13.07.2005 tarihinden itibaren limited şirket ortaklığının devam etmesi nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının devam edeceği hususuna katılıyorum.
Ancak, davacılar murisi iptale neden olan ve 13.07.2005 tarihinde başlayan bu sigortalığı nedeniyle prim ödememiştir.
Kurum işlemi 08.02.2016 tarihlidir.
5510 sayılı Kanuna 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 04.04.2015 tarihinde eklenen geçici 63. maddesine göre; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır.”
5510 sayılı Kanunun 11.05.2018 gün ve 7143 sayılı Kanunun 24. maddesi ile eklenen geçici 76. maddesine göre;
“Köy ve mahalle muhtarları, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, 31/5/2018 tarihi itibarıyla prim borcu bulunanların, bu tarihten önceki sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar ödememeleri veya ilgili Kanunları uyarınca yapılandırmamaları halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur.”
“Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları 1/6/2018 tarihi itibarıyla yeniden başlatılır.”
Kurum işlemi, 08.02.2016 tarihinde yapılmış, maluliyet aylığı iptal edilerek ödenen aylıklar nedeniyle borç çıkarılmıştır. 5510 sayılı Kanunun bu tarihten önce yürürlüğe giren geçici 63. ve dava sırasında yürürlüğe giren geçici 76. maddelerine göre; Kurum, geçmiş sigortalılıktan sözederek prim tahsil edemeyeceği gibi bu süreler sigortalılık süresinden de sayılamaz.
Onama kararı ile, davacılar murisinin ve giderek davacıların 5510 sayılı Kanunun açık hükümlerinden kaynaklanan mülkiyet hakkı niteliğinde olan sosyal güvenlik haklarının, Anayasaya aykırı olarak ihlal edilmiş olacağı açıkça ortadadır.
Açıkladığım nedenlerle; hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılamıyoruz