Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4595 E. 2021/6225 K. 29.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4595
KARAR NO : 2021/6225
KARAR TARİHİ : 29.04.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Dava, davacının miras bırakanı…’in Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti ile davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kızı…’in 15/01/2003 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, 15/01/2010 tarihinde vefat ettiğini, davacının kızının vefatı nedeniyle Kuruma 05/06/2015 tarihinde başvuruda bulunduğunu, 12/06/2015 tarihli Kurum cevabında sigortalının borçlanmalar hariç 900, borçlanmalar ile birlikte 1800 gününün olmaması, 871 sigortalı gününün bulunması nedeniyle ölüm aylığı bağlanamayacağının bildirildiğini, ölen … …’in 1111403 sicil sayılı işyerinde 05/03/2005 tarihinden 07/07/2006 tarihine kadar aralıksız çalışmış olmasına rağmen Mayıs 2005 döneminde bildirge verilmemiş olması nedeniyle 30 gün sigortaya eksik bildirim yapıldığını, ölen sigortalının 30 gününün daha bulunması halinde sigortalı günlerinin 871 den 901 güne çıkacağını ve ölüm aylığı bağlanması için gerekli asgari sürenin tamamlanmış olacağını, bu sebeple davacının kızı …’in Mayıs 2005 döneminde 30 gün süre ile davalı işyerinde asgari kazançla çalıştığının ve sigortalının 15/01/2010 ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı işveren cevap dilekçesinde özetle; söz konusu talebin 11 yıl öncesine ilişkin olması nedeniyle zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının kızının sigortalarının tam yapıldığını, karşı taraf iddialarını kabul etmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı kanun gereğince kuruma yazılı başvuru yapılmadığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, iddia edilen dönemde davacının kızının çalıştığına dair herhangi bir belge olmadığını, bu hususun kesin ve inandırıcı delillerle ispatı gerektiğini, yasal dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı miras bırakanının hizmeti kurum tarafından eksik işlendiği, bu durumun 5510 sayılı Kanunun 97/2. maddesi kapsamında haklı neden olarak değerlendirildiğini, ancak yargılama aşamasında davacıya ilk tahsis talebinden geriye doğru 5 yıl gidilerek 01/07/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, mahkemece davacının kuruma haklı nedenle başvuruda bulunamadığı kabul edildiğinden talebi doğrultusunda 01/02/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının 01/02/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
… Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu olayda, davalı işveren tarafından süresinde yapılan bildirimlere göre yargılama aşamasında Kurum tarafından yapılan işlemlere göre davacının hizmet tespitine ilişkin davasının konusuz kaldığı, davacının 15/01/2010 ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespiti şeklindeki talebi ile ilgili olarak, davacının 05/06/2015 tarihli tahsis talebine göre Kurumca, 01/07/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 5510 sayılı Kanunun 97. maddesi uyarınca Kurum işleminin yerinde olduğu, buna göre davacının talebi (01/02/2010 tarihinden itibaren) ve tahsis talep tarihine göre aylığın bağlanması gerektiği tarih (01/07/2010 tarihi) dikkate alındığında, davacının ölüm aylığı talebi ile ilgili olarak davanın konusuz kaldığı, kurumun ölüm aylığı bağlanması ile ilgili yaptığı işlemin yerinde olduğu gerekçeleriyle “Davalı … Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne,
… 33. İş Mahkemesinin 2016/935 E., 2018/524 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
2-A)Dava, davacının kızı …’in Mayıs 2005 döneminde 30 gün süre ile davalı işyerinde asgari kazançla çalıştığının tespiti talebi yönünden konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
B)Davanın, davacının 15/01/2010 ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespiti talebi yönünden kısmen kabulü ile,
a- Davacının 05/06/2015 tarihli tahsis talebine göre, 01/07/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitine,
b- Fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, zamanaşımı uygulanarak tahsis talep tarihinden 5 yıl geriye doğru götürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince 5510 sayılı Kanun m.97/2’ye göre değerlendirme yapılmasının isabetli olduğunu, eksik gün sebebiyle hak sahiplerinin başvuruda bulunamadığını, bu nedenle davacının, ölüm tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tespitinin gerektiğini beyanla ve kendiliğinden tespit edilecek diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili, hak düşürücü süre itirazını tekrarla, ölüm aylığı şartlarının tamam olmadığını, sigortalının çalışmalarının araştırılmadığını, ayırca Bölge Adliye Mahkemesi kararı içeriğinin çelişkili olduğunu, kararda ölüm aylığı talebinin konusuz kaldığının yazılmasına rağmen hükümde farklı karar verildiğini beyanla ve resen tespit edilecek diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının kızı…’in davalı işveren yanında Mayıs 2005 döneminde 30 gün süre ile asgari kazançla çalıştığının ve sigortalının 15/01/2010 ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olup, iş bu davanın yargılaması devam etmekte iken, davalı kurum tarafından, diğer davalı işyeri tarafından 2005/5. dönemine ait internet ortamında verilen dönem bordrosunda davacının miras bırakanı… adına 30 gün çalışmanın bildirildiği ve söz konusu bordronun 16/06/2005 tarih ve 466604 sayı ile Kurumca işlendiğinin anlaşılması üzerine, davacının 24/11/2015 tarihli tahsis talebine istinaden 3/1864221 tahsis numarası ile davacıya aylık bağlandığı, Kurumca 5510 sayılı Kanunun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlığını taşıyan 97/1. maddesi gereğince ölüm aylığı hakkının kazanıldığı günden itibaren 5 yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı düzenlemesi gereğince aylığın 01/07/2010 tarihinden itibaren başlatıldığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada, davalı Kurum tarafından dava devam ederken davacıya aylık bağlanması üzerine ilk derece mahkemesince davacının ölüm aylığı başvurusunda bulunmamasının 5510 sayılı Kanunun 97/2. maddesi çerçevesinde haklı nedene dayandığı kabul edilerek kurum işlemi hatalı bulunarak, davacının 01/02/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığı değerlendirilmiş ve davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı hatalı bulunarak verilen kararın kaldırılmasına, davacının 01/07/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazanacağı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının 05/06/2015 tarihinde Kuruma müracaat ederek ölüm aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davacı miras bırakanının çalışmalarının Kurum kayıtlarına eksik işlenmesi hakkında daha önceki bir tarihte davacı başvurusunun bulunmadığı, bu durumda davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanunun 97/1. maddesi gereğince tesis edilen işlemin yerinde olduğu yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi tespiti yerinde ise de; davacıya davalı Kurumca 01/07/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı ve gerekçeyle çelişkili olacak şekilde bu talep hakkındaki davanın da konusuz kaldığı hususunun hükümde dikkate alınmaması hatalı bulunmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.