Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4606 E. 2021/5927 K. 26.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4606
KARAR NO : 2021/5927
KARAR TARİHİ : 26.04.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, davacının 26.04.2016 tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davacının 5347 ödenmiş prim günü ve 210 gün doğum borçlanması olduğunu, 01.04.1968 doğumlu davacının 01.05.1992 tarihinde SGK’lı olarak işe başladığını, en son çalıştığı yerden ayrılış ve emekliliğe müracaat tarihine kadar ödenmiş primi, isteğe bağlı prim ödemesi ve 210 gün doğum borçlanması dahil 5557 gün prim ödeme gün sayısını ve emeklilik için gerekli olan 48 yaşı doldurup emeklilik müracaatında bulunduğunu, ancak Kadıköy SGM’nin “emeklilik başvurusunu, … ili … Kaymakamlığı İlçe Nüfus müdürlüğünün yazısında müvekkilinin 2000 yılında idarece kayıt düzeltme ile doğum tarihinin 01.04.1968 iken 01.04.1970 olarak düzeltildiği ve bu nedenle gerekli olan 48 yaşını doldurmadığı” gerekçesiyle red edildiğini beyan ederek, 5510 sayılı Kanuna göre emeklilik talebinin kabul edilmesini, emekliliği hak ettiği müracaat tarihi itibariyle birikmiş maaş ödemelerinin yapılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili, duruşmadaki beyanında, 2000 yılnda davacının nüfus kaydında doğum tarihinin 1970 olarak düzeltildiğini, 1968 doğum tarihi esas alınarak emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II-CEVAP:
Davalı SGK, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkememece, davacı …’un sigortalılığın başladığında kayıtlarda yer alan 01/04/1968 doğum tarihine göre kuruma başvuru tarihi olan 26.04.2016 tarihi itibariyle emekliliği hak kazandığının tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Somut olayda; davacının sigortalı işe giriş tarihi 01/05/1992 tarihi olup, Kuruma başvuru tarihinde 5525 gün prim ödeme gün sayısı bulunduğu anlaşılmakla birlikte; resmi belge niteliğinde olan doğum tutanağında davacının doğum tarihi 01/04/1970 tarihi yazdığı anlaşılmakla; (idarece doğum tarihinde 01/04/1968 tarihi olarak sehven yapılan yazım hatasının davacı lehine değerlendirilemeyeceği), tahsis talep tarihi itibarıyla 506 sayılı Yasanın geçici 81. maddesinin B/ı bendine göre, emeklilik için 20 yıl, 48 yaş, 5525 gün prim ödeme gün sayısının gerçekleşmesi gerektiği açıktır. Ancak, 26/04/2016 tahsis talep tarihinde davacı yönünden emeklilik için gerekli yıl ve prim ödeme gün sayısı şartları gerçekleşmiş ise de, resmi doğum tutanağında yazan 01/04/1970 doğum tarihine göre yaş şartının gerçekleşmediği, 48 yaşın ikmal edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Kurumun tahsis talep tarihindeki red kararı yerinde görülmekle birlikte; bir kısım Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında, yargılama sırasında diğer şartların gerçekleşmesi yanında, davacının 01/04/1970 doğum tarihine göre yaş şartının da karar tarihine kadar gerçekleşmesi halinde, emekliliğe hak kazanılan tarihin, davacı yönünden 01/04/1970 tarihi itibariyle 48 yaş ikmali halinde buna göre karar verilebileceği” gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulüne, … Anadolu 29. İş Mahkemesinin 22/03/2018 tarih, 2017/926 Esas- 2018/144 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının doğum tarihi doğum belgesindeki gibi 01/04/1970 sayılarak, 506 sayılı Yasanın geçici 81. maddesinin B/ı bendine göre, emeklilik için 20 yıl, 48 yaş, 5525 prim ödeme gün sayısı şartlarının tamamen gerçekleştiği 01/04/2018 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı SGK vekili, davacının SGK ve Nüfus müdürlüğü kayıtlarında yanlışlık yapıldığı iddiasını yazılı delil ile ispat edemediğini, davacının iddiasınn kurum kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı olduğunu, ancak resmi belge niteliğinde olan kurum kayıtlarının aksinin yazılı delil ile ispat edilebileceğini, iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamayan davacı tarafın yazılı delili bulunmadığı gibi, dosya kapsamında tanık da dinletilmediğini, davacının kendi iradesi ile yaşını değiştirmiş olmasına rağmen soyut davacı iddialarına riayet edilerek dava kabul edildiğini, davacının haberi olmaksızın doğum tarihinin değiştirilmiş olmasının da mümkün olmadığını, davacının doğum tarihinin neden değiştirildiği araştırılmaksızın salt soyut davacı beyanlarıyla davanın kabulüne karar verilmesi yasaya uygun olmadığını, kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davacının emekliliğe hak kazandığının tesbitine dair hükmün onanmasına, buna karşın hükmün davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı ve davalı kurum lehine vekalet ücreti takdiri ile aleyhlerine verilen mahkeme masraflarına dair hükümlerin bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. .
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının temyizine gelince; dava, davacının 26.04.2016 tahsis talep tarihi itibariyle, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, kayıtlarda yer alan 01/04/1968 doğum tarihine göre kuruma başvuru tarihi olan 26.04.2016 tarihi itibariyle emekliliği hak kazandığının tespitine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının idarece doğum tarihinde 01/04/1968 tarihi olarak sehven yapılan yazım hatasının davacı lehine değerlendirilemeyeceği, 26/04/2016 tahsis talep tarihinde 48 yaşın ikmal edilmediği için emekliliğe hak kazanılamayacağı, yargılama sırasında diğer şartların gerçekleşmesi yanında, davacının 01/04/1970 doğum tarihine göre yaş şartının da karar tarihine kadar gerçekleşmesi halinde, emekliliğe hak kazanılan tarihin, davacı yönünden 01/04/1970 tarihi itibariyle 48 yaş ikmali halinde buna göre karar verilebileceği, davacının doğum tarihi de doğum belgesindeki gibi 01/04/1970 tarihi sayılarak, 20 yıl, 48 yaş, 5525 gün dolduğu ve yaş dahil tüm şartların gerçekleştiği tarih olan 01/04/2018 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığını kabul etmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 01/04/1970 doğumlu davacının 26.04.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebi üzerine, tahsis talep tarihi itibariyle 48 yaşı bulunmadığından dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacının 1970/202 nolu doğum tutanağı bulunduğu halde, doğum tarihinin sehven 01/04/1968 olarak yazıldığı, 1976 yılında aile kütükleri yenilenmesinde gerçek doğum tarihi 01/04/1970 olarak tescil edilerek mernis veri tabanına aktarıldığı, 1989 yılında evlenerek Yenimahalle nüfusuna kayden gittiği, burada da 01/04/1968 olan doğum tarihinin 01/04/1970 olarak idarece düzeltildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, doğum tarihi 01/04/1970 olan davacının, 01.05.1992 tarihinde sigortalılık başlangıcı bulunmasına göre, 506 sayılı kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için, geçici 81/B-I maddesi gereği, 20 yıl sigortalılık süresi, 48 yaşın doldurulması ve 5525 gün uzun vadeli sigorta kollarından prim ödenmiş olması gerekmektedir. Davacının 506 sayılı Yasanın geçici 81. maddesi uyarınca, 01.05.1992 sigorta başlangıç tarihine göre, 48 yaş şartını 26.04.2016 tahsis talep tarihinde yerine getirmediği, 26.04.2016 tarihli talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanamayacağı, 48 yaşını doldurduğu 02/04/2018 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunmadan aylığa hak kazanamayacağı, yaşlılık aylığı için yazılı talepte bulunmanın şart olduğu, dolayısıyla tahsis talep tarihi itibariyle aylık bağlama koşulları oluşmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26/04/2021 gününde karar verildi.