YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4668
KARAR NO : 2021/6379
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … 1.İş Mahkemesi
Dava, davacıların murisi …’a eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işlemi nedeniyle, borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davacılar ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacılar vekili; Davacıların 16.02.2015 tarihinde vefat eden …’ın mirasçıları olduğunu, davalı Kurumun müteveffa … adına 08.06.2016 tarihli ve 8.195.702 sayılı Borç Bildirim Belgesi düzenleyerek yersiz ödendiği iddiası ile 35.890.73 TL’nin ödenmesini …’ın oğulları olan müvekkillerinden talep ettiğini, 27.06.2016 tarihinde yaptıkları itirazın 21.07.2016 tarihli ve 9.615.416 varide sayı ile reddedildiğini, yersiz ödemeye dayanak …’a eşi …’ın 22.03.2011 tarihinde ölümünden sonra bağlanan dul aylığı olduğunu, …’ın vefat etmeden önce en son …’a tabi çalıştığından bahisle muris …’a bağladığı dul aylığını iptal ettiğini, muris eşin dul aylığı almaya hakkı bulunduğunu, kaldı ki ölen eşin … veya başka bir sosyal güvenlik kurumundan almakta olduğu maaşın belli bir kesintiden sonra kendisine ödenmesi gerektiğini, kurumun kendi hatalı işleminin sonucunu davacılara ödetmek istediğini, işlemin iptal edildiği düşünülse dahi sağ kalan eş … maaşın hak ettiğinden ölüm tarihi itibariyle … maaşının …’a bağlanıp tenkis işlemi yapılmak suretiyle …’ın hak ettiği miktarın kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davacıların, davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP :
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; …’ın müteveffa eşi …’ın 1996-1997 yıllarında 506 sayıl yasa kapsamında hizmeti ve 16.06.1972- 18.11.1982 tarihleri arasına ilişkin 506 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı hizmet borçlanması ile birlikte 4217 gün sigortalı hizmeti bulunduğunu, 01.03.2007 tarihinde ise bu kez “yurtdışı ve muhtar” olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında tescilinin gerçekleştiğini, 1479 sayılı yasa kapsamında da 01.10.2002-30.06.2006 tarihleri arasında yurtdışı ev kadınlığı sürelerini borçlandığını, 1479 sayılı Yasa kapsamında 1349 gün hizmeti bulunduğunu, 2829 sayılı Yasanın amir hükmü gereğince son yedi yıllık süre içinde hizmetinin yarısından fazlası 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmiş olmasından dolayı 5510 sayıl Kanunun 4/I-b statüsünde bağlanması gerekirken sehven 5510 sayıl Kanunun 4/I-a statüsünde aylık bağlandığının tespit edildiğini, bu nedenle …’ın davacıların murisi …’ın 01.05.2011-18.03.2015 tarihleri arasında yersiz aldığı 35.890.73 TL’nin (13.05.2016 tarihi itibariyle) kendisine borç olarak tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının davasının kısmen kabulü ile;
Davacılar Murisi …’a müteveffa eşi …’ın müstakilen Mülga 506 Sayılı Yasayı tabi hizmetleri üzerinden 01/04/2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının geçerli sayılması gerektiği,
Davacılar Murisi …’a müteveffa eşi …’dan dolayı Mülga 1479 Sayılı Yasaya göre 01/04/2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının iptali gerektiği,
Davacıların Murisleri …’a 01/04/2011-27/01/2015 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasaya göre bağlanan ve yersiz ödenen ölüm aylıklarına ilişkin 31.220,16 TL borcu bulunduğu, söz konusu borcun 5510 Sayılı Yasanın 96/1-B bendi gereğince 22/06/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte kuruma ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR
Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf gerekçelerini tekrarla; yerel mahkeme kararının 06/12/2018 tarihli bilirkişi raporunun kopyalanıp yapıştırılması şeklinde olduğunu, davacı murisine dul maaşı olarak tek bir kurumdan maaş bağlandığını, …’a ödenmiş olduğu iddia edilen 4/1-a dul maaşı bağlandığına ilişkin dosyada herhangi bir evrak bulunmadığını, davacı ve murislerine yersiz ödeme yapılmamış olmasına rağmen kurum tarafından hatalı ödedikleri iddia edilen 4/1-b dul maaşı ile hiç ödenmemiş olan 4/1-a kapsamındaki aylığın talep edildiğini, …’a müteveffa eşinden dolayı 4/1-b kapsamında ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin tahsis dosyasının celbedilmediğini, 4/1-a maaşına ilişkin kayıtlarında dosya içerisini alınması gerektiğini, delillerin eksik toplandığını, davacılar murisine eşinden dolayı bağkurdan ölüm aylığı bağlanması gerekirken sehven 01/04/2011 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında ikinci kez ölüm aylığı bağlandığının anlaşılması üzerine 4-a kapsamındaki aylığın 01.04.2011 tarihinde aynı gün iptal edildiğini, murise herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının kuruma borcu olmadığını ancak kurum tarafından da 4/I-a kapsamında yapılan bir ödemenin de bulunmadığını, 4/1-a ve 4/1-b kapsamında ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin her iki tahsis dosyasının dosya içine alınarak mahsup yapılması, davacıların murisine ödenmesi gereken meblağın tespiti ile ödendiği iddia edilen meblağ mahsup edildikten sonra kalan kısmın artı ise davacılara, eksi ise davacılardan talep edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı … vekili; kurum kayıtlarının tetkikinde … Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı’nın 27/04/2016 tarih-43/100385 sayılı yersiz ödeme konulu yazılarında; … tahsis numarası ile dul aylığı almakta iken …’a yersiz olarak ödenen 01/05/2011-18/03/2015 tarihleri arasındaki aylığı/sosyal yardım zammı tutarı 35890,73-TL fuzuli ödeme yapıldığının tespit edildiğini, sözkonusu Kurum alacağına ilişkin borç kaydı işleminin Başkanlık tarafından yapıldığını, ödenen 01/05/2011-18/03/2015 tarihleri arasındaki Kurum alacağının 5510 Sayılı Kanunun 96. Maddesinin birinci fıkrasının (B) Bendi uyarınca tahsil edilmesinin bildirildiğini, İş bu yazıda;yersiz ödeme nedeninin de, “2829 Sayılı Kanun uyarınca 41/1-b statüsünde aylık bağlanması gerekirken sehven 4/1-a statüsünde dul aylığı bağlanması olarak belirtildiğini, Davacı murisleri …’ın muris eşi …’ın sigortalı kayıtların tetkikinde toplam 4217 gün sigortalı hizmetinin bulunduğunu, Murisin, 01/03/2007 tarihinde ise bu kez 1479 Sayılı Kanunun Kapsamında … Bağ numarası ile “Yurt dışı ve muhtar” olarak sigortalı tescilinin gerçekleştirildiği, 1479 Sayılı Kanun Kapsamında da, 01/10/2002-30/06/2006 tarihleri arasında yurt dışı ev kadınlığı sürelerini borçlandığı, murisin 1479 Sayılı Kanun kapsamında toplam 1349 gün (3 yıl 8 ay 29 gün)sigortalı hizmetinin bulunduğu tespit edildiğini, bu durumda, davacıların murisi …’a muris eşi … nedeniyle bağlanmış olan dul aylığının, 2829 Sayılı Kanun’un belirtilen amir hükmü uyarınca son 7 yıllık hizmetinin yarısından fazlasının 1479 Sayılı Kanun kapsamında geçmiş olmasından dolayı 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b statüsünde bağlanması gerekirken sehven 5510 Sayılı Kanun 4/1-a statüsünde bağlandığı tespit edildiğini, bu sebeple, davacıların murisi …’ın 01/05/2011-18/03/2015 tarihleri arasında yersiz olarak aldığı 35.890, 73-TL (13/05/2016 tarihi itibariyle) borç olarak tahakkuk ettirildiğini, 5510 Sayılı Kanunun yersiz ödemeleri geri alınması başlıklı 96. Maddesi uyarınca; “Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmü doğrultusunda, Kurumun işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; 599’uncu maddesinde, mirasçıların, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazandıkları, kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçıların, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazandıkları ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu oldukları, atanmış mirasçıların da mirası, miras bırakanın ölümü ile kazandıkları, yasal mirasçıların, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlü oldukları belirtilmiş, 605’inci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen belirlenmiş ise, mirasın reddedilmiş sayılacağı bildirilmiş, 606’ncı maddesinde, mirasın, üç ay içinde reddolunabileceği, bu sürenin, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça miras bırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacağı açıklanmış, 610’uncu maddesinde, yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçının, mirası kayıtsız koşulsuz kazanmış olacağı, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan, ya da, tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçının, mirası reddedemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, miras bırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat miras bırakan tarafından yerine getirilmesi gereken kişisel edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder. Miras bırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız eylemlerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilir. Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önem arz etmemektedir ve mirasın kesin olarak kazanılması ile başlayan bu sorumluluk, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizleri de kapsamaktadır. Miras açıldığı sırada terekenin pasifi aktifinden fazla ise tereke borca batık sayılmaktadır ve ayrıca, borca batıklık olgusunun tespiti dava yoluyla istenebileceği gibi açılmış bir davada itiraz olarak da ileri sürülebilir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacılar murisi …’ın 16.02.2015 tarihinde vefatı üzerine, veraset ilamına göre davacılar ile birlikte dava dışı …’ın da, yasal mirasçı olduğunun anlaşılması üzerine, yargılama aşamasında davacılar vekili tarafından 17.01.2019 günlü celsede …’a davanın ihbar edilmesinin talep edildiği, Mahkemece her ne kadar ara kararla, …’a yönelik tebligat yapılmasına karar verilmişse de, dosyadaki kayıtların incelenmesinde, tebligata ilişkin bir kaydın olmadığı bu meyanda davaya katılımının sağlanmadığı anlaşılmakla, mirasçıların tümü davaya dahil edilmeden yargılamanın bir kısım mirasçılar tarafından yürütülerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla; murisin tüm mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmiş olması isabetsizdir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, davacıların murisi …’ın yasal mirasçısı olan, …’a usulüne uygun olarak tebligat yapılmalı, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almaları sağlanmalı, davaya dâhil edilen mirasçının gösterdiği deliller toplanmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılar’a iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2021 gününde karar verildi.