Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/475 E. 2021/6285 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/475
KARAR NO : 2021/6285
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve dahili davalı … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, 16.07.2013 ve 23.09.2013 tarihli iş kazaları sonucunda sürekli iş göremez durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir, yapılan tedavi giderleri ve ödenen geçici iş göremezlik ödemeleri sebebiyle oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile, 80.787,26 TL. İlk peşin sermaye değerli gelir, 3.975,23 TL. hastane masrafı, 82,09 TL. ilaç bedeli, 4.207,29 TL. geçici iş göremezlik ödeneği olmak üzere toplam 89.051,87 TL. kurum zararının peşin sermaye değerinin onay, geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme, tedavi ve ilaç giderleri için sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle;
“Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Dahili davalı vekili; davalı ile zorunlu dava arkadaşı olmadıkları, bu sebeple davaya dahil edilerek yargılama yapılamayacağı, şirkete karşı usulünce açılmış bir dava bulunmadığı, yokluklarında yapılan işlemler nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı ve esasa ilişkin diğer gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili; işverenlerin tam kusurlu olup kazalı işçiye kusur izafe edilemeyeceği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava, Kurum zararının 5510 sayılı Yasanın 21 ve 76. maddeleri gereğince rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Taraflar ve Davaya Katılan Üçüncü Kişiler başlıklı dördüncü bölümünde dava arkadaşlığı, davanın ihbarı ve davaya müdahale ile ilgili maddeler yer almaktadır.
İhtiyari dava arkadaşlığı ile ilgili HMK 57. maddede “(1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması, “hükmü ile 58. maddede” ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.” düzenlemeleri getirilmiştir.
HMK 59 ve 60. maddelerde ise hangi hallerde mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olacağı belirtilmektedir. Bu durumda maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi halinde mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğu, mecburi dava arkadaşlığında ancak birlikte dava açılabileceği veya aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği görülmektedir.
Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı var ise, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava, bütün dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise bu halde davalı durumundaki kişinin ya da kişilerin, bu davada yalnız başına taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur; davalı sıfatı mecburi dava arkadaşlarının tümüne aittir. Ancak bu halde dava sıfat yokluğundan reddedilmez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davacı kendisine verilen kesin süre içinde davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmez ise o zaman dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Diğer yandan HMK 61-70 maddeleri arasında davanın ihbarı ve davaya müdahalenin usulü ve şartları yer almakta olup, taraflardan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Davayı ihbarın usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. İhbar olunan kişinin HMK.’nın 63. maddesine göre ancak davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma imkanı bulunmaktadır. Kendisine dava ihbar edilen üçüncü kişi davada taraf olma sıfatını kazanmaz. İhbar olunan gerçek veya tüzel kişi, derdest bir davada en fazla olarak müdahil sıfatı alabilecek kişidir ve bu nedenle de ihbar olunanın hakkında karar verilemez. Islah ile de taraf değişikliği mümkün değildir.
Davada söz konusu olan, bir veya birkaç dava arkadaşına karşı açılan davanın, diğer dava arkadaşlarına da teşmil edilip edilemeyeceğidir. Mecburi dava arkadaşlığı dışındaki diğer hallerde dava arkadaşlığı ihtiyaridir. Davacı, bu kişilere karşı ihtiyari dava arkadaşı olarak (müteselsil borçlulara) birlikte dava açabileceği gibi yalnız birine veya birkaçına da dava açabilir.
5510 sayılı Yasanın 21. maddesinde “(1) İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. (4) İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir….” hükmü düzenlenmiştir.
Yasa hükmüne göre iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunan işveren ve üçüncü kişiler arasında müteselsil sorumluluk ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Somut olayda; davalı … ile davaya dahil edilen … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş. arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Zira her ikisi de aynı kaza olayından dolayı Kuruma karşı sorumludurlar. Bu durumda … ve … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş. aleyhine birlikte dava açılabileceği gibi her ikisine de ayrı ayrı dava açılabilir. Davacı Kurum tarafından sadece alt işverene karşı rücuan alacak davası açılmış olduğundan kusurlu olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında ek dava açılması ve işbu dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, usule aykırı olarak … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş.’nin daha sonra davaya dahil edilmesi mümkün değildir.
Netice olarak; taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup usulüne uygun olarak … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş. hakkında açılmış bir dava olmadığı halde talep üzerine davaya “dahili davalı” olarak dahil edilerek hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, dahili davalı … Enerji İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde dahili davalı …ne iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 17.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi