YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9196
KARAR NO : 2021/13756
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
No : 2019/428-2020/1299
İlk Derece
Mahkemesi : Lüleburgaz İş Mahkemesi
No : 2014/245-2018/553
Dava, iş kazasından sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili 07.07.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket işçisi olarak çalışmaktayken 08.03.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; 08.03.2014 tarihînde işe başlayan davacı ile iş görüşmesi, İş sözleşmesi, maaş ödemesinin kendilerince yapılmadığını, davacının çalıştığı bölümde istifte bulunan ağaç parçasını çekerken dalgınlık ve dikkatsizlik sonucu ayağına düşürdüğünü, olayın oluşumunda kimsenin kusurunun bulunmadığını, tamamen davacının dikkatsizliği ve dalgınlığı sonucu olduğunu, davacının tedavisinin yaptırıldığını, 3 gün hastanede yattıktan sonra 1 ay iş göremez raporu verildiğini, hastane masrafının kendisince ödendiğini, ayrıca hasta olduğu sürede toplam 2.000,00 TL tutarındaki haftalıklarının davacıya ulaştırılmak için … tarafından elden teslim edildiğini, maddi yönden mağdur edilmediğini, 3 aylık rapor süresinin bitiminden sonra çalışmaya başlayıp 13 gün sonra maddi sorunları nedeniyle maaşına haciz geldiğini, maaşında haciz nedeniyle kesinti yapılacağının bildirilmesi üzerine de işyeri terk ederek işe gelmediği, 01.07.2014 tarihinde işi bıraktığını, işyerinde iş güvenliğinin üst düzeyde olduğunu, 1993 yılından bu yana faaliyette bulunan işyerinde ilk kez bir iş kazasını meydana geldiğini, tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini beyanla: davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “Davanın kabulü ile, Maddi tazminat talebinin kabulü ile 132.297,49 TL maddi tazminatın, iş kazasının gerçekleştiği 08/03/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, Manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazasının gerçekleştiği 08/03/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: iş kazasının gerçekleşmesinde tanık beyanlarına göre müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığı sabit olduğundan davacının asli kusurlu olduğunu, davacının bu tedbirlere uymadığını, davacıya ödeme yapıldığını, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde çelişkinin giderilmediğini, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL ve 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070 TL’dir.
Somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin 29.11.2018 tarihli kararıyla davacı lehine 20.000 TL, manevi tazminata hükmedildiği kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2020 tarihli karıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği ve bu hükmün davalı vekili tarafından temyiz edildiği gözetildiğinde HMK 110. Maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında kesinlik sınırının diğer maddi tazminat hükmünden bağımsız değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 72.070 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz istemlerinin kesinlik nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, yargılama giderleri yönünden hüküm tesis edilmekle beraber, dosya kapsamındaki kayıt ve belgelere göre Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 06.06.2018 tarihli rapor gereğince 26.06.2018 tarihli faturaya istinaden tahakkuk etmiş olan 693,50 TL’nin ödenmesine dair kayda rastlanmadığı, 02.03.2017 ve 17.07.2018 tarihli ara kararlar gereğince de söz konusu masrafın davalı avansından karşılanmasına karar verildiği halde ödeme makbuzunun dosya kapsamında yer almaması hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, … Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi hükmü bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Lüleburgaz İş Mahkemesinin 29.11.2018 tarih ve 2014/245 E- 2018/553 K sayılı ilamının 5 nolu fıkrasından sonra gelmek üzere 6 nolu hüküm fıkrasının tesisi ile:
“6- Davalının avansından karşılanmasına karar verilen ancak ödendiği anlaşılamayan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 06.06.2018 tarihli raporu gereğince düzenlenen 26.06.2018 tarihli fatura gereğince tahakkuk etmiş olan 693,50 TL’nin davalı delil avansından tahsili ile ilgili kurum hesabına ödenmesine, avanstan karşılanamayan kısmın davalıdan tahsili ile ilgili kurum hesabına ödenmesine (bu hususta ödeme makbuzu ibrazı halinde tahsilde tekerrüre yol açmamak için hazine lehine gider tahsili pusulası yazılmasına yer olmadığına)” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2021 gününde oyçokluğuyla karar verildi.