YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9334
KARAR NO : 2021/15989
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı tarafından temyiz, davacı tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı 205.065,28 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacı lehine 203.288,16 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminat istemlerinin tamamen kabul edilmesi gerektiğini, kusurun hatalı tespit edildiğini,
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, olayla ilgili görgüye dayalı bilgilerinin olmasının mümkün olmadığını, kazanın davacının bulunduğu yerden atlaması neticesinde olduğunu, bilirkişi kusur raporunda bu hususun irdelenmediğini, markette merdiven, platform bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı tanıklarının dahi merdivenin bulunduğunu söylediklerini, tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, hesap raporlarının birbirleri ile çelişkili olduğunu, davacının şef değil düz işçi olduğunu, asgari ücretle çalıştığını, fazla mesainin ve 100,00 TL kağıt parasının ücrete dahil edilmesinin doğru olmadığını, asgari ücretten hesap yapılması gerektiğini, mahkemece önce fazla mesainin hesaba dahil edilmediği bir rapor alınması konusunda ara karar kurulmuşken keyfi olarak bu ara kararından rücu edildiğini ileri sürmüşlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından davacının sürekli iş göremezlik oranının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü… Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’nin … tarih 001552 sayılı kararı ile %23,20 olarak tespit edildiği, davalı tarafın aşamalarda ve kanun yolu safhasında tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itirazları bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları’na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Yasayla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu’nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.
Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihinin kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
Somut olayda, davalının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itirazı söz konusu olmasına karşın yukarıda belirtilen prosedür işletilmeden, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’nin … tarih 001552 sayılı kararı ile belirlenen %23,20 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranının tespiti konusunda yukarıda açıklanan prosedürü işletmek, davacının sürekli iş göremezlik oranına yönelik bir itirazı bulunmaması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı dikkate alarak sürekli iş göremezlik oranını kesin olarak belirlemek, ortaya çıkacak sonuca göre yeniden hesap raporu alınmasının gerekli olması halinde, davacının itirazının … tarihli hesap raporuyla belirlenen zarar tutarına yönelik olmayıp yalnızca geçici iş göremezlik döneminde geçici iş göremezlik ödeneği alınmaksızın işveren tarafından ücretin tam olarak ödenmesi nedeniyle anılan hesap raporuna dercedilen 1.777,12 TL geçici iş görermezlik dönem zararının hüküm kurulurken dışlanmasına yönelik bulunduğunu dikkate almak, bu nedenle anılan 25/09/2017 tarihli hesap raporundaki bilinen(iskontosuz), bilinmeyen(iskontolu) dönem verileri esas alınmak suretiyle işlemiş dönem ileri çekilmeksizin, bir irdeleme ve belirleme yapılmak suretiyle hesap raporu düzenlenmesi gerektiğini gözetmek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazları ile davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,… gününde oybirliğiyle karar verildi.