Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/1071 E. 2021/12462 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1071
KARAR NO : 2021/12462
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2020/1511-2020/1338
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2018/462-2020/159

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince, 6100 sayılı Kanunun 366/1. maddesinin yollamasıyla aynı Yasanın 346/1. maddesine göre davalı … vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine, davacı ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dosyaya sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, davalının işlettiği … Hotel isimli işyerinde 03/05/2006 – 01/06/2009 tarihleri arasında kat görevlisi olarak çalıştığını, işyerinin otel olması nedeniyle pazar günü de dahil olmak üzere haftanın 7 günü aralıksız olarak çalıştığını, davacı müvekkilinin 03/05/2006 – 01/06/2009 tarihleri arasında aralıksız çalışmasının SGK’ya bildirilmediğini belirterek, davacının 03/05/2006-01/06/2009 tarihleri arasında davalı şirkette asgari ücret karşılığında hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın açmış olduğu davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davalı müvekkilinin işlettiği… Hotel’de 03/05/2006-01/06/2009 tarihleri arasında kat görevlisi olarak aralıksız şekilde çalıştığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı müvekkilinin otelinde çalışmışlığının üzerinden 5 yıldan fazla bir zaman geçmiş bulunduğundan hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri dolduğundan dolayı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar müvekkilinin davalıya ait işyerinde davaya konu dönemle ilgili olarak sürekli çalıştığını ve bu sürelerin kuruma bildirilmediğini iddia etmekle, kurum kayıtlarının karine olması sebebiyle de davacının bu sürekli çalışma iddiasının yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle davanın kabulü ya da kısmen kabulü halinde kurumu aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın işçi alacakları yönünden müvekkili kurum açısından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece Mahkemesi’nce, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacının davalı …’a ait… Hotel isimli işyerinde; 01/06/2007-30/06/2007 tarih aralığında 30 gün, günlük brüt 18,75-TL, 01/01/2008-30/06/2008 tarih aralığında 180 gün, günlük brüt 20,28-TL, 01/07/2008-31/12/2008 tarih aralığında 180 gün, günlük brüt 21,29-TL, 01/01/2009-01/06/2009 tarih aralığında 151 gün, günlük brüt 22,20-TL ücretle Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmeyen çalışmalarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
6100 sayılı Kanunun 366/1. maddesinin yollamasıyla aynı Yasanın 346/1. maddesine göre davalı … vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine, davacı ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, salt tanık beyanlarına dayalı olarak tespit edilen sürelerin kabulünün mümkün olmadığından bahisle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, eldeki dava, Mahkemece, davacının, davalı işyerinde iki dönem halinde olmak üzere 01.06.2007-30.06.2007 ve 01.01.2008-01.06.2009 tarihleri arasında çalıştığından bahisle hizmetlerinin tespitine karar verilmesi karşısında, davacının tespitine karar verilen 01.06.2007-30.06.2007 tarihleri arasında geçen dönem yönünden talebin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığının değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.