Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/10782 E. 2022/11125 K. 22.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10782
KARAR NO : 2022/11125
KARAR TARİHİ : 22.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Davacının aylığın kesilmesine ve yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk derece mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içerisinde duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış, duruşma için 15/06/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı asil … ve adına Av. … ile davalı SGK Başkanlığı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı kurumun 23.06.2016 tarih ve 8.991.556 sayılı yazıları ile 01.06.2005 – 31.12.2015 tarihleri arasında yaşlılık aylığı almakta iken çalıştığının tespit edildiğinden bahisle aldığı aylıkların iadesi için 01.07.2016 tarihinde borç bildirimi tebliğ edildiğini, söz konusu bildirimde 105.687,37TL borç aslı ve 23.06.2016 tarihi itibari ile 65.544,49TL işlemiş faiz istenildiğini, müvekkilinin 01.07.2016 tarihli dilekçesinde … Tasfiyehanesi A.ş’den emekli olduğunu, 07.02.2005 tarihinden itibaren özel statü içerisindeki … İnternatıonal Limited şirketinde çalışmaya başladığını, bu tarihten itibaren sosyal güvenlik desten primine tabi olarak çalıştığını ve aldığı ücretten SGDP kesintisi yapıldığını, … Internatıonal Limited şirketinin 01.08.2012 tarihinde kamu kurumu statüsünü aldığını, şirketin statüsünün değiştiği bu tarihten sonra yaşlılık aylığı almadığını, aynı zamanda talep edilen borcun zaman aşımına uğradığını, belirterek borca itiraz ettiğini, davalı kurumun 26.09.2016 tarih e 5074379 sayılı cevabi yazılarında yaşlılık aylığı almakta iken 01.06.2005 – 13.01.2016 tarihleri arasında 30.05.2005 tarihinde tescil edilen … sicil numaralı … Internatıonal Limited şirketi resmi işyerinde tüm sigorta kollarına tabi çalıştığını ve 5335 sayılı kanun kapsamında aylığının kesildiğini, bu arada 21.01.2006 – 20.08.2012 tarihleri arasında yaşlılık aylığı almaya devam ettiğinin anlaşıldığını, bu sürede aldığı aylıkların 10 yıllık zaman aşımı süresi de dikkate alınarak 105.687,37TL borç kaydı yapıldığını, yapılan işlemde herhangi bir hatanın bulunmadığını bildirdiğini, davacının … Internatıonal Limited şirketine 24.12.2015 tarihinde verdiği dilekçe ile emekliye ayrılacağını, istediğini, davalı kurumun 19.01.2016 tarihli yazısı ile davacının 14.01.2016 tarihli yazıları ile müvekkilinin tahsis işlemlerinin gerçekleştiğini bildirdiğini, dava konusu dönemde davacının sigortalı bildirimlerinde emekli olduğunun bildirildiğini ve her SGDP kesintisi yapıldığını, ancak … A.ş’nin 07.02.2012 tarihinde 233 sayılı KHK’ya tabi iktisadi kamu kuruluşu niteliğini aldığını, 01.08.2012 tarihinden sonra davacının emekli maaşının kesildiğini, davacının davalı kuruma hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını, kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu borcun zaman aşımına uğradığını ve bu yönüyle kurum işleminin iptalinin gerektiğini davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 105.687,37TL borç aslı ve faiziyle ilgili olarak davacının kuruma borçlu olmadığının tespiti ile dayanak kurum işleminin iptaline ve davalı kurumca tahakkuk ettirilen borcun icraya intikal ettirilmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini, davanın … International Ltd. Şti … şubesi’de de ihbar edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davacının yaşlılık aylığı almakta iken 01.06.2005 – 13.01.2016 tarihleri arasında 30.05.2005 tarihinde tescili yapılan 1065134 01 53 sicil numaralı … Internatıonal Ltd. Şti resmi iş yerinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştığı ve 5335 sayılı kanun kapsamında ve 506 sayılı kanunun 63. Maddesi gereği yaşlılık aylığının 01.06.2005 tarihi itibariyle durdurulduğunu bu arada 21.01.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, kurumlarınca yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Tüm dosya kapsamı itibariyle: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının … Internatıonal Ltd. Şti. işyerinde çalışması nedeni ile yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği konusunda olduğu, davacının yaşlılık aylığı almakta iken bu şirkete ait işyerinde 01.06.2005 tarihinden itibaren hizmet akdine dayalı sigortalı olarak çalışması nedeni ile 5335 Sayılı Yasa’nın 30. Maddesi gereğince yaşlılık aylığının kesildiği, … Internatıonal Ltd. Şti.’ne ait işyerinin Başbakanlık Devlet Teşkilatı kayıt sisteminde 38619597 teşkilat kodu ile bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) olduğunu, …’ın hiyerarşisinde Genel Müdürlük seviyesinde bağlı ortaklık olarak Devlet Teşkilat Sisteminde faaliyet göstermekte olduğu, şirket sermayesinin tamamının kuruluş tarihi olan 03/07/1996 tarihinden bu yana kamuya ait olduğu, işyeri sermayesinin %50 sinden fazlasının kamuya ait olduğunun açıkca anlaşıldığı, hal böyle olunca davacının dava konusu dönemde çalıştığı … Internatıonal Ltd. Şti.’nin 5335 Sayılı yasanın 30/4 maddesinin f bendinde öngörülen istisna kapsamında olmadığı ve işyerinde aynı maddenin 2. fıkra kapsamındaki kurum, kuruluş, ortaklık vs. olduğu, davacının bu dönemde kurumdan emekli aylığı almasının mümkün bulunmadığı, kurum tarafından yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davanın reddine kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:1-Davacı vekilinin yeniden rapor düzenlenmesi talebinin reddine,
2-Davanın reddine, karar vermiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, Somut uyuşmazlıkta; davacının yaşlılık aylığı almakta iken bu şirkete ait işyerinde 01.06.2005 tarihinden itibaren hizmet akdine dayalı sigortalı olarak çalışması nedeni ile 5335 Sayılı Yasa’nın 30. Maddesi gereğince yaşlılık aylığının kesildiği, … Internatıonal Ltd. Şti.’ne ait işyerinin Başbakanlık Devlet Teşkilatı kayıt sisteminde 38619597 teşkilat kodu ile bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) olduğunu, …’ın hiyerarşisinde Genel Müdürlük seviyesinde bağlı ortaklık olarak Devlet Teşkilat Sisteminde faaliyet göstermekte olduğu, şirket sermayesinin tamamının kuruluş tarihi olan 03/07/1996 tarihinden bu yana kamuya ait olduğu, davacının dava konusu dönemde çalıştığı … Internatıonal Ltd. Şti.’nin 5335 Sayılı yasanın 30/4 maddesinin f bendinde öngörülen istisna kapsamında olmadığı ve işyerinde aynı maddenin 2. fıkra kapsamındaki kurum, kuruluş, ortaklık vs. olduğu, davacının bu dönemde kurumdan emekli aylığı almasının mümkün bulunmadığı davacının istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. maddesine göre; tarifenin 2. kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorsa avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin 2. kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydı ile tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Yukarıdaki açıklama dikkate alındığında davada reddedilen miktar dikkate alınarak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf talebinin kabulü ile yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince Mersin 1. İş Mahkemesi’nin 2016/222 -2018/311 E.K.sayılı kararının kaldırılmasına,
II-Davanın reddine; karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, işveren … İnternatıonel Limited Şirketi tarafından müvekkilinin maaşından her ay Sosyal Güvenlik Destekleme Primi kesilmiş, müvekkilinin 07.02.2005 tarihinden 07.02.2012 tarihine kadar emekli çalışan olarak bildirgeleri verilmiş ve müvekkilimin emekli maaşından sosyal güvenlik destek primi kesilmişken davalı kurumun 01.06.2005 – 31.07.2012 tarihleri arasındaki emekli (2) SGDP bildirim kodunu iptal ettirilip tüm sigortalılar koluna geçirip normal çalışan (1) yapması hukuka aykırı olmuştur. Keza müvekkilin Sosyal Güvenlik Destekleme Primini, sigorta bildirgelerini … İnternatıonal Ltd.Şti. davalı Kuruma vermiş olup,prim ve bildirgelerde var ise bir hata veya eksiklik bu durumdan hiç kuşkusuz müvekkilim değil işveren … ve SGK kurumu sorumlu olacaktır.
Yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile belirtmek isteriz ki SGK kendi sigortalılık ve işyeri denetimlerini yerine getirmekten bizzat sorumlu olup, müvekkilimin 01.08.2012 tarihinde emekli maaşı kesildiği dönemde bahse konu prim ve bildirgelerde hiçbir hata görmeyen davalı kurumun yıllar sonra müvekkilime borç tahakkuk ettirmesi hukuka ve hakkaniyete ve kamu düzenine aykırı bir durum olduğunu belirterek, kararın bozulmasını ve talebi gibi karar verilmesini talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava; 506 sayılı Kanun kapsamında 01.02.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davacı hakkında 5335 sayılı Yasa’nın 30’uncu maddesi kapsamında … Internatıonal Ltd’ne bağlı olarak geçen çalışmaları nedeniyle 2016 yılında yapılan kurum işlemi ile davacıya bağlanan yaşlılık aylıklarının kesilmesi ve 01.06.2005 tarihinden itibaren davacıya yapılan aylık ödemelerinin 5510 sayılı Yasa’nın 96’ncı maddesinin “a” bendi kapsamında yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirilmesine karşın, kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece; davanın reddine dair karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı; 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafları ile 5335 sayılı Yasa’nın 30/2. maddesidir. 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5277 sayılı Bütçe Kanunu’nun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragrafları “…Her hangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda her hangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11. maddesine göre alınmış Bakanlar Kurulu kararları 2005 yılında uygulanmaz.” düzenlemesini içermektedir.
Bütçe Kanunu ile yapılan bu düzenleme sonrasında kanun koyucu; bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacağına ilişkin Anayasa’nın 161. maddesi hükmünü gözeterek, bütçe kanunlarında yer almaması gereken hükümlerin temizlenmesi amacıyla çıkardığı 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 29. maddesinin (c) bendi ile; 5277 sayılı Kanunun 25. maddesinde yer alan hükmü yürürlükten kaldırmış, ancak, aynı düzenlemeyi anılan kanunun 30. maddesi ile yeniden getirmiş ve bu madde 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Diğer taraftan, 5277 sayılı Kanunun 25. maddesinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile açılan dava sonucunda, 28.12.2005 gün 2005/146-105 sayılı kararla; anılan maddenin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragraflarının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, aynı yönde yapılan başka bir başvuru üzerine de anılan mahkemenin 29.11.2005 gün 2005/6-93 Sayılı kararı ile 5277 sayılı Yasanın 25. maddesinin (f) fıkrasının, 21.4.2005 günlü 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. maddesinin (c) fıkrasıyla yürürlükten kaldırıldığına ve 25. maddenin (f) fıkrasına yönelik Anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin konusu kalmayan istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, aynı düzenlemeyi içeren 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan dava sonucunda ise 03.04.2007 gün 2005/52 Esas 2007/35 Karar Sayılı hükümle, anılan kanun maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 105. maddesinde sayılan uygulanmayacak hükümler arasında 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin yer almaması, Anayasanın 153. maddesinin “iptal kararları geriye yürümez” hükmünü içermesi karşısında; her hangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin her hangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılmayacakları ve görev yapamayacaklarına dair düzenlemenin 01.01.2005 tarihinden başlamak suretiyle yürürlükte olduğu belirgindir
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.03.1996 gün ve 1995/14-966 Esas, 1996/124 Karar sayılı; 28.02.2007 gün ve 2007/2-91 Esas, 2007/85 Karar ve 27.04.2011 gün 2011/17-50 Esas, 2011/231 Karar, 2012/10-20 Esas, 2012/235 Karar sayılı kararları )
Eldeki davada mahkemece davalı kurum işleminin yerinde olduğu ve 5510 sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “a” bendi kapsamında iade borcu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmakta olup, davacı hakkında yapılan sosyal güvenlik destek primleri ödemeleri ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında davalı kurumun borç tahakkukuna ilişkin işleminin tebliğ tarihi ve dönemleri netleştirilmek suretiyle kurum alacağının 5510 sayılı Yasa’nın 96’ncı maddesinin “b” bendi kapsamında belirlenerek davacının, davalı Kurumun borç tahakkukuna dair kurum işleminin iptali ve menfi tespit istemi bakımından uygun bir karar verilmesi gerekirken, davalı Kurum işleminin tümüyle yerinde olduğu kabul edilerek davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca araştırma ve irdeleme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz eden davacı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.