YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10892
KARAR NO : 2021/15641
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin 1994-2001 yılları arasında TSK’da görev yaptığını, bu tarihler arasında Emekli Sandığına gerekli primlerin tümünün yatırıldığını, müvekkilinin 2001 yılı Ağustos ayında hakkında ihraç kararı verildiğini, TSK ve Emekli Sandığından ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin 2001 Ağustos, 2011 Mart ayı arasında Bağkur ve SSK primlerini kendi imkanları ile yatırdığını, 6191 sayılı Yasa imkanlarından faydalanan müvekkilinin 2011 yılı Mart ayından itibaren memuriyet görevine geri döndüğünü, görevinin devam etmekte olduğunu, 6191 sayılı Yasa gereğince 2001 Ağustos 2011 yılı Mart ayı arasındaki SSK primlerinin TSK tarafından tümüyle Emekli Sandığına ödendiğini, Genel Kurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığının 28/03/2017 günlü saymanlık belgesine göre 35.940,17 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin bu tarihler arasındaki prim ödemesinin mükerrer tahsil edildiğini, müvekkilince yapılan primlerin geri ödenmesini kurumdan talep ettiklerini ancak taleplerinin reddedildiğini beyanla şimdilik 2000 TL alacağın davalıdan tahsilini, ıslah dilekçesi ile de 15.343,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1- Davacının davasının kabulü ile,
15.343,00 TL alacağın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, her bir primi kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ay başına kadar süre için yasal faiz yürütülmesine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ,
2-… İş Mahkemesinin 21/06/2018 gün ve 2017/192 E.-2018/187 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine,
3-Davanın reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114’üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca “aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” bir başka deyişle derdest olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı kanunun 115’inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır.
Anılan madde metninde belirtildiği üzere derdestlik; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olup da görülmeye devam ediyor olmasıdır. Derdestlik açısından aynı dava olma koşulları aslında maddi anlamda kesin hüküm koşulları ile paralellik gösterir. Bu bağlamda derdestliğin söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması gerekir.
Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır.
Somut olaya dönüldüğünde, davacının … İş Mahkemesi’nin E.2012/44 sayılı dosyası üzerinden açtığı davada, davacının 05.01.2005-30.01.2009 tarihleri arasında 14.137,00 TL tutarında Bağ-Kur primini SGK’ya ödediğini, bu tarihler arasına ilişkin primlerin hem Hava Kuvvetleri Komutanlığı hem de kendisi tarafından mükerrer ödendiğini beyanla mükerrer ödenen 14.137,00 TL Bağ-Kur priminin ödeme tarihinden itibaren iadesini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın onanarak kesinleştiği; eldeki davada ise, prim ödemesinin mükerrer tahsil edildiğini beyanla, bilirkişi raporu ile alacağın 14.137,00 TL Bağ-Kur primi, 1.206,40 TL SSK primi olduğunun belirtilmesi üzerine ıslah dilekçesi ile toplam 15.343,40 TL’nin tahsilinin talep edildiği, Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan 35.940,17 TL ödemenin kesenek ve prim tutarları toplamına tekabül ettiği, ödeme yapılırken davacı tarafından ödenen Bağ-Kur ve SSK primlerinin miktarına ilişkin olarak davalı kurum ile yapılan yazışma neticesine göre prim ödemesi yapıldığı, bu ödemeler yapılırken davacının Bağ-Kur primlerine ilişkin borcu bulunması nedeniyle bu dönemler dışlanarak ödeme yapıldığı, yargılama aşamasında kesinleşen Mahkeme kararına ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının açmış olduğu kesinleşen Mahkeme kararı değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.