Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11170 E. 2021/15514 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11170
KARAR NO : 2021/15514
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmanın ve aylık tahsisi işlemlerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesi kapsamında sayılması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı asil, 3201 sayılı Yasa kapsamında yurt dışında ev hanımlığında geçirdiği sürelerin borçlanmasına ilişkin olarak, bu borçlanmanın 5510 sayılı yasanın 4/1-a kapsamında kabul edilmesi gerektiğinin tespiti ile emeklilik talebini reddeden Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, 3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak Kurum tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile; davacının ödeme tarihi de gözetilerek son sigortalılığının 4/1-a kapsamında olması nedeniyle, borçlanmasının 4/1-a sigortalı olarak kabul edilebileceğinin tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, ev kadınlarının yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanmasına olanak tanınmış olup; davacı anılan düzenleme uyarınca yurt dışında ev kadını olarak geçen 5300 günlük süreyi, davalı …’na müracaat etmek suretiyle borçlanmış, tahakkuk eden döviz cinsinden borçlanma bedelinin tamamını 01.04.2014 tarihinde ödeyerek, 27.08.2015 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş; tahsis talebi itibariyle 4/b yurtdışı borçlanması kapsamında 5300 gün, 4/a kapsamında 7 gün olmak üzere toplam 5307 günü bulunması nedeniyle 4447 sayılı Yasa gereğince 7200 gün şartını yerine getirmediğinden talebin işlemden kaldırılarak davacının aylık isteminin reddi üzerine açılan davanın yargılaması sonucunda; davacının ödeme tarihi de gözetilerek son sigortalılığının 4/1-a kapsamında olması nedeniyle borçlanmasının 4/1-a sigortalı olarak kabul edilebileceğinin tespitine karar verilmiştir.
Öncelikle, davacının Türkiye’de 4/1-a maddesi kapsamında 25.03.2014-31.03.2014 tarihleri arası dönemde 7 günlük çalışması mevcut ise de, yurt dışında geçen ve 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlandığı sürenin tamamı ev kadını konumunda geçmiştir.
3201 sayılı Kanunun (6552 sayılı Kanunun 28.maddesi ile değişik) 1. maddesi, “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir” düzenlemesini içermekte olup; aynı Kanunun 5/4 maddesi ise, “Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmünü içermektedir.
3201 sayılı Yasanın “Başvurulacak Kuruluşlar” başlıklı 3. Maddesinin süreç içerisindeki gelişimi incelendiğinde; maddenin ilk halinde, “b)Ev kadınları Bağ-Kur’a,” ibaresi yer almaktayken; 29.07.2003 tarih, 4958 sayılı Yasanın 56. Maddesiyle yapılan değişiklik üzerine, yurt dışında olma veya kesin dönüş yapmış olma olasılıklarına göre “1-c)Ev kadınları Bağ-Kur’a; 2-e)Ev kadınları Bağ-Kur’a,” düzenlenmesinin getirildiği; 17.04.2008 tarih, 5754 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” hükmüne dönüştüğü; 5754 sayılı yasa ile yapılan değişiklik öncesi dönemde yürürlükte olan uygulama yönetmeliğinde de ev kadını konumunda geçen sürelerin Bağ-Kur sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği konusunda açık düzenlemelerin yer aldığı görülmektedir.
5754 sayılı Yasa, sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanmasına ilişkin 5502 ve 5510 sayılı Yasaların getirdiği düzenlemeler ile 5510 sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin olup; söz konusu Yasada, başvurulacak Kuruluş yönünden de, tek çatı uygulamasını öngören bir düzenleme öngörmüş, uygulama yönetmeliğinde ise, hizmet sürelerinin borçlanılması kavramı üzerinden düzenleme yapılmıştır.
Davacının borçlanma süresi, 3201 sayılı Kanunun öngördüğü anlamda “hizmet süresi” olmayıp, “ev kadını” konumunda geçen süreden oluşmaktadır. Ev kadını konumunda geçen sürenin Türkiye’deki sigortalılık sistemi yönünden karşılığı ise 5510 sayılı Kanunun 4/I-b maddesi kapsamında değerlendirmeyi gerektirdiğinden ve bu tür bir sürenin, bağımlı çalışanlar için öngörülen düzenlemenin özü ve sözüne uygun olmayacağı yönleri de dikkate alınarak, davacının 3201 sayılı Yasa borçlanması ile kazandığı hizmetlerin 4/1-a kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunmamaktadır. Aksine yaklaşımın, yurt dışındaki ev kadınlarının salt yurt dışında bulunma eylemlerinin, Türkiye’de maden ve sanayi kolundaki ağır işlerde çalışma ile eşit değere ulaşmasına yol açacak; Türkiye’de yaşayan ev kadınları için geçmişe dönük borçlanma olanağı verilmeksizin tanınan 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılık olanaklarına karşın, yurt dışında ev kadını olarak geçirilen sürenin, bağımlı çalışanların sigortalılığı kapsamında, uzun vadeli sigortalılık konularında daha az prim ödeme koşuluyla haklardan yararlanma olanağı sağlayan ve Türkiye’de yaşayan kişilerle eşit işlem yükümlülüğünü öngören anayasal ilke gereğince yapılması gereken düzenlemeler, ağır bir eşitsizliğe yol açacaktır. Oysa, 3201 sayılı Yasanın lafzı bu yönde bir tartışmaya yer vermemektedir. Zira, “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi kapsamında, erkekler için öngörülmeyip, salt ev kadınlarına tanınan borçlanma olanağının, sigortalılık veya çalışma süresi olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından; 3201 sayılı Yasanın 5/4 maddesinde yer alan, “Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” ifadesi de, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilme durumunun, hizmet borçlanması için mümkün olduğunu; ev kadını olarak geçen süre yönünden böyle bir olanak bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Aksi yöndeki yaklaşımlar, yurt dışındaki yaşamını çalışmadan geçiren kişilerin, Türkiye’de kısa süreli sigortalılık kaydı oluşturarak, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında borçlanma olanağı elde etmesi yönünde, kanuna karşı hile uygulamalarına da yol açmaktadır.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun’un 355. maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, davacı tarafından gerçekleştirilen borçlanma süresinin 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM :
A-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; …. İş Mahkemesi’nden verilen 29.03.2018 tarih, 2017/68 Esas ve 2018/85 karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
1- Davanın reddine,
2- Alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile 23,00 TL noksan harcın davacıdan tahsiline,
3- Davacı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4- AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-) 1- Davalı tarafından karşılanan 51,50 TL istinaf kanun yolu yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2- 6100 sayılı Kanun’un 333. maddesi gereğince, taraflara yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde kendilerine geri verilmesine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, davacının borçlanma talebinin 4/1-a kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira ödeme tarihinde SSK’lı çalışması bulunduğunu belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Kanunun 3. maddesi “Bu Kanunun 1. maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” hükmünü içerirken;
Yine aynı Kanunla 3201 sayılı Kanunun 5’inci maddesine 4’üncü fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Kanun ile, 3201 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3. maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.
Ne ki, borçlanma, tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin ödenmesi ile gerçekleşecek olup; sigortalıların hangi statüye göre borçlanacaklarının borçlanma bedelinin ödeme tarihinden önce Türkiye’de gerçekleşen son sigortalılık durumuna göre belirlenmesi gerekir.
Somut olaya ilişkin eldeki davada, 3201 sayılı Yasaya göre borçlanma talep ettiği 10.01.2014 tarihinden sonra Türkiye’de 25.03.2014-31.03.2014 tarihleri arasında hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışmasının bulunduğu gözetildiğinde, giderek borçlanma bedelinin 27.06.2014 tarihinde ödenmiş olması karşısında, borçlanmanın 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında olduğuna ilişkin isteğinin reddine karar verilmiş olması yerinde değildir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.