YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11197
KARAR NO : 2023/900
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1626 E., 2021/2473 K.
DAVA TARİHİ : 01.04.2016
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaçam Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/217 E., 2020/200 K.
Taraflar arasındaki eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine. Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin yaşlılık aylığı almakta iken kişisel sebepleri ile 04.10.2007 tarihinde yeniden aktif sigortalı olarak çalışmaya başladığını ve durumu davalı kuruma bildirdiğini, o tarihde yürürülükte bulunan mevzuat gereği çalışmaya başladığı tarih itibari ile müvekkilinin yaşlılık aylığının kesildiğini, müvekkilinin aktif olarak Ziraat Odası Başaknlığı nezdinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştığını, ardından 10.10.2007 tarihinde işyeri sahibinin kişisel kararı ile işten çıkarıldığını, müvekkilinin iş yerinden ayrılması sebebiyle yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için 15.10.2007 tarihinde başvurduğunu, davalı kurumun müvekkilinin bu talebini değerlendirerek yaşlılık aylığını 23.10.2007 tarihinde 5698 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun’un 63 ve 61 maddeleri doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde bulunan miktar üzerinden tahsis ettiğini, davalı kurumun müvekkilinin başvurduğu tarihte yürürlükte olmayan bir kanunu baz alarak aylık tahsis işlemi yaptığını, müvekkilinin söz konusu iş yerinde olan çalışmalarının gerçek bir çalışma olup bu durumu mahkemenin davalı kurumca tutulan kayıtları istemesi halinde açığa çıkacağını. … 1. İş Mahkemesi tarafından 24.08.2011 tarihli. 2007/957 Esas ve 2011/348 Karar sayılı kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.06.2013 tarihli, 2013/12395 Esas ve 2013/14560 Karar sayılı ilamı ile sadece usulü sebeplerden dolayı bozulduğunu ve bunun ardından yapılan yargılamada aynı konulda bulunan davalı kurumun davacı aleyhine yapılan ilk işlemi düzelterek dava edilen talep doğrullusunad işlem tesisini gerçekleştirdiğini, yine benzer nitelikte olan mahkememizin 2016/10 Esasında görülen davanın mahkememizce kabul edildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin davalı kuruma yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için talep tarihi olan 15.10.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının talep tarihinde yürürlükte 506 sayılı Kanun’un 61 ve 63/A maddeleri gereğince yeniden hesaplanarak ödenmesi gerektiğinin tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklelilmcsinc karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, dcrdcstlık. husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlilen kararı ile. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alman bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; davacının yaşlılık aylığı almakta iken 04.10.2007 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, bu durumu davalı kuruma bildirdiği, çalışmaya başlaması nedeniyle 506 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi a bendi gereği yaşlılık aylığı kesildiği. 10.10.2007 tarihinde işten çıkarılması nedeniyle 17.10.2007 tarihinde yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için kuruma başvurduğu ve bu başvuruya binaen 01.11.2007 tarihinden itibaren yeniden aylık bağlandığı, yine aynı Kanunun 63 üncü maddesi gereği 01.11.2007 tarihinde bağlanan aylığın. 01.04.2004 tarihinde bağlanan aylıktan yüksek olması nedeniyle yapılan ödemeler 01.11.2007 tarihinde bağlanan aylık üzerinden ödeme yapıldığı, davacı asil …’ın aylık talep tarihi 17.10.2007 olması ve 5698 sayılı Kanun’un 23.10.2007 tarihinde yayınlanması nedeniyle aylıkların 506 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi doğrultusunda yapıldığı anlaşılmıştır
Usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen 06.08.2018 ve 21.03.2019 tarihli her iki bilirkişi raporlarında mukayeseye konu olan şahıslar ve davacı …’ın 2000 yılı öncesi ve sonrası toplam prim ve gün sayısı ve aylık bağlama oranının farklı olmasından kaynaklandığı tespit edilmiş olup, davacıya eksik yaşlılık aylığı ödendiğine ilişkin iddia yerinde görülmeyerek, davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tardı ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davalı kurum tarafından davacının 17.10.2007 tarihli tahsis talebi sonrasında mülga 506 sayılı Kanun’un 23.10.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5698 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hali ile 63 üncü maddesi uygulanmak suretiyle yaşlılık aylığının hesaplanıp bağlandığı, davacının isteminin de tahsis talep tarihindeki düzenleme uyarınca aylık bağlanması yönünde olduğu, bu itibarla da kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘mn 353/l-b-l maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili Kurum işlemlerinde hata olduğunu, müvekkilin, kendisine yeniden yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiğinde, talebinin yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. 506 sayılı Kanun m 63; “Bu sigortalılar için yazılı talep tarihlerine göre yeniden yaşlılık aylığı hesaplanır ve bu aylık, önceden bağlanan yaşlılık aylığından fazla ise, hesaplanan yeni aylık üzerinden ödeme yapılır.” hükmüne haiz olup müvekkilin talebinin 23.10.2007 tarihli yasa değişikliğinden önce gerçekleştiği dikkate alındığında, kıyas yapılarak, kendisine daha fazla olan aylığın bağlanması ve ödenmesi gerektiğini ne var ki aksine mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği hususuna ilişkindir
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 Sayılı Kanunun 63. Maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ilen sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…