YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11403
KARAR NO : 2021/16289
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 2926 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 4,b/4. maddesi kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile yapılandırma talebinin geçerliliğine, aksine Kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece bozma sonrası kararında; davanın kabulü ile; davacının 6111 sayılı Yasa’dan yararlandırılması ve aksi yönündeki Kurum işleminin iptali ile davacının 01/01/1985 – 03/11/1986 tarihleri arasında (08/04/1986 – 03/11/1986 tarihleri arasında davacının SSK kapsamında hizmetinin olması nedeniyle 175 günün dışlanarak) 01/01/1985 – 08/04/1986, 04/11/1986 – 29/05/1990 ve 16/04/1991 – 24/05/2011 tarihleri arasında (29/05/1990 – 15/04/1991 tarihleri arasında davacının SSK kapsamında hizmei bulunduğundan 306 günün dışlanarak) tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3.maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin … Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, “Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun” Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere “Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Eldeki davada, dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 18.01.1962 doğumlu olan davacının, tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak, 01.01.1985 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa kapsamında tescilinin yapıldığı, davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığı devam ederken 08/04/1986 – 03/11/1986 tarihleri arasında 175 gün, 29/05/1990 – 15/04/1991 tarihleri arasında da 306 gün olmak üzere toplam 481 gün hizmet akdine dayalı SSK zorunlu sigortalı olarak çalıştığı, 07/04/1986 tarihi itibariyle sona eren tarım sigortalılığının, 30/04/2004 tarihinde … Ziraaat Odasına yaptırmış olduğu kaydının Kurum kayıtlarına intikal ettiği 04/04/2011 tarihi itibariye tarım sigortalılığı yeniden başlatıldığı, davacının 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’dan yararlanma konusunda 11/04/2011 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Yine davacının … Esnaf ve Sanatkarlar Odasına Süt ve Süt Ürünleri Seyyar Satıcısı olarak 0000840 üyelik kayıt numarasıyla 29.12.1998 tarihinde kayıt olunduğu, bu kayıt nedeniyle üyenin halen faal bulunduğu, Maliye Bakanlığı … Vergi Dairesince düzenlenen Yoklama Fişiyle …’ın …Köyünde yapılan yoklamada 31.03.2003 tarihinde işi terk ettiğinin tespit ve beyan edildiğinin belirlendiği, 1907 sayılı ….Tarım Kredi Kooperatifince düzenlenen 880379 seri B numaralı Ortak Kredi Cüzdanının incelenmesinde, …’ın 12.10.1998 tarihinden itibaren 26.9.2000 tarihi arasında kredi geri ödemelerinde bulunduğu, … Ziraat Odasının 25.02.2013 tarihli yazısıyla davacı …’ın 30.4.2004 tarihinde 721 Çiftçi Kütük Sicil Numarasıyla Oda’da kayıtlı olduğunu, 26.209 m2 arazide buğday ürettiğini, cinsi belirtilmeyen 10 adet hayvanı bulunduğunu, 1907 sayılı … Tarım Kredi Kooperatifine 1512 sicil numarasıyla 12.10.1998 tarihinde yapılan kaydının halen devam etmekte olduğu, SS … Pancar Ekicileri Kooperatifi Kazan Satış Mağazasının 5.5.2011 sayılı belgesiyle 54960 sicil numarasıyla 6.7.1989 tarihi itibariyle kaydının yapıldığı hususunun 6.7.1989 gün 412 yönetim kurulu kararıyla onandığının belirtildiği, … Mal Müdürlüğünün 19.03.2020 gün 116553 s. yazısıyla 8710006625 vergi kimlik numaralı terk mükellefi … hakkında tarh dosyasının incelenmesiyle bildikmiş olduğu herhangi bir arazi kiralama bilgisine rastlanmadığı, mükellefin işini seyyar olarak yapacağını belirttiği, ….Vergi Dairesindeki kaydının 28.1.1992-10.4.1992 arasında … Mal Müdürlüğü kaydının ise 31.3.2003-20.4.1993 gerçekleştiğinin belirtildiği, 296 no’lu Şube olan … Şubesinin 33147935 müşteri numaralı …’a kullandırdığı Hayvancılık Kredisi Çiftçi-Damızlık Süt Kredisinin 26.2.2014 tarihinden itibaren yapılan ödemelere ait makbuzlarının ibraz olunduğu, … İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 18.3.2020 gün 939634 s.yazısıyla, İlçe Müdürlüğü Hayvancılık Bilgi Sistemi üzerinde yapılan incelemede, İlçe … Mahallesinden … adına 1.1.2000 tarihinde Hayvancılık İşletme Kaydı açıldığı, anılan işletmenin 17.11.2015 tarihinde … Mahallesi halkından Ünzile Turhan’a devredildiği, yazıda belirtilen yılları kapsayacak şekilde hayvan aşı ve periyodik bakımlarıyla ilgili kayıt bulunmadığı, İşletme Kaydı Belgesinin ekte sunulduğu, ilgilinin sadece 2013 yılında arazi kaydı yaptırdığının belirlendiği, Müdürlüklerinde arazi kayıt işlemlerinin 2002 yılından itibaren başladığının bildirildiğini bunun dışında geriye dönük kayıt ve belge bulunmadığı, yazı ekindeki 2013 Üretim Sezonu Çiftçi Kayıt Belgesinin incelenmesinde, davacı …’ın, …… … … yerleşim biriminde 370 m2 ile 5390 m2 arasında değişen ölçülerde toplam 46.222 m2 arazide ekmeklik buğday üretimi yaptığı,-Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri 1907 sayılı … Tarım Kredi Kooperatifinin 18.3.2020 tarih 41820949 s. yazısıyla …’ın Kooperatife 30.4.1993 tarihinde 1512 sicil numarasıyla kaydedildiğini,12.10.1998 tarihinde 510.00 TL. tutarında zirai alet ve makina (mibzer)kredisi kullandırıldığı, TMO Polatlı Şube Müdürlüğü yazısıyla davacı …’ın Ofis’te herhangi bir ürün teslimine rastlanmadığı, … Mal Müdürlüğünün 27.2.2010 gün 85740 s yazısı ile ise davacı …’ın zira kazanç nedeniyle Dairelerinde herhangi bir ödemesi bulunmadığının bildirildiği görülmektedir,
Mahkemece; davacının tarım bağkur sigortalılığı yönünden Kurum kabulünde olduğu anlaşılan 01.01.1985-07.04.1986, 04.04.2011-24.05.2011(dava tarihi) dönem dışındaki tarımsal faaliyet araştırması yetersizdir. Mahkemece, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak hususlar ayrıntılı olarak araştırılmalı, bu bağlamda zirai faaliyetin devamlılığı ve niteliği kapsamında davacının hangi ürünleri yetiştirdiği, tarımsal faaliyetini yaptığı ürünlere yönelik, özel ve kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde teslimat ve tevkifat, prim ödemesi, araştırması yapılmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde faaliyet araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,
20.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık 6111 sayılı Kanun kapsamında yararlandırılmasını ve yaşlılık aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin Kurum işleminin iptali davasında “Kurum kabulünde olduğu anlaşılan 01.01.1985-07.04.1986, 04.04.2011-24.05.2011(dava tarihi) tarım bağkurluluğu kabul edilen dönem dışındaki tarımsal sigortalılık açısından faaliyet araştırmasının yeterli olup olmadığı, bu kapsamda özel ve kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde teslimat ve tevkifat, prim ödemesi aranıp aranmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
2.Yerel mahkemenin ilk kabul kararının temyizi üzerine “Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesi celp edilmeli, Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı, ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalı” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemece bozmaya uyulmuş ve bozma sonrası yapılan yargılama sonunda; davacının 6111 sayılı Yasa’dan yararlandırılması gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığını tespitini talep ettiği, davacının babası Halil İbrahim Turhan adına kayıtlı 14 adet taşınmazın bulunduğu, davacının 1512 no ile tarım kredi kooperatifi üyesi olup 10 adet büyükbaş hayvanının bulunduğu, Şekerbank’tan damızlık süt için kredi kullandırıldığı, davacının tarımsal faaliyette bulunduğu ve 25 dönüm arazide tarım yaptığı, davacının çeltik-… köyünde ikamet ettiği, … köyü muhtarlığının cevabı yazısında davacının babası adına tarımsal faaliyetler yürüttüğünün belirtildiği, uyuşmazlığın davacının 6111 sayılı Yasa’dan yararlanıp yararlanamayacağı ve yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında olduğu, dava konusu dönemde 2926 sayılı Yasa’nın yürürlükte olduğu ve anılan yasanın 2.’nci maddesinde sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 55 yaşına dolduran erkeklerin sigortalı sayılacaklarının öngörüldüğü, yukarıda belirtilen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacının köyde ikamet edip kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunduğu ve 2926 sayılı Yasa’nın 2.’nci maddesine göre sigortalı sayılması gerektiğinin mahkememizce kabul edildiği, davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığı devam ederken 08/04/1986 – 03/11/1986 tarihleri arasında 44 gün, 29/05/1990 – 15/04/1991 tarihleri arasında da 82 gün süreyle hizmet akdine dayalı SSK zorunlu sigortalı olarak çalıştıktan sonra yeniden kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunduğu, davacının SSK zorunlu sigortalılığı sona erdiği andan itibaren tarımsal faaliyette bulunduğu ve yasa kapsamında sigortalı olduğu, davacının kısa süre bir hizmet akdine dayalı olarak çalıştıktan sonra tekrar sigortalılığının başlatılması için kuruma müracaat etmesini gerektiren zorunluluk bulunmadığı, bu durumda SSK zorunlu sigortalılığı ile çakışan tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilerek çakışmayan ve tarımsal faaliyetin devam ettiği sürelerin 2926 sayılı Yasa’ya göre tarım zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tespitinin gerektiği, davacının 01/01/1985 – 03/11/1986 tarihleri arasında ve 04/04/2011 tarihinde yeniden başlatıldığı ve devam ediyor şeklinde belirtilen sürelerin kurumca çekişmesiz kabul edilmesi sebebiyle bu sürelerin tekrar tespiti yönünden davacının hukuki yaranının bulunmadığı, davacının 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’dan yararlanma konusunda yasal süresi içinde 11/04/2011 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu, mahkememizce davalı Kurumun 01/04/2016 tarihinde yazıları ve dosya kapsamı gözetilerek yaşlılık aylığına hak kazandığı tespiti yönünden dosyanın bu dosyadan ayrılmasına karar verildiği, davacının 6111 sayılı Yasa’dan yararlandarılması ve aksi yönündeki Kurum işleminin iptali ile davacının 01/01/1985 – 08/04/1986, 04/11/1986 – 29/05/1990 ve 16/04/1991 tarihinden dava tarihine kadar kesintisiz tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitinin gerektiği” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4.Kararın Kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile “davacının tarım bağkur sigortalılığı yönünden Kurum kabulünde olduğu anlaşılan 01.01.1985-07.04.1986, 04.04.2011-24.05.2011(dava tarihi) dönem dışındaki tarımsal faaliyet araştırmasının yetersiz olduğu, mahkemece, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak hususlar ayrıntılı olarak araştırılması, bu bağlamda zirai faaliyetin devamlılığı ve niteliği kapsamında davacının hangi ürünleri yetiştirdiği, tarımsal faaliyetini yaptığı ürünlere yönelik, özel ve kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde teslimat ve tevkifat, prim ödemesi, araştırması yapılmak suretiyle açıklanan ilkeler çerçevesinde faaliyet araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
5.Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının kurum tarafından 6111 sayılı Yasadan yararlanma isteği tarımsal faaliyette bulunmadığı gerekçesi ile değil, “01/01/1985 tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanuna göre tarım sigortalısı olarak tescili yapılan sigortalının, 11/04/2011 tarihindeki prim borcunun yapılandırılması esnasında 0600014138909 sigorta sicil numarası ile 08/04/1986 tarihindeki çalışmasının kurumun tabi hizmetleri ile çalıştığının tespit edilmesi ve 2926 sayılı Kanunun ”sigortalılığın sona ermesi” başlıklı 6. maddesinin b) bendinde ” Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkları sona erer” hükmüne istinaden 07/04/1986 tarihi itibariyle tarım sigortalılığının sona erdirilmesi, 30/04/2004 tarihinde … Ziraat Odası’na yaptırılan kaydının kurum kayıtlarına intikal etmesi ve 04/04/2011 tarihi itibariyle tarım sigortalılığının yeniden başlatılması ve davacının 07/04/1986 tarihi itibariyle tarım sigortalılığı sona erdiğinden yapılandırılacak tahakkuk etmiş prim borcu da mevcut olmadığından kurumca yapılandırma istemi ve yaşlılık aylığı bağlanması istemi reddedilmiştir. Kısaca davalı kurum 07.04.1986-04.04.2011 arası tarımsal faaliyette bulunmadığı gerekçesi ile sigortalının istemini reddetmemiş, 506 sayılı Kanun kapsamında kısa süreli çalışması olduğu ve bunun sona erdireceği için sonuçlandırmıştır.
6.Dosya içeriğine göre davacının 08.04.1986-03.11.1986 ve 29.05.1990-15.04.1991 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı vardır. Davacının sigortalılığı 01.01.1985 tarihinde başlamış, beş yıl veya daha fazla prim borcunun bulunması nedeni ile 19 kodu ile sigortalılığı durdurulmuş, 01.05.2008 tarihinde ise yeniden tarım bağkurluluğunun başlatıldığı ve devam ettiği, Kurumca 6111 sayılı Kanunun 16. maddesine göre ihya ödeme planı ile 19.444,59 TL ödenecek borç çıkarıldığı, davacının da bu borç çıkarılması üzerine 11.04.2011 tarihinde yapılandırma isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
7.2926 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde tarım sigortalılığını sona erdiren nedenlere yer verilmiştir. Buna göre; diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkları sona erecektir. Sigortalılık niteliğini yitirenlerin tarım sigortalılığının yeniden başlaması için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması gerekmekte olup, belirtilen durumlar dışında, kendiliğinden Kanun kapsamına alınmayacakları, tarım Bağ-Kur sigortalılığın –bir diğer sosyal güvenlik kuruluşu kapsamından çıkmaları ile- yeniden başlayıp devam etmeyeceği dikkate alınmalıdır. Ne var ki, başka bir sosyal güvenlik kanunu kapsamında geçen ve tarım sigortalılık iradesini ortadan kaldırmayan “makul” bir süre çalışmanın Tarım Bağ-Kur sigortalılığını sona erdirmeyeceği, yeniden tescil koşulu aranmaksızın sigortalılığın devam edeceğinin kabulü sosyal güvenlik hukukunun amaçlarına uygun düşecektir(Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı Kararı).
8.Diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren tarımsal faaliyette bulunanların, 5510 sayılı Kanun’un 4/b-4. maddesi kapsamında zorunlu sigortalı oldukları dönem açısından 5510 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilen ” Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” başlıklı 53/1 maddesi; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı” düzenlemenin uygulanması gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 53/1. maddesi 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilerek (b) bendi -2926 sayılı Kanun- kapsamındaki sigortalılık ile (a) bendi -506 sayılı Kanun- kapsamında sigortalılığın çakışması halinde (a) bendi kapsamındaki sigortalılığa geçerlilik tanınacağı şeklinde düzenlemenin ise ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönemler yönünden uygulanacağı anlaşılmaktadır.
9.Somut uyuşmazlıkta bozma sonrası yapılan araştırmada “davacının babası Halil İbrahim Turhan adına kayıtlı 40-50 dönüm hisseli tarla, bağ ve çayırlığın olduğu, davacının … Tarım Kredi Kooperatifinde 12.10.1998 tarihinden itibaren 26.9.2000 tarihi arasında kredi geri ödemelerinde bulunduğu, …’ın aynı Kooperatife 1512 no ile yapılan kaydının 12.10.1998 tarihli olup bu kaydın halen devam etmekte olduğu, davacı …’ın da … Ziraat Odasına kaydolunduğu sırada 26.209 m2.arazide buğday üretmesinin yanı sıra 10 adet de hayvanı bulunduğu, Şekerbank’tan damızlık süt için kredi kullandırıldığı, davacının tarımsal faaliyette bulunduğu, davacının çeltik-… köyünde ikamet ettiği, ve telefon bağlattığı, … köyü muhtarlığının cevabı yazısında davacının kendi ve babası adına tarımsal faaliyetler yürüttüğü, kimi zamanda halasına ait arazileri kiralayarak zirai faaliyette bulunduğu, hayvancılık ve süt satışı yaptığı, seçimlerde köyde oy kullandığının belirtildiği, davacı …’ın … Ziraat Odasına 721 Sicil Numarasıyla 30.4.2004 tarihindeki tescilinin yanı sıra… Kooperatifi… Satış Mağazasına 6.7.1989 tarihi itibariyle kaydının yapıldığı, … Mal Müdürlüğündeki kaydında herhangi bir arazi kiralama bilgisine rastlanmadığı, … İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce … Mahallesinden … adına 1.1.2000 tarihinde Hayvancılık İşletme Kaydı açıldığı, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri 1907 sayılı … Tarım Kredi Kooperatifinin …’ın Kooperatife 30.4.1993 tarihinde 1512 sicil numarasıyla kaydedildiğini,12.10.1998 tarihinde 510.00 TL. tutarında zirai alet ve makina (mibzer)kredisi kullandırıldığı, davacının … Esnaf Sanatkarlar Odasına 29.12.1998 tarihinde süt ve süt ürünü satışı nedeniyle üye olduğu Mahkemece belirlenmiştir.
10.Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre; davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığı devam ederken 08/04/1986 – 03/11/1986 tarihleri arasında 175 gün, 29/05/1990 – 15/04/1991 tarihleri arasında da 306 gün olmak üzere toplam 481 gün hizmet akdine dayalı SSK zorunlu sigortalı olarak çalıştıktan sonra yeniden kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunduğu çok açıktır. 506 sayılı kanun kapsamında bulunan süreler tarım Bağ-Kur sigortalılığından dışlanması gerekir. Davacının SSK zorunlu sigortalılığı sona erdiği andan itibaren tarımsal faaliyette bulunduğu ve yasa kapsamında sigortalı olduğu, davacının kısa süre bir hizmet akdine dayalı olarak çalıştıktan sonra tekrar sigortalılığının başlatılması için kuruma müracaat etmesini gerektiren zorunluluk bulunmadığı, kısa süre olması nedeni ile de yeniden tescili gerekmediği, ayrıca 506 sayılı kanun kapsamında çalışmanın tarımsal faaliyete engel bir durumda teşkil etmeyeceği, bu durumda SSK zorunlu sigortalılığı ile çakışan tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilerek çakışmayan ve tarımsal faaliyetin devam ettiği sürelerin 2926 sayılı Yasa’ya göre tarım zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tespitinin gerektiği anlaşılmaktadır. Davacının tarımsal faaliyette bulunmadığı yönünde bir uyuşmazlık çıkmamıştır. Faaliyetine devam ettiği de kayıtlar ile sabittir. Kaldı ki davalı kurum kendisi resen davacı başvurmadan 6111 sayılı kanun kapsamında 19.444,59 TL ödenecek prim borcu çıkarmış, davacı bunun yapılandırılmasını talep etmiştir. Kararın onanması gerekir. Bu nedenle çoğunluğun bozma görüşüne katılınmamıştır.
…