YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11473
KARAR NO : 2023/870
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1325 Esas – 2021/1395 Karar
: 2- … Kömür İşletmeleri A.Ş.
3- … Madencilik ve Sınai Yatırımlar A.Ş.
DAVA TARİHİ : 27.02.2015
HÜKÜM : Davanın Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/141 Esas- 2021/146 Karar
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan … Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığını, davacının iş akdinin başından itibaren TKİ Kurumunun işçisi olduğunun tespitini talep ettiklerini, davacının 17.10.2012 tarihinde, … Atabacasında, anayol 4. bant boyunda taramada çalışırken meydana gelen iş kazasının müvekkilinin sol kol bileğinde tedavisi mümkün olmayan hasara sebep olduğunu, sol elinin işe yaramaz hale geldiğini, beden bütünlüğünün bozulduğunu, iş gücünü giderek kaybettiğini, el bilek kemiklerinin eridiğini, … El Mikrocerrahi Hastanesi doktorlarına göre bunu önlemenin tek yolunun bilekten sabitlemek olduğunu ayrıca müvekkilinin 50 yaşında, evli ve 2 çocuk babası olduğunu, kirada oturduğunu, Ağustos 2015 ayına kadar ödenecek olan işsizlik aylığı dışında hiçbir gelirinin olmadığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi ve 14.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … (TKİ) Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, Atabacasındaki çalışmanın … Kömürleri A.Ş. ile TKİ Genel Müdürlüğü arasında düzenlenmiş olan rödövans sözleşmesine dayandığını, rödövans usulünün, yargısal uygulamalarda bir nevi hasılat kirası olarak nitelendirildiğini, rödovansçı firmanın ürettiği kömürden ton başına Kuruma pay verdiğini, ürettiği kömürü ise kendisinin değerlendirebildiğini ancak rödövans usulünün uygulandığı hallerde, TKİ’nin almış olduğu rödovans geliri yanında, üretilmiş kömüre olan ihtiyacı nedeniyle, üretilen kömürü öncelikle satın alma hakkına sahip olduğunu, rödovans ve hizmet alımında koordinatları ile belirlenen alandaki her türlü makine ve teçhizatı firmanın temin etmesi şartıyla üretilen kömürün belirli noktaya taşınarak kuruma teslim edilmediğini, her iki uygulamada da (hizmet alımı, rödovans) kömür damarının jeolojik ve tektonik nedenlerle bir bütün oluşturduğunu ve koordinatları ile belirli alandaki kömürün tamamının her türlü makine ve teçhizatı sözleşmeye taraf olan firma tarafından temin edilmesi şartıyla, uzun dönemli sözleşmelerle anahtar teslimi olarak, İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı kapsamında alınması gereken her tür tedbir ve sorumlulukların yanı sıra her türlü hukuki, mali ve idari yükümlülüklerin rödovansçı veya yükleniciye ait olması şartıyla, üretilmesinin söz konusu olacağını, kurum yetkililerinin sözleşme konusu işin yönetimi ile ilgili olarak, firma çalışanlarını sevk ve idare etmesi, onlara emir ve talimat vermesi, kurum işçilerinin yüklenici işçileri ile birlikte çalışması gibi durumlarda söz konusu olmadığını, Kurum kontrol teşkilatının tespitlerinin, ödenecek hak edişe esas olmak üzere kömürün kalitesi ve miktarının belirlenmesi ile sınırlı olduğunu, bir kamu kuruluşu olan müvekkili Kurum’un yaptığı ihaleler sonucu ihaleyi kazanan firmalarla akdettiği sözleşmelerin muvazaalı olduğunu kabul etmediklerini, TKİ işçileriyle … Kömür işçilerinin birlikte çalıştırılmadıklarını, TKİ Genel Müdürlüğü’nün işçiyi işe almada ve değiştirmede yetkili olmadığını, işçilere emir ve talimat vermediğini, asıl ve gerekli araç ve gereçlerin … Kömür A,Ş. tarafından karşılandığını, TKİ Genel Müdürlüğü’nün … Kömür İşletmeleri’nin ortağı olmadığı gibi yönetiminde de herhangi bir söz hakkının bulunmadığını, bu nedenle Kurum’un … Kömür İşletmeleri ile arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinde muvazaa bulunmadığını, davacının bir alacağı olduğunda kendi işvereni … Kömür İşletmeleri’ne karşı ileri sürülebileceğini, davacının her ne kadar dilekçesinde muvazaa iddiasına dayanak emsal yer altı işçilerine tanınan hak ve ücretlerin kendisine uygulanması talebinde bulunmuş ise de ELİ’nin yeraltında çalışan kadrolu işçisinin bulunmadığını, davacı işçi ile müvekkili Kurum arasında herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın öncelikle zamanaşımı ve husumet sebebiyle usul yönünden olmak üzere esastan reddini talep etmiştir.
2.Davalı …Ş. ve … Madencilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın zamanaşımına uğradığını, davacının muvazaa iddiasının hiçbir haklı ve hukuki mesnedinin bulunmadığını, müvekkillerinin kendi arasında ve diğer davalı TKİ kurumu ile ast üst ilişkisinin bulunmadığını, meydana gelen kazada müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının meydana gelen iş kazasında birinci derece sorumlu olduğunu, kazalı işçiye çalıştığı iş ile ilgili tüm eğitimlerin verildiğini, kazanın eğitimli işçinin, kendisine iş yerinde güvenliği hususundaki gerekli tüm kuralların öğretilmesine ve denetlenmesine rağmen tüm kuralları bilmesine ve bu kurallara uymaması neticesinde çalışması biçimindeki iş güvenliği kurallarına aykırı hareketi sonucu kişisel kusurundan kaynaklandığını, kazalı işçinin kendisine öğretilenleri yerine getirmiş olduğunda hiçbir zaman kazaya maruz kalınamayacağını, kazaya işçiye verilen tüm tüm eğitimlerin ve ilgili belgelerin kazalı işçinin iş yeri özlük dosyasında mevcut olduğunu, kaza neticesinde davacıya istirahatli kaldığı dönemde tüm ödemelerinin yapıldığını, davacının müvekkili şirket tarafından tedavisinin özel hastanede yaptırıldığını, kayıtlarının özel hastaneden istenebileceğini, davacının hastaneye gidiş gelişlerinin yine müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davacının hastaneye kendisinin gitmek zorunda olduğu dönemde ise kendi gidiş gelişinin ücretinin müvekkili şirket tarafından davacının ücret hesabına aktarıldığını, yapılan bu ödemelerin hesaplanacak maddi tazminattan tenzilini talep ettiklerini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm gayreti gösterdiğini, davacının bu yönlü bir dava açmasından müvekkili şirketin zor durumda kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Davalı … Genel Müdürlüğü yönünden, davalı şirketlerin Atabacası maden ocağında rödövans sözleşmesi ile faaliyette bulunduğu ve bu sebeplerle kusur raporlarında davalı … Genel Müdürlüğü yönünden illiyet bağının bulunmadığı tespitlerine göre davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiği, davacının davalıya ait iş yerinde çalışırken 17.10.2012 tarihinde iş kazası geçirdiği, iş kazası neticesinde %20 oranında maluliyetinin oluştuğu, iş kazasının oluşumunda davalı … Madencilik ve Sınai Yatırımlar A.Ş.’nin %50, davalı …Ş’nin %20, davacının %30 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 maluliyeti ile sonuçlanan iş kazası neticesince 79.581,20-TL karşılanmamış maddi zararının oluştuğu anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, İş kazasının oluşumunda davacı ve davalıların kusur durumu, davacının maluliyet oranı, kaza anında 46 yaşında olması, kazanın oluş şekli, kazanın meydana gelmesinde davalının iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle kusurlu olması, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyo-ekonomik durumu, tazminat tutarının caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği gözetildiğinde davacı lehine 14.000,00-TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:müvekkili aleyhine verilen kararın hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, iş kazasının meydana geldiği davalı …Ş.’nin işlettiği maden ocağının rödovanslı olduğu gerekçesiyle diğer davalı … yönünden husumetten red kararı verildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı …’nun bir taraftan diğer davalı …Ş.’nin işlettiği maden ocağından sorumlu olmadığını iddia edip Mahkemenin de bu yönde karar verirken, diğer taraftan müvekkilinin … Kömür İşletmeleri A.Ş.’ndeki hizmetinden kaynaklı işçilik alacaklarından, hakettiği kıdem tazminatından sorumluluğunu kabul ettiğini ve müvekkilinin … Kömür İşletmeleri A.Ş.’nde 30.11.2014 tarihine kadarki hizmetlerinin kıdem tazminatı olarak 19.247,31 TL’yi müvekkiline 29.01.2021 tarihli banka havalesiyle ödediğini, her ne kadar rödovans sözleşmesi kabul edilmiş ise de Anayasa gereği madenlerin Devlete ait ve Türkiye Cumhuriyeti adına davalı …’nun uhdesinde ve sorumluluğunda olduğunu, esasen … Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin bütün işletme faaliyetlerinin …’nun denetiminde yürütüldüğünü, diğer davalılar … Kömür İşletmeleri A.Ş. ve … Madencilik ve Sınai Yatırımlar A.Ş.’nin iflas etmiş olup müvekkilinin bu davalılardan alacağını tahsil kabiliyetinin olmadığını, bu nedenle de verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılması ve … yönünden de davanın kabulünün gerektiğini iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Somut olayda, davacı işçinin banka hesabına rödovans sahalarında geçen çalışmaları karşılığı ve başvurusu üzerine hak ettiği değerlendirilerek davalı … Genel Müdürlüğü’nce yapılan kıdem tazminatı ödemesinin yanında; istinaf ve temyiz incelemesinden geçen pek çok emsal dava dosyasında olduğu gibi; üretim aşamalarında kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı … Genel Müdürlüğü’nün 4857 sayılı İş Kanunu 2 inci maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalılar … Kömür İşletmeleri A.Ş. ve … Madencilik A.Ş.’nin ise alt işverenler olarak kabul edilerek alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek, davanın … Genel Müdürlüğü yönünden de kabulüne dair esas hakkında tam kabul kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan … Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; Diğer Davalı … AŞ ile aralarında Rödovans Sözleşmesi olduğu halde asıl işveren olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dayanılan gerekçe hatalı olduğunu, Emsal nitelikteki Yargıtay Kararları ile aynı mahkemenin 2018/169 Esas sayılı dosyasında da rödövans sözleşmesi ile sorumlu tutulmadığını, işçilik alacağının kurumlarınca ödenmesi nedeniyle asıl işveren olarak kabul edilemeyeceğini bu durumun Kanundan kaynaklı bir durum olduğunu: 4857 sayılı Kanun Geçici madde 11 inci maddesi kapsamında kıdem tazminata ilişkin yapılan ödemenin iş bu davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat alacağından sorumluluk olarak değerlendirilemeyeceğini, bu dosya kapsamında alınan kusur raporunda da kusur verilmeyerek olayla illiyetlerinin olmadığının tespit edildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, Anayasanın 168.maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 2/6, 6, 77, Geçici 11. maddeleri, 27.09.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Alt İşverenlik Yönetmeliği, 3213 sayılı Maden Kanunun 4,5 ve Ek 7 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54, 55, 56, 202 inci ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 12, 13, 16, 19 ve 21 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77 inci maddesinin açık buyruğudur.
2.Diğer taraftan, Anayasanın 168 inci maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 4 üncü maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devri ancak Kanunun öngördüğü şartlarda mümkündür.
3.Madenler üzerindeki hakların bölünmezliğini, devir ve intikalini düzenleyen anılan Kanun’un 5 inci maddesinde, madenler üzerindeki hakların hiç birisinin hisselere bölünemeyeceği ve her bir hakkın bir bütün halinde muameleye tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Yasal düzenleme çerçevesinde, ruhsat sahibi tarafından maden sahası üzerinde, ruhsatın verdiği yetkilerin tamamının ya da bir bölümünün sözleşme ile 3. kişilere devri mümkün değildir.
4.Ancak uygulamada, ruhsat sahipleri özel hukuk alanına giren kimi sözleşmelerle ve belirli bir bedel karşılığında maden çıkarma ve satış haklarını özel kişilere bırakmaktadırlar. Rödovans olarak adlandırılan bu yöntemle ruhsat sahipleri, taşeron olarak üretim yapan üçüncü kişilere süreli sözleşmeler ile maden çıkarma ve satış haklarını kiralamaktadırlar.
5.Günümüz literatüründe rödovans, “maden ruhsat alanlarının, hukuki hak ve sorumlulukları kendisinde kalması koşuluyla hak sahibi tarafından sözleşme ile özel veya tüzel bir kişiye, bir süre tahsis edilmesi durumunda, maden ocağının işletilmesini üstlenen özel veya tüzel kişinin, esas ruhsat sahibine, ürettiği her bir ton maden için ödemeyi taahhüt ettiği meblağ” olarak tanımlanmaktadır.
6.Rödovans sözleşmesine Maden Kanunu’nda özel bir düzenleme olmadığı için Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen “hasılat kirasına” ait hükümler uygulanır. Türk Borçlar Hukukunda sözleşmelerde şekil serbestisi geçerlidir. Yasada özel olarak bir şekle bağlanmayan sözleşmeleri taraflar istedikleri şekilde yapabilirler. Rödovans sözleşmesi maden ruhsatının, devri anlamına gelmediğinden, devir sözleşmesinin Maden İşleri Genel Müdürlüğünde yetkili memur huzurunda yapılması zorunluluğu yoktur.
7.1990 yılında Maden Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 32 inci maddesinin son fıkrası değiştirilerek, üçüncü kişi ve kuruluşların ruhsat sahipleri ile yapmış oldukları rödovans, kira, taşeron vb. sözleşmelere dayanılarak ruhsat sahasında faaliyette bulunabilmesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının iznine bağlanmıştır. Ruhsat sahiplerinin, sözleşmeleri bir ay içinde Maden Dairesi’ne bildirerek uygun görüş alması şartı getirilmiştir. Ancak 03.02.2005 tarihinde yayımlanan Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin geçici 2 inci maddesindeki “Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra, ruhsat sahiplerinin Kanun kapsamındaki faaliyetleri ile ilişkili olarak üçüncü kişi ya da kuruluşlarla yaptığı sözleşmelerin Genel Müdürlüğe bildirilmesine ve görüş alınmasına gerek yoktur. Ancak ruhsat sahasındaki tüm faaliyetlerden Genel Müdürlüğe karşı ruhsat sahibi sorumludur.” hükmü gereği bildirim yükümlülüğü kaldırılmıştır. Anılan yönetmelik, 06.11.2010 tarihinde yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 168 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılarak, Rödövans sözleşmeleri ile ilgili olarak geçici 1 inci maddesinde aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
8.Rödovansçının sorumluluğu konusunda 24.06.2010 tarih 27621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5995 sayılı Kanunun 17 inci maddesi ile Maden Kanunu’na eklenen Ek 7 inci maddesi ile yeni düzenleme yapılmıştır. Anılan madde de; maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklarının rödovansçıya ait olacağı, ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunu’ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.
9.Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü hususunda asıl alt işveren ilişkisinin açıklanmasında da fayda bulunacaktır. 4857 sayılı Kanun’un 2 inci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
10.İş Kanunu’nun 2 inci maddesinin 7 inci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
11.5510 sayılı Kanun’un 12/6 ıncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
12.4857 sayılı Kanun’un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu’ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun’un 12/6 ıncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
13.Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu “müteselsil sorumluluktur”. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu’nun 2 inci maddesinin 6 ıncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
14.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
15.Somut olayda, ruhsat sahibi davalı TKİ Genel Müdürlüğü’nün iş kazasının gerçekleştiği maden sahasında rödovans sözleşmesine bağlı olarak işletme hakkını davalı … AŞ’ne verdiği, iş bu davalı şirketin ise Atabacası sahasındaki bir kısım işleri diğer davalı … Madencilik Ve Sınai Yatırımlar A.Ş.’ne verdiği, davacının iş bu davalı şirket sigortalısı olarak 17.10.2012 günü yeraltı maden ocağında bulunan anayol 4. bant boyunda tahkimatlarda tarama işinde görevli olduğu, bu iş kapsamında davacı sigortalının göçme tehlikesi olan yerleri onarmak için, konveyör bandın kenarlarına metalden ayaklar koyarak üzerine kalaslar yerleştirip bu tehlikeyi giderilmeye çalıştığı esnada çıkmış olduğu bant üzerinde dengesini kaybederek düşmesi neticesinde %20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayarak davaya konu iş kazasına maruz kaldığı anlaşılmıştır.
16.Hükme esas alınan kusur raporunda davalı …Ş. %20, davalı … Madencilik ve Sınai Yatırımlar A.Ş. %50 ve davacı %30 oranında kusurlu kabul edilmişken davalı TKİ Genel Müdürlüğüne kusur verilmediği, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince davalı …Ş. ve … Madencilik ve Sınai Yatırımlar AŞ yönünden kabul kararı verilmişken, davalı TKİ Genel Müdürlüğü yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de; davacı istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı TKİ Genel Müdürlüğü yönünden de kabul kararı verilmiş ise de; gerekçenin dayanağı olarak gösterilen 4857 sayılı İş Kanunun geçici 11 inci maddesinde (madde metninde belirtilen diğer şartlarla beraber) TKİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun kıdem tazminatı ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatla sınırlı tutulduğu iş kazasından kaynaklı tazminat istemlerinin madde hükmü içerisinde yer almadığı, aynı zamanda emsal kararlar ve olağan denetim sınırlarını aşan yetkilere işaretle TKİ Genel Müdürlüğü asıl işveren kabul edildiğine işaret edilmiş ise de; dosya kapsamıyla ilgi ve irtibatı tespit edilemeyen bir kısım dava dosyalarındaki kabulden hareket edilmesi ve olağan denetim sınırlarını aşan yetkilerin neler olduğu gerekçede açıkça tartışılarak gösterilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
17.O halde, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, davalı ruhsat sahibi TKİ Genel Müdürlüğü’nün diğer davalı şirketlerle arasındaki ilişki ve bu ilişkinin bağlı olduğu Rödovans sözleşmesi hükümleri gereğince taraflara yüklediği yetki ve yükümlülükler bir bütün olarak değerlendirilerek TKİ Genel Müdürlüğü’nün kanunda tarif edilen teknik nezaretçisi dışında, ayrıca maden sahasında nezaretçilerinin olup olmadığının, aynı sahada TKİ Genel Müdürlüğü’nün işçilerinin çalışıp çalışmadığının, rödövans sahasında TKİ Genel Müdürlüğü’ne ait olan işletme alet ve teçhizatların bulunup bulunmadığının, rödovans verenin işten el çekip çekmediğinin ve sonuç olarak, başka bir deyişle, davalının rödovansı aşan bir faaliyetinin olup olmadığının yöntemince araştırılması, Rödovans sözleşmesi hükümlerindeki yetkiler ve işyeri çalışma koşulları bir bütün olarak değerlendirilip, TKİ Genel Müdürlüğü’nün asıl işveren sıfatı ile kusurunun bulunup, bulunmadığı hususlarının da değerlendirilmesi için maden iş kazaları alanında uzman 3 kişilik A sınıf iş güvenliği uzmanları heyetinden kusur raporu alındıktan sonra, bozmadan sonra yapılacak yargılamada taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek (özellikle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle hükme esas alınan kusur raporunda davacıya isabet eden %30 kusur oranı ile hükme esas alınan hesap raporunda esas alınan işlemiş (bilinen) devre sonu olan 03.02.2020 tarihi yönünden, davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilip, davacı kusur oranın bu oran altında takdir edilmemesi ve esas alınan işlemiş devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtılmamasına riayet edilerek) davacının tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile hüküm tesisi hatalı olmuştur.
18.O halde, davalı TKİ Genel Müdürlüğü vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin esas hakkında verdiği kabul kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesini kararının bu aşamada temyiz edenlerin sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…