Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11483 E. 2023/4467 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11483
KARAR NO : 2023/4467
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 3. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 26.04.2014 tarihinde işyerinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının müvekkili işyerinde 01.03.2013 tarihinde plastik kaynakçısı olarak çalışmaya başladığını, davaya konu iş kazasının davacının izinsiz olarak ve kendisinden yapması hiçbir surette ve hiçbir kimse tarafından istenmeyen, bu konuda emir ve talimat verilmemiş olan, kendisine yapması beklenmeyen bir işi başka çalışanın yetki alanına izinsiz girerek yapmaya kalkışması sonucu meydana geldiğini, davacının yetkisiz yaptığı eylemde eline aldığı küçük bir plastik parçasını yatar daire testeresinde şekillendirmeye çalıştığını, ancak öncelikle davacının şekillendirmeye çalıştığı plastik parçasının boyutunun yatar daire testeresinin kullanılmasına uygun bir parça olmadığını, yatar daire testeresinin daha çok büyük parçaların şekillendirilmesinde kullanılmakta olduğunu, uygun büyüklükteki parçalar ile ehil, yetkili personel tarafından kullanıldığın taktirde hiçbir kaza riski barındırmadığını, davacının görev verilmediği halde yapmaya çalıştığın il neticesinde meydana gelen kazanın tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının emir ve talimatlara uygun hareket etmediğini, müvekkilinin yasal mevzuata uygun olarak işyerinde iş güvenliği tedbirlerini aldığını, kazaların meydana gelmemesi için üzerine düzen özen ve dikkat yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine yetirdiğini, davacıya gerekli iş güvenliği eğitiminin de verildiğini, davacının tedavi sonucunda tamamen iyileştiğini, davacının almakta olduğu maaş ve ücretlerin bordrolardaki gibi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davalının %70 davacının %30 oranında kusurlu bulunduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %12 olduğu kabulü ile maddi tazminata, ” …Somut olayda davacının geçirdiği iş kazası nedeni ile maluliyetinin en son %12 olduğu anlaşılmıştır. Geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile şahsın manevi zararının oluştuğu da tartışmasıdır. Manevi tazminat olay nedeni ile uğranılan zarar sonucu duyulan acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacına yönelik olup, haksız zenginleşmeye neden olmayacak hakkaniyete uygun bir miktarda takdir edilebilmelidir. Bu anlayış içerisinde, olayın oluş şekli, kusur oranlarını, maluliyet oranına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücü, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre davacı lehine manevi tazminatına hükmedilmiştir.” gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiş ve “Davanın kısmen kabulü ile;

79.837,22 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Takdiren 13.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,” dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece ek rapor dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının ağır kusurlu olduğunu, emniyet ifadesinin dikkate alınması gerektiğini, maluliyet oranının yerinde olmadığını, hesap raporunu kabul etmediklerini, istinaf dilekçesinin yeterince incelenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Sonuç olarak davalı aleyhine verilen 13.000 TL lik manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davalı vekilinin, maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan reddine,

2.Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istemi yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.