Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11651 E. 2022/13017 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11651
KARAR NO : 2022/13017
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :

Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden adına gelen olmadı. Davacı adına Av. … … geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı taraf 269.771,76 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı taraf özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacının davalı iş yerinde çalıştığı sırada 03/08/2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, kaza neticesinde sağ elini kaptırarak 4 parmağını kaybettiği, meydana gelen kaza olayının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından iş kazası sayıldığı, alınan 19/03/2019 tarihli kusur raporuna göre davacı kazazede işçinin %20 oranında, davalı işverenin %80 nispetinde kusurlu olduğunun belirlendiği, bu kusur raporunun olay ve oluşa ve dosya kapsamına uygun görüldüğü, aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan hesap raporu ile davacının maddi zararlarının belirlendiği, ülkenin ekonimik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, ölen işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikler göz önünde tutulduğunda ve olayın işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında çaydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, davacının sürekli iş göremezlik oranı kesinleşmediği halde kesinleşmiş gibi hesaplama yapıldığını, davacının işleyen devre başındaki net kazancının; olay tarihi olan dönem olarak değil; 1.3 katsayı uygulanmış dönem olarak hesap edildiğini ve peşin değer hesabı yapılırken, davacının bakiye ömrünün başlangıcının olay tarihi olarak belirlendiğini, ancak peşin değer hesabı başlangıç yılı kazancında 1.3 katsayı uygulanmış kazancın esas alındığını, manevi tazminatın fazla olduğunu beyan etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından Kurum sağlık kurulunun ilk olarak davacının sürekli iş göremezlik oranını %27,00 olarak belirlediği, sigortalının bu karara itiraz etmesi üzerine Yüsek Sağlık Kurulun’ca düzeltme kaydı işle %39,00 olarak belirlendiği, kontrol muayenesi sonrasında Kurum Sağlık Kurulu’nun sürekli iş göremezlik oranını %39,00 olarak belirlediği anlaşılmaktadır.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
Somut olayda yukarıda açıklanan prosedür gereği gibi işletilmeden tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının hükme esas alınması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilip kesinleştirilmesi noktasında sırasıyla Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi‘nden rapor alınması; Kurum sağlık kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki oluşması halinde ise; Adli Tıp 2. Üst Kurulu’ndan rapor alınmak suretiyle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin ardından, usuli kazanılmış hakları gözeterek ve yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas bilirkişi hesap raporundaki bilinen(iskontosuz)/bilinmeyen(iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmeksizin hesaplama yapılması gerektiğini de dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak ilk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir suretin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 gününde oybirliği ile karar verildi.