Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12018 E. 2023/890 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12018
KARAR NO : 2023/890
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1090 E., 2021/99 K.
vekili Avukat …
İHBAR OLUNAN : Türkiye Sigorta A.Ş. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 04.09.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/733 E., 2020/546 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 22.06.2017 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 07.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 154.156,06 TL’ ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının dava dilekçesinde belirtilmediğini bu oranın kesinleştirilmesi gerektiğini, davacının iddia ve taleplerinin yasal dayanağının olmadığını, olayda davacının tam kusurlu olduğunu müvekkil şirketin kusursuz olduğunu, davacının kaza günü kendisine zimmet ile teslim edilmiş tekniğine uygun iş gözlüğünü takmayarak tamamen kendi kusurlu davranışı sonucu ve 6331 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde kendisine yüklenilen edimleri yerine getirmemesi nedeniyle söz konusu iş kazasının meydana geldiğini, davacının şahsi gerekçeler ile istifa dilekçesini verdiği 07.07.2017 günü ilişik kesme işlemleri kapsamında soyunma dolabını boşaltırken dolabında 05.06.2017 ve 29.06.2017 tarihlerinde zimmetle kendisine teslim edilen iki adet iş gözlüğü çıktığını, kendisine “işte gözlüğün var bir de iş gözlüğü vermediler diyorsun!” şeklinde söylendiğinde “bunları taksaydık iyi olurdu bunlar başımıza gelmezdi” şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının kimseden şikayetçi olmamasından dolayı kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdiğini, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliğine yönelik bütün önlemleri aldığını, davacıya 14 konuda 4 saatlik eğitimin verilmesinin yanı sıra ayrıca oryantasyon ve işbaşı eğitiminin de verildiğini, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen tehlikeli işlerde çalışabilir eğitimine de katılıp sertifika alan sıcak metal dökümü konusunda tecrübeli olan ve gerekli eğitimler verilen davacının kendi dikkatsizliği ve zimmetle teslim edilen iş gözlüğünü kullanmaması yüzünden dava konusu iş kazasına sebep olduğunu, müvekkil şirketin atfı kabil kusurunun olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davanın kısmen kabulüne,
1-Sürekli iş göremezlik kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulü ile; 154.156,06 TL maddi tazminatın 22.06.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalının sorumlu olduğu %75 kusur oranı, davacının %25 oranında müterafik kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının %18,2 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihi, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre taktir olunan 32.000,00 TL manevi tazminatın 22.06.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının kendi başına 22.06.2017 günü çalışırken, ocaktan potaya maden verirken kendisine zimmet ile teslim edilen tekniğine uygun iş gözlüğünü takmayarak tamamen kendi kusurlu davranışı sonucu ve 6331 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi ile kendisine yüklenilen edimleri yerine getirmemesi nedeniyle dava konusu iş kazası meydana geldiğini, davalı işyerinde Ekonaz Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim San. ve Tic. Ltd. Şirketi ile OSGB sözleşmesi ve ” İş güvenliği Uzmanlığı Sözleşmeleri” imzaladığını, “işyeri hekimi” istihdam edildiğini, iş kazasından çok önce “Risk Analizi” yaptırıldığını, düzenli “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tespit ve Öneri Defteri” tutulduğunu, iş başında “Oryantasyon ve İşbaşı Eğitimi”,” Tehlikeli İşlerde Çalışabilir” eğitimine da katılıp sertifika alan, “Sıcak Metal Dökümü” konusunda tecrübeli olan ve gerekli eğitimlerin verildiğini, davacının kendi dikkatsizliği ve zimmetle teslim edilen iş gözlüğünü kullanmaması nedeni ile dava konusu iş kazasının meydana geldiğini, kusur bilirkişi raporunda bu hususların gözetilmeyerek davalı şirketin kusurunun % 75 olarak kabul edilmesi ve hükme bu kusur raporunun dayanak alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının iş gücü kaybı % 18,2 olarak belirlenmiş olmasına rağmen kendi kusurundan kaynaklı göz yaralanmasından dolayı 32.000,00- TL. manevi tazminat pek fahiş olduğunu belirterek … 1. İş Mahkemesinin 28.07.2020 Tarih 2018/733 E. ve 2020/546 K. sayılı kararının davalı işveren şirket yararına ortadan kaldırılmasına, varit olmayan ve yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddine, karar verilmesi talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde 05.06.2017 tarihinde ocakçı olarak çalışmaya başladığı, 22.06.2017 tarihinde döküm ocağından potaya erimiş madeni vermesi sırasında sol gözüne madenin sıçraması sonucu iş kazası geçirdiği, davacı işçinin geçirdiği iş kazası nedeniyle Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 23.05.2018 tarihli, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 12.06.2019 tarihli raporu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde sürekli iş göremezlik derecesinin % 18,2; SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 09.11.2018 tarihli inceleme raporunun ve mahkemece alınan 24.08.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunun birbirini teyit ettiği, anılan raporlardan iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin % 25, davalı işverenin %75 olduğunun tespit edildiği, mahkemece alınan 20.02.2020 tarihli hesap bilirkişi raporu ile davacı işçinin dava konusu iş kazası nedeni ile uğradığı % 18,2 sürekli iş göremezliğinden kaynaklı maddi zararının 154.156,06 TL olduğu, davacı işçiye erimiş metal sıçralamalarına karşı iş kazasından korumak amacıyla tam yüz siperliği verilmemesi, yüz bölgesini korumak amacıyla sadece iş gözlüğü verilmesi ve verilen gözlüğün kullanılmasının sağlanmaması, davalı işyerinin çok tehlikeli sınıfta işyeri olup 16 saat iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi gerekirken sadece 4 saatlik temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi, bu suretle davacı işçiye güvenli çalışma alışkanlığı sağlayacak sürelerde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, davalı işverenin iş kazasının meydana gelmesini önlemek amacıyla işyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığına ilişkin kapsamlı denetim ve kontrol mekanizmasını oluşturmaması çalışanın kendi insiyatifine bırakarak kişisel koruyucu donanım kullanmadan çalışmasına izin vermesi nedeni ile davalı işverene % 75 oranında kusur verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, kaza tarihi itibariyle davacının 28 yaşında olduğu meslekte kazanma gücü kayıp oranı, kaza tarihi, tarafların kusur oranları, olayın oluş şekli, ülkenin ekonomik durumu, paranın satın alma gücü nazara alındığında mahkemece hükmolunan manevi tazminatın hak ve nesesafet ölçülerine uygun olduğu gerekçesiyle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2 inci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.”

HMK 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı tarafınca temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.