Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12042 E. 2022/13821 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12042
KARAR NO : 2022/13821
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, prime esas kazanç matrahı içerisinde olduğu kabul edilerek prime tabi tutulan yol yardımları üzerinden alınan primlerin yersiz ödendiği iddiası ile istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama ile ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
Hükmün davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada mahkemece verilen 16.09.2015 tarihli karar Dairemizin bozma ilamı ile; “….Eldeki dava 09.12.2014 tarihinde, 6552 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra açılmıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen düzenleme gereği, dava açılmadan önce … Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, eldeki davada, davacı tarafından 5521 sayılı Kanunun 7/3 maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, … Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, mahkemece, davacı tarafa 6100 sayılı HMK.’nun 115/2. Maddesi uyarınca, 6552 sayılı Kanunun 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine üçüncü fıkra olarak eklenenen düzenleme doğrultusunda, davaya konu istemi hakkında … Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek, araştırma ve inceleme yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr…………. No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmada, davalı Kuruma 5521 sayılı Yasanın 7, maddesinin 3. fıkrası kapsamında yapılan bir başvurunun bulunmadığının belirlenmesi karşısında, öncelikle uyulan bozma ilamı ile oluşan usulü kazanılmış hak çerçevesinde davalı Kuruma bozmaya konu ilk kararın icrası veyahut bozmaya konu ilk karara dayalı yapılan icra takibi dışında Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması, devamında kurumun başvuruyu reddetmesi halinde işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan işin esası bakımından da; Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 4958 sayılı Kanunun 36. maddesi ile değişik 77. maddesi olup, anılan maddede; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a)Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile … Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…” denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak eklenmiştir.
506 sayılı Yasanın, 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 77. maddesindeki değişiklikle; ………… Bakanlığınca açıklanan muafiyet miktarlarını aşan nakden ödenen yemek yardımlarının prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, 29.01.2004 tarih ve 25361 sayılı RG de yayımlanan “………… tespitine İlişkin tebliğ’in 4. maddesine göre; sigortalılara yemek parası adı altında yapılan ödemelerin işyerinde veya müştemilatında yemek verilememesi şartıyla fiilen çalışılan gün sayısı dikkate alınarak 16 yaşından büyükler için her yıl belirlenen günlük asgari ücretin %6 sının yemek verilecek olan gün sayısı ile çarpılması sonucu bulunacak miktar, prime esas kazanç matrahına dâhil edilemeyeceği” öngörülmüştür.
Görüldüğü gibi, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır.
Bu kararda sigortalılara ödenen yol paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür. Anılan nitelikte ödemelerde, ödeme yapılan süreye ilişkin herhangi bir ayrım yapılmamıştır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere ücret, görülen bir işin karşılığında çalışana işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağdır. Bu duruma göre işverence ödenen yol yardımı ödemesini, görülen bir işin karşılığı değil, 506 sayılı Kanunun 77/2. maddesinde sayılan istisnalar kapsamında ücrete dâhil edilmeyecek ödemeler arasında yer alan” ayni yardım” olarak tanımlamak ve yol yardımının nakden verilmiş olması nedeniyle bu yardımın niteliğini değiştirmemek gerekir.
Eldeki davada, davacı tarafından çalıştırıldığı belirtilen sigortalılarına yol yardımları yapılıp yapılmadığı ile yapılmış ise miktarının ve davalı Kurumca bu miktarın prime tabi tutulduğunun yöntemince belirlenmesi ve alacağın ispatı gerekirken bu yönde bir araştırmanın yapılmaması da bozma nedenidir.
Mahkemece, davacı şirketin dosya arasına sunduğu ve Kurumca doğrulanıp doğrulanmadığı anlaşılmayan bordro icmallerinde yer alan tutarlar esas alınarak kurumdan sorulmaksızın hesap yapılmak suretiyle ödendiği belirtilen yol yardımı başlığı altındaki tutarlar dikkate alınmış olup, dosya arasındaki belgelerden davalı kurumdan gelen ve yol yardımlarının sigorta primine esas kazanç içerisinde değerlendirildiğine dair herhangi bir bordro veya belge bulunmaması karşısında, Mahkemece, öncelikle, her bir sigortalı hakkında davalı Kurumun esas aldığı prime esas kazançları gösterir belgelerin celbi ile yol yardımlarına dair yapıldığı belirtilen ödemelerin bu belgelerde açıkça belirtilip belirtilmediği, davalı kurumun işçilere dair sayılan belgeleri almasına ve yapılan yol yardımlarının varlığından haberdar olmasına rağmen prime esas kazaca tabi tuttuğuna ilişkin olguların tespit edilmesi ve ödemelerin varlığına ilişkin olarak sigortalı imzalı günlük tediye fişlerinin ve ücret bordrolarının dosyaya kazandırılması ve bu aşamadan sonra, dava konusu dönem içinde, ödenen sigorta primi ve işsizlik sigortası prim tutarları, ait oldukları dönemler ve ödeme tarihleri üzerinden, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, çalışan her bir sigortalı bazında ödenen yol yardımı tutarları tespit edilmeli ve iadesi gereken tutarın kurum verileri ile doğrulandıktan sonra, davalı kurum yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek usulünce belirlenmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.