Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12363 E. 2023/618 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12363
KARAR NO : 2023/618
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1964 E., 2021/1643 K.
vekili Avukat …
İHBAR OLUNAN : …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 12.03.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2015/120 E., 2019/464 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının 23.07.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 2.000,00 TL maddi, 120.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 03.05.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırarak toplam 549.279,31 TL’ye yükselterek harçlandırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının, davacının maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kazada şirketinin kusurunun bulunmadığını, davacının tüm sağlık masraflarının davalı tarafından karşılandığını, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, sonuç olarak belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile hesaplanan toplam 334.911,31 TL’nin kaza tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 60.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğini; protezin kullanım süresi belirlenirken ortalama kullanım süresinin 5 yerine 3 yıl olarak kabul edilmesi gerektiğini ve artan yılların yok sayılmaması gerektiğini, bu şekilde artan yıllar için de tam bir protez bedeli hesap edilmesi gerektiğini ifade etmiş ve ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olması sebebiyle kaldırılmasını talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde, protez bedeline ilişkin bir talepte bulunmadığı halde mahkemece bu hususta karar verildiğini, ıslah yoluyla yeni bir talep yaratılamayacağını, ayrıca bu talebin zamanaşımına da uğradığını; protez bedeline ilişkin talebin muhatabının davalı işveren olmayıp, SGK olduğunu, bu nedenle protez bedeline ilişkin talebin husumetten reddedilmesi gerektiğini; protez bedeli konusunda mahkemenin yeterli araştırma yapmadığını, sadece bir derneğin bildirdiği rakama itibar edilerek hüküm kurulduğunu, bu yönüyle kök ve ek raporlar arasında miktar itibariyle çelişki olduğunu, bu hususta birden fazla birlik, dernek ve sair kuruluştan görüş sorulması gerektiğini; uygun protezin seçimi ve kullanımı konusunda uzman bir heyet tarafından davacının muayene edilmesi yönündeki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, mevcut bilirkişilerin bu konuda uzmanlıklarının yeterli olup olmadığının belli olmadığını; davacının kusur oranına isabet eden değerin ve protez giderinin faiz getirisinin tespit edilecek tazminat miktarından mahsup edilmesi gerekirken edilmediğini; hesap bilirkişisi kök ve ek raporlarında hatalar bulunduğunu ve rapora karşı maddi zarar hesabının brüt yerine net rakamlar üzerinden yapılması gerektiği; asgari ücretle çalışmış olmasına rağmen davacının maaşının asgari ücretin 1,31 katı olarak hesaplandığını; PSD’nin faizinin hesaplanmayarak toplam rakamdan mahsup edilmediğini; PSD’nin %75 ile oranlanarak davacıya 37.952 TL ödeme yapıldığına kanaat getirildiğini; 21.09.2018 ve 04.12.2017 tarihli raporlar arasında bariz farklılıklar bulunduğunu ifade ederek itirazda bulunduklarını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olması sebebiyle kaldırılmasını talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5510 sayılı yasanın 63/1-f maddesine göre; protezin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetlerinin kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinden biri olduğu, dolayısıyla protez giderlerine yönelik taleplerin muhatabının işveren değil, SGK olduğu, ancak kurum tarafından karşılanmayan giderler yönünden davalı işverenden talepte bulunulabileceği anlaşıldığından, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile protez giderlerinden de işverenin sorumlu olduğu kabulünden hareketle protez giderlerinin maddi tazminat miktarına dahil edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, kaldı ki dava dilekçesinde protez giderlerinin de talep edilmemiş olduğu, protez giderleri olarak belirlenen 233.772,00 TL’nin, mahkemece belirlenen 334.911,31 TL maddi tazminat miktarından çıkartılarak, toplam maddi tazminat miktarının 101.139,31 TL olarak belirlenmesi gerektiği, davacı işçinin ücret düzeyinin hatalı olarak belirlendiğine ilişkin itirazla ilgili olarak ise, HDC kayıtlarında belirlenen ücret miktarı dikkate alındığında, davalının ücretin asgari ücret olduğuna dair bordro vb. yazılı bir delil sunmadığı görülmekle, bu yöndeki istinaf isteminin ve ayrıca bununla birlikte sair itirazlarının da dosya kapsamındaki delillere göre reddi gerektiği, kazanın meydana geldiği tarih, tarafların olaydaki kusur durumları, davacının %22,2 oranındaki maluliyeti ve kaza tarihindeki paranın satın alma gücü dikkate alınarak istinaf talepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede, manevi tazminatın daha fazla bir miktar olarak belirlenmesi gerektiği itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle;

I) Davacının istinaf başvurusunun HMK. 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine,

II) Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Tire 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2015/120 Esas – 2019/464 Karar sayılı kararının HMK. 353/b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, yeniden esas hakkında;

III) “Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;

1-Davacının maddi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile, toplam 101.139,31 TL’nin kaza tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,

2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 60.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin Reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde taleplerinin maddi ve manevi tazminat olarak iki başlığa ayrıldığını, doğmuş ve doğacak tüm tedavi giderlerinin maddi kayıp olarak nitelendirildiğini ayrıca tazminat da talep edildiğini, protez giderinin tedavinin bir parçası olduğunu, hüküm altına alınması gerektiğini, mahkeme kararında altı adet gerekçe ve hüküm çelişkisi olduğunu, işverenin olayda % 100 kusurlu olduğunu, manevi tazminat miktarının az olduğunu, ıslah dilekçesinde peşin harcını ödediği, arttırıma konusu yaptığı dava maddi tazminat kapsamındaki protez alacağının, talep dışı olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi görüşünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi zarar hesabının net rakamlar üzerinden yapılması gerekirken brüt rakamlar üzerinden yapılmasının, asgari ücretle çalışılmış olmasına rağmen maaş gelirinin asgari ücretin 1,31 katı olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, SGK kayıtları ile davacı tarafın asgari ücret ile çalıştığının sabit olduğunu, davacı tanıkları dahi davacının asgari ücret ile çalışmakta olduğunu ifade ettiklerini, SGK tarafından ödenen miktarın PSD’nin faizinin hesaplanmayarak toplam rakamdan mahsup edilmemesinin, SGK tarafından müvekkilin kusuru %75 olarak kabul edilmiş olmasına ve bu şekilde hesaplama yapılarak davacıya 50.603TL PSD’li gelir ödenmiş olmasına rağmen, ödenen bedelin tekrar %75 ile oranlanarak davacıya 37.952TL ödeme yapıldığına kanaat getirilmiş olmasının hatalı olduğunu, 21.09.2018 – 04.12.2017 tarihli maddi zarara ilişkin bilirkişi raporları arasında bariz farklılıklar bulunduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat rakamının fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2 inci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

HMK 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı ve davalı tarafınca temyiz sebebi olarak ileri sürülen bir kısım sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2. Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililerden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.