Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12365 E. 2023/409 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12365
KARAR NO : 2023/409
KARAR TARİHİ : 17.01.2023


MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2058 E., 2021/1571 K.

HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/142 E., 2019/362 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ile davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; kazalı sigortalının 12.07.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 5.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili yargılama sırasında 12.03.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 170.587,12 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 13.06.2012 tarihinde müvekkil şirkette barutçu olarak işe başladığını ve 11.04.2014 tarihinde kendi isteğiyle işyerinden ayrıldığını, kavlak tehlikesine karşı barutçuların özel olarak eğitildiğini, davacının da bu eğitimleri aldığını, ateşleyici ve yeterlilik belgesine sahip tecrübeli bir işçi olduğunu, dava konusu kazada davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, müvekkil şirketin kusurlu olmadığını, müvekkil şirket tarafından iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimler verildiğini, denetim eksikliği söz konusu olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
A) 170.587,12 TL maddi tazminatın iş kazasının olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

B) 15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: hükmedilen manevi tazminat miktarı az olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasında kazanın sorumluluğunun eğitimlerde kavlak tehlikesine önemle dikkat çekilmesine rağmen dikkatsiz ve tedbirsiz çalışarak kazalanan işçiye ait olduğunu, müvekkili şirkete yüklenen % 70 oranındaki kusuru kabul etmediklerini, yerel mahkemece 25.02.2019 tarihli hesap raporuna göre hüküm kurulduğunu, hesap raporuna yönelik 12.03.2019 tarihli dilekçe ile itiraz ettiklerini, mahkemece itirazları değerlendirilmeksizin davacının ıslah talebi doğrultusunda karar verildiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi raporundan geçici iş göremezlik zararı başlığında iş göremezlik zararını toplam 21.819,34 TL olduğu belirtilerek rapor hazırlamış ise de, hesaplamada bu rakamı mahsup etmediğini, tam tersine kusur indirimi yaptıktan sonraki miktarı toplam maddi tazminat alacağına eklediğini, bilirkişinin asgari ücretin iki asgari ücret olarak kabulü ile yaptığı hesaplamanın hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının % 11,2 oranındaki maluliyetine göre fahiş olduğunu bildirerek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere göre, davacının davalı … Madencilik Enerji Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye ait yeraltı kömür işletmesinde 17.02.2012 günü 06.30 sıralarında tavan deliklerini doldurup sıkıladıktan sonra telleri bağlama esnasında aynadan düşen kömür kavlağının ayağının ve sırtının sol tarafına isabet etmesi sonucu yaralandığı, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, davacının %11,2 oranında maluliyete uğradığı, hükme esas alınan kusur raporunun İş Kanunu ve İşçi Sağlığı ve İş Sağlığı Tüzüğüne uygun olarak düzenlendiği, kusura yönelik itirazın yerinde olmadığı, hükme esas alınan hesap raporunda davacının maddi tazminata esas ücretinin 3213 sayılı Maden Kanunu’ na 6552 sayılı Kanun ile eklenen maddeye göre, linyit ve taş kömürü çıkarılan iş yerlerinde, yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarının asgari ücretin iki katından az olamayacağı hüküm altına alındığından ücret miktarına yönelik itirazının yerinde olmadığı, davalı vekilince SGK tarafından ödenen 21.819,34 TL geçici iş görememezlik ödeneğinin mahsup edilmediği ileri sürülmüş ise de, geçici iş göremezlik zararı ile sürekli maluliyetten kaynaklanan zarardan kusur oranında (%10) indirim yapıldığı ve davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin (27807,02 TL) rücuya tabi kısmının (25026,31 TL) mahsubunun gerektiği, hesap hatası bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin aleyhe istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, manevi tazminat yönünden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ise somut uyuşmazlıkta, tarafların kusur durumu, maluliyet oranı, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, TMK 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre, hükmedilen manevi tazminat miktarı az olup, 25.000 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle;
A-1-Davalı vekilinin, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Davacı vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile; … 6. İş Mahkemesi’nin 2015/142 Esas – 2019/362 Karar sayılı kararının düzeltilip yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
B-1-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 170.587,12 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davadan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdiren 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davadan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.”

HMK 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 12 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 3213 sayılı Maden Kanun’un ek 9 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2-Dava,12.07.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının davalı … Madencilik Enerji Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye ait yeraltı kömür işletmesinde 17.02.2012 günü 06.30 sıralarında tavan deliklerini doldurup sıkıladıktan sonra telleri bağlama esnasında aynadan düşen kömür kavlağının ayağının ve sırtının sol tarafına isabet etmesi sonucu yaralandığı, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, davacının %11,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının % 10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Kurum kayıtlarına giren davacının geçici iş göremezlik belgesine göre 21.819,34 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin davacıya ödendiği anlaşılmaktadır.

3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesine göre bedensel zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışamamasından kaynaklanan zararını isteyebilir. Sigortalının bedensel zarar sonucu işgücü kaybı geçici veya sürekli olabilir.

Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun’un 12 inci maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren iş göremez durumda kaldığı sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelirde iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatli dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır.

4-Somut olayımızda davacı kazalıya yargılama konusu iş kazası nedeniyle istirahatli kaldığı süreler için geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, bu tahsislerin rücuya tabi kısımlarının davacının hesaplanan zararından tenzili ile davacının bakiye zararının tespiti gerekmekte olup Mahkemece bu hususa riayet edilmeyen bilirkişi raporuna itimat ile neticeye varılması doğru olmamıştır.

5-Öte yandan; dosya kapsamında aldırılan 25.02.2019 tarihli hesap raporunda, sigortalının yeraltı maden işçisi olması nedeni ile işçinin gerçek zararının tespitinde; 50 yaşın ikmaline kadar yeraltındaki koşullar nazara alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60 yaşları arasında ise yer üstünde asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği nazara alınarak hesap yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.

6-Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının ıslahının dayanağı olan 25.02.2019 tarihli hesap raporunda esas alınan işlemiş (bilinen) devre yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmü gereği iş kazasının gerçekleştiği iş yeri için ücret konusunda yapılan yasal düzenlemeyi de göz önünde bulundurarak, bu tarihten sonra yapılacak hesapta asgari ücretin 2 katından az ücretin dikkate alınamayacak olmasını dikkate almak, bu şekilde tespit edilecek ücret katını bu raporda sigortalının 50 yaşını ikmal ettiği tarihe kadar uygulamak, devamla 50 ila 60 yaşları arasında ise yer üstünde (asgari geçim indirimi dahil) asgari ücretle çalışıp kazanç elde edeceği hususunu gözetmek, işbu raporda esas alınan işlemiş (bilinen) devre tarihi olarak esas alınan 31.12.2019 tarihini ileri çekmemek ve rapor tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmamak ve Kurum tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısmının hesap edilecek maddi tazminattan tenzil edilmesi suretiyle hükme esas alarak, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir.

7- Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

8- O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1- Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2-Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik tüm itirazlarının, davalı vekilinin ise maddi tazminata yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmedilen maddi tazminata ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi