YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12366
KARAR NO : 2023/82
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/299 E., 2021/1213 K.
DAVA TARİHİ : 18.06.2013
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2013/482 E., 2018/735 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalıya ait mermer ocağında çalışmakta iken 11.03.2011 tarihinde mermer parçasının gözüne çarpması şeklinde meydana gelen iş kazasında yaralandığını ve sağ gözünü kaybettiğini iddia ederek 5.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.03.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ile; zamanaşımı itirazında bulunarak kazanın dava dilekçesinde anlatıldığı gibi meydana gelmediğini, este makinesi ustası olarak mesleğinde ehil olan davacının lama aletini mermer levhanın altına yerleştirmemesi nedeniyle kazanın oluşumunda % 100 kusurlu olduğunu, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanları, bilirkişi raporları, Adli Tıp İhtisas Dairesinin 01.06.2016 tarihli rapora ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş kazasından dolayı yaralanmasında davalının % 80 oranında kusurlu olduğu, doğrudan uğranılan maddi zarar, tarafların kusur oranı, maluliyet oranı dikkate alındığında davacının karşılanmamış gerçek zararının 172.285,49 TL olduğu anlaşıldığından davacının açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulüne, davacının yaralanmasından dolayı uğramış olduğu elem ve ızdırabın derecesine, yarasının niteliğine, olaydaki kusur durumuna ve hakkaniyet ilkelerine göre manevi tazminat miktarının mahkememizce 18.000 TL olduğu uygun görülerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılamada zamanaşımı itirazı değerlendirilmeden karar verildiğini, kazanın dava dilekçesinde anlatıldığı gibi meydana gelmediğini, este makinesi ustası olarak mesleğinde ehil olan davacının lama aletini mermer levhanın altına yerleştirmemesi nedeniyle kazanın oluştuğunu, davacının % 100 kusurlu olduğu halde ve dinlenen tanıklar da cevaplarını doğrular nitelikte olmasına rağmen, denetime elverişsiz bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karara esas alınan iş güvenliği uzmanı bilirkişinin raporunda belirlendiği üzere, kaza nedeniyle davalı işveren tarafın % 80 oranında, davacı işçinin ise % 20 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiğini, 09.02.2018 tarihli hesap raporu ile; 11.03.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 40 oranında malül kalan davacının % 20 kusur durumu değerlendirilerek ve SGK’nca davacıya yapılan PSD gelir ödemeleri mahsup edilmek suretiyle ve denetime olanak verecek şekilde hesapladığı üzere, davacının maddi zararının 172.285,49 TL tespit edildiğini, raporun, iş yeri ve kurum kayıtlarına göre hazırlanmış ve hüküm kurmaya elverişli olup herhangi bir hesap hatası içermediğini, maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin isabetli olup davalı işverenin kusurlu olmadığı ve illiyet bulunmadığına yönelik davalının istinaf başvuru sebep ve gerekçelerine itibar edilmediğini, somut olayın özellikleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları, hakkaniyet ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, manevi tazminatın amacı, kapsamı ve caydırıcılık uyandıracak miktarda olması gerekliliği ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu sonucuna varıldığını belirterek hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi tazminat hesap raporunun hatalı olduğunu, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 01.06.2016 tarih ve 11667 Karar sayılı raporunda hatalı ve eksik değerlendirme yapıldığını, bu rapora itibar edilerek karar verilmesinin hukuka aykır olduğun, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, yargılama sırasındaki bilirkişi raporlarına itirazlar dikkate alınmadan ve usul ve yasaya uygun itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınmadan denetime elverişli olmayan eksik ve hatalı bilirkişi raporları hükme esas alınarak karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davalı vekilinin davacı lehline hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK’nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine ve özellikle somut olayda mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetlerinin iş kazasının oluşuna uygun olması, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı tarafça temyiz sebebi olarak ileri sürülen bir kısım sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…