YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12669
KARAR NO : 2023/1118
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/99 E., 2021/220 K.
Avukat …
DAVA TARİHİ : 27.03.2017
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/146 E., 2019/191 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalışırken 04.12.2015 tarihinde pres makinesinin saçları dayama ayarı için elini kalıpların arasından geçirdiği sırada dalgınlıkla presin ayak butonuna basması ile sağ el parmaklarının pres kalıpları arasına sıkışarak yaralanması sonucu oluşan sürekli iş göremezlik nedeniyle davacının maddi ve manevi zararının giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın davacının tam kusuru nedeniyle meydana geldiğini, şirket çalışanlarına iş güvenliği konusunda her türlü eğitimin verildiğini ve güvenlik tedbirlerinin alındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yüksek Sağlık Kurulu’nun 07.02.2017 tarihli kararı ile; sigortalının 04.12.2015 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %9 olduğuna karar verildiği bilirkişi raporları ile davalı işverenin olayda % 80 oranında kusuru olduğu, kazazede işçinin olayda %20 (yüzde on) oranında kusuru olduğunun tespit edildiği , hesap raporunda, davacı kazalının, karşılanmamış maddi zararının 82.420,40 TL olarak belirlendiği, manevi tazminat yönünden ise, tarafların sosyal ekonomik durumu, parayla satın alma gücü, kusur ve maluliyet oranları, tedavi süreci ve ağırlığı, olay nedeniyle duymuş olduğu acı göz önüne alınarak karar verildiği gerekçesi ile 82.420,40 TL maddi tazminat talebinin olay tarihi olan 04.12.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin olay tarihi olan 04.12.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 70.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının iş göremezlik oranının % 9 olduğunu, bu kaza nedeniyle sağ elinin parçalandığını ve fonksiyonunu büyük oranda yitirdiğini, kaza tarihinde 36 yaşında ve kadın olan davacının elindeki hem fonksiyonel araz hem de görüntü bozukluğu nedeniyle yaşamını eskisi gibi idame ettiremediğini, yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, Ocak 2016 dönemi üzerinden yapılan hesaplamanın saat başı ücret 8.28 TL olarak kabul edildiğinden hatalı olduğunu, işlemiş dönem işleyecek dönem ve emeklilik dönemi hesabının hatalıyapıldığını, SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının düşülmesi gerektiğini, kusur yönünden somut uyuşmazlıkta söz konusu eylem ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kesildiğini, kazanın davacının kusuru neticesinde meydana geldiğini, ilk derece mahkemesince takdir edilen 10.000 TL manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya ait iş yerinde işçi olarak çalışmakta iken 04.12.2015 tarihinde iş kazası geçirdiği, maluliyet oranının %9 olarak belirlendiği, Mahkemece kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından konusunda uzman 3 farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 1. raporda kazanın meydana gelmesinde işverenin %90 davacı işçinin %10 oranında 2. rapor ve çelişkileri gideren 3. raporda ise kaza olayının meydana gelmesinde işverenin %80 oranında, davacı işçinin ise %20 oranında kusurlu olduğu belirlendiği, davacı ile davalı işverenin kusur durumlarının tespiti için alınan bilirkişi heyeti raporlarının ehil ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporların kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi heyeti raporlarının tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından 19.06.2018 tarihli ve 06.11.2018 tarihli farklı bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin bu raporlara itibar edilerek raporların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, maddi tazminat miktarının tespiti açısından düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplamalara esas alınan unsurların, Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olup davalı vekilinin hesap raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, maluliyet oranı, olayın oluş şekli, olay tarihi dikkate alındığında davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı temyizi, maddi tazminat yönünden bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, manevi tazminat ile maddi tazminat miktarının ayrı değerlendirilerek kesinlik sınırının toplam tutar üzerinden belirlenmesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Davalı temyizi, hesap raporunda maddi tazminatın hesaplanmasında esas ücretin yanlış alındığını, işlemiş dönem ve pasif dönem hesabının hatalı olduğunu, kazanın davacının ağır kusur ve ihmali ile meydana geldiğini ve illiyet bağının kesildiğini, ceza dosyası değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
C.A. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacı lehine manevi tazminatın 10.000 TL olarak hüküm altına alındığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacı vekili ile davalı vekilinin, davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyizin kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davalı ve davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyizi yönünden,temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
…