YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13231
KARAR NO : 2023/410
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2976 E., 2021/1993 K.
DAVACILAR :Kendi adına asaleten …’ ye velayeten … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 12.02.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/265 E., 2021/340 K.
Taraflar arasındaki iş kazası ölümü nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; muris …’nin davalı … nezdinde şöför olarak çalışmakta iken 16.05.2017 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin sorumlu olduğunu belirterek maddi tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müteveffa …’ nin 01.06.1990 tarihinden vefat tarihine kadar davalı kurumda sürekli işçi kadrosunda şoför olarak çalıştığını, müteveffanın 16.05.2017 tarihinde müvekkil kuruma ait … plakalı araçla seyir halindeyken kalp krizi geçirmesi nedeniyle trafik kazasının meydana geldiğini, kaza olayının 506 sayılı Kanun gereği iş kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, kaza olayının iş kazası olarak kabulü için müteveffanın kalp krizi geçirmesi ile ifa edilen iş arasında uygun illiyet bağının olması gerektiğini, davalı kurumun müteveffanın kalp krizi geçirmesinde kusuru olmadığını, müteveffanın ileri yaşta olduğunu yaşı itibariyle kalp krizi geçirme yaşı standardının üzerinde olduğunu, müteveffanın yaşının yanı sıra bünyesel faktörlerinin de kalp krizi geçirmesine neden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece aldırılan 22.06.2021 tarihli kusur raporunda da dava konusu kazanın 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi gereğince bir iş kazası olduğu, olayın meydana gelmesinde %100 (yüzde yüz) oranında işçi kusuru ile bünyesel (kaçınılmazlık) faktörlerin etkili olduğu, davalı işveren …’nün kaza olayının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, açıklanan nedenlerle destek tazminatı talepli açılan işbu davada, davalı …’nin herhangi bir kusurunun bulunmadığının alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunın anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın iş kazası olup davalı idarenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini tam olarak almadığı, 14 sayfalık bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiği, mahkemenin görevinin güçsüz olan işçiyi korumak olup kamu işverenini korumak olmadığını ileri sürerek yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisinin 16.05.2017 tarihinde vefat etmesine neden olan trafik kazasının Kurum tarafından iş kazası sayıldığı, kalp krizi geçiren muris ve davalı işverene kusur izafe edilmediği, dosya içerisinde yer alan 23.10.2018 tarihli heyet kusur raporunda, davacı ve davalı işverene yüklenebilecek kusur bulunmadığı ile kalp krizinin kişisel bünyeye bağlı faktörler nedeniyle meydana geldiği, 07.02.2019 tarihli heyet kusur bilirkişi raporunda ise işverenin %30 oranında kusurlu olduğu, çelişkinin giderilmesi için alınan 28.10.2019 tarihli heyet kusur raporunda ise davacı ve davalı işverene yüklenebilecek kusur bulunmadığının belirtildiği, dosyada 23.10.2018 ve 28.10.2019 tarihli kusur bilirkişi raporlarında bilirkişi kardiyoloji hekiminin …olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporları arasında ki çelişkinin ancak farklı bir bilirkişi tarafından incelendiğinde giderilebileceği açık olduğundan 28.10.2019 tarihli kusur bilirkişi heyetinde kardiyoloji hekimi … ‘nun yer almasının doğru olmadığı, bu doğrultuda yapılan kaldırma – gönderme ilamı doğrultusunda alınan 22.06.2021 tarihli heyet kusur raporunda da, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin kusuru olmadığının belirtildiği, bu durumda; iş kazasının oluşumunda davalı işverenin kusurlu olmadığının anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi Kararı’nın hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin miras bırakanının hayatını kaybettiği kazanın iş kazası olduğunu, iş kazasının nedenleri ve sorumlularının tespiti noktasında alınan raporlarda ölüm olayının kaçınılmazlık kaynaklı olduğu tespitinin yapıldığını, kaçınılmazlık tespitine rağmen işverenin kazanın sonuçlarına diğer zarar görenler ile birlikte katlanmasının sağlanmamasının hukuka aykırı olduğunu, iş kazasının tüm sonuçlarının işçi üzerinde bırakılmaması gerektiğini, kaçınılmazlık sonucu meydana gelen kazanın sonuçlarının işçi ve işveren arasında adil bir şekilde paylaşılması gerektiğini, olayın % 100 oranında kaçınılmazlık nedeni ile meydana gelmiş olması nedeni ile Borçlar Kanununun Adam Çalıştıranın sorumluluğuna dair hükümleri doğrultusunda işlem yapılmasını, işçi ve işveren arasında hakkaniyetli bir çözüm bulunması gerektiğini, davalı işverenin, kusursuz sorumluluk ilkesi dışında meydana gelen kazada kusuru bulunması nedeni ile de sorumlu olduğunu, işverenin 6331 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin B ve C fıkralarına, 5 inci maddesinin A, B, C, D, E, F, G, H, İ fıkralarına açıkça aykırı davrandığından kusurlu olduğunu, istinaf incelemesinde, Kaçınılmazlık ve Kusursuz Sorumluluk kaynaklı sorumluluk beyanları ve taleplerinin değerlendirilmediğini, istinaf incelemesi ile sadece işveren idarenin kusuru olmadığı gibi dar bir değerlendirme ile yetinilmiş olduğunu, kazanın tüm neticelerinin, hayatını kaybeden işçinin ve geride kalan ailesinin üzerinde bırakılmasının hakkaniyet ile bağdaşmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunun 2 ve 77 maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ve özellikle somut olayda mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetlerinin iş kazasının oluşuna uygun olması, olayın meydana gelmesinde % 100 bünyesel faktörlerin etkili olduğunun anlaşılması ve davacı taraflarca temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…