YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13236
KARAR NO : 2023/1324
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3654 E., 2021/2007 K.
…
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/127 E., 2019/362 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işyerinde çalışırken 10.12.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası dolayısıyla fazlaya yönelik talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili 22.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden taleplerini arttırmak suretiyle 109.084,88 TL’nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP :
Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesi ile davacının geçirdiği iş kazasından yaklaşık dokuz buçuk ay sonra, 01.09.2010 tarihinde müvekkil şirkete hizmet veren alt işveren bünyesinde çalışmaya başladığını, iş görme edimini müvekkile ait iş yerinde gerçekleştirdiğini, davalı şirketin, iş sağlığı ve güvenliği konusunda kanun ve yönetmelikler çerçevesinde tüm gerekli önlemleri aldığını, aynı zamanda çalıştığı süre zarfında davacı işçi de dahil olmak üzere bünyesinde çalıştırdığı tüm işçilere, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitimler verdiğini, işçilerin de bu eğitimlere katıldıklarına dair eğitim katılım formlarının da bulunduğunu, müvekkilin şirket kanunun kendisine getirdiği tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, kaza tarihinde müvekkil ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığından söz konusu iş kazasından davalı şirketin sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkil şirketin taraf sıfatı bulunmadığını beyan ederek davanın husumetten reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” Davacının maddi tazminat davasının kabulüne, toplamda taktir edilen 109.084,88 TL maddi tazminattan, 12.01.2018 tarihli TBK madde 76/1 uyarınca geçici ödeme kararı ile hükmedilen 5.000,00 TL maddi tazminat bedelinin mahsubu ile, 104.084,88 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Ayrıca 12.01.2018 tarihli geçici ödeme kararı ile hükmedilen 5.000,00 TL maddi tazminata olay tarihi olan 10.12.2009 tarihinden geçici ödeme kararı tarihi olan 12.01.2018 tarihine kadar işleyecek sadece yasal faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, toplamda taktir edilen 19.000,00 TL manevi tazminattan 12.01.2018 tarihli TBK madde 76/1 uyarınca geçici ödeme kararı ile hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminat bedelinin mahsubu ile 13.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.12.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Ayrıca 12.01.2018 tarihli geçici ödeme kararı ile hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminata olay tarihi olan 10.12.2009 tarihinden geçici ödeme kararı tarihi olan 12.01.2018 tarihine kadar işleyecek sadece yasal faizin davalıdan alınarak davacıya verimesine, manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin talebin reddine, ”
şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile kaza tarihinde müvekkil ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, dosyada mübrez bilirkişi raporunda; müvekkil şirket ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı, davalı … Sanayi Ticaret A.Ş.’nin kusurlu olmadığının tespit edildiğini, davacının kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden illiyet bağının kesildiğini, müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının maluliyet oranını belirleyen sağlık kurulu raporuna karşı itirazda bulunma haklarının saklı kalmak kaydıyla ve davacının tazminat taleplerini kabul anlamına gelmemek üzere, davacının müvekkil şirketten talep ettiği maddi tazminattan SGK’dan almış olduğu iş göremezlik ödeneği vs. alacakların mahsubunun gerektiğini, manevi tazminat istemi için gerekli şartların oluşmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacı işçinin müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, davacı tarafça ileri sürülen tüm kalemlere ilişkin olarak zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, hükme dayanak alınan kusur bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporuna göre, ilk derece mahkemesinin, davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf isteminin tümüyle reddi gerektiği kanaatine varılmıştır” gerekçesine dayalı olarak;
2- “… Anadolu 17. İş Mahkemesi’nin 17.09.2019 tarih 2017/127 esas, 2019/362 karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine ,” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle zarara uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 ve 417 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 12, 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığından, söz konusu itirazlar inceleme konusu yapılmamıştır.
2.1. Bilindiği üzere bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) veya bir hakkın elde edilmesi amacıyla kime karşı dava edileceği (o davada davalı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının veya davalısının o dava yönünden davacı veya davalı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
2.2. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
2.3. O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
2.4. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez.
2.5. Görüldüğü üzere, taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
2.6. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 gün ve 2004/4-371 E. 2004/375 K.; 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 K.; 04.03.2009 gün ve 2009/10-34 E. 2009/104 K.; 04.11.2009 gün ve 2009/2-402 E., 2009/484 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-4 E., 4 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
2.7. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise iş ilişkisi denir. Yine kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinde “işveren; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” olarak tanımlanmıştır.
2.8. Eldeki dava dosyasında; 10.12.2009 tarihinde, dava dışı … Metal A.Ş. nin sevkiyat bölümünde, saat 02.00 sularında gece vardiyasında çalışan ve vinç operatörlüğü yapan davacının konteynırla işyerine gelmiş olan milleri vinç yardımı ile alarak istiflemesi akabinde, istifin yaklaşık -1- metreyi geçmesi sonrası buraya koyduğu yeni milin halatını istif önünde çözerken, millerin üzerine doğru yürümesi sonucu sağ ayağının yükün altında kalarak kazalanması biçiminde kaza olayının meydana geldiği, davacının 09.11.2009- 30.06.2011 tarihleri arasında dava dışı … adresinde faaliyet gösteren … Metal San. Tic A.Ş. ünvanlı işyerinin sigortalı çalışanı olduğu, davacı tarafından davalı ve dava dışı … Metal San. Tic A.Ş. ünvanlı şirketin aynı olduğunun, sendikalaşmanın önüne geçilmek için bu şekilde sigortalılık bildiriminin yapıldığının beyan edildiği ve eldeki davanın davalı …Ş. ye karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
2.9. İnceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, işverenliğin kime ait olduğunun açıkça belirlenmesi gerekmektedir. Bu yönde kazanın gerçekleştiği iddia olunan işyeri dosyası getirtilmeli, işverenlik sıfatının dosyada mevcut müfettiş tahkikat raporu, giriş bildirgeleri, davacının diğer çalışma kayıtları da dikkate alınarak yöntemince belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2.10. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…