YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1517
KARAR NO : 2021/12533
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2019/412-2020/1604
İlk Derece
Mahkemesi : … Anadolu 19. İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde sekreter olarak 06.05.2006-01.11.2016 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının 06/05/2006 tarihinden değil 01/02/2007 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, sadece bu dönemden sonraki çalışmalarının doğru olduğunu, önceki dönemde herhangi bir çalışmasının bulunmadığını beyan etmiştir.
Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde, kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini, davacının davasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-Açılan davanın kısmen kabulüne,
Davacının, davalıya ait işyerinde 01/02/2007 tarihinden 01/11/2016 tarihine kadar aralıksız olarak hizmet akdi ile dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine,
Fazlaya ilişkin istemlerin reddine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“… Anadolu 19. İş Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli, 2016/621 Esas- 2018/643 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer’i müdahil kurum vekili, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanunun m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Bu kapsamda, eldeki davada, kurum tarafından davalı işyerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen 04.04.2007 tarihli tutanakta, davacının 03.04.2007 tarihinde fiilen çalıştığının tespit edildiği belirtilmiş, bunun yanında denetim tutanağında davacının imzalı beyanında 03.04.2007 tarihinde çalışmaya başladığını belirtmiş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu tutanağın aksi ispat edilene kadar geçerli belge olduğunun gözetilmemesi isabetsiz olup, Mahkemece, belgenin aksi ispat edilemediği takdirde dikkate alınması gerekirken, yanlış değerlendirme ile davalının beyanına itibar edilmek suretiyle belirlenen hizmet süresine ilişkin başlangıç tarihi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oylarıyla ve oyçokluğuyla, 20/10/2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “hizmet tespit davasında kurum denetim raporunda sigortalı beyanı üzerine işe giriş tarihinden öncesindeki çalışmanın, bağlayıcı olup olmadığı, bu beyan nedeni ile eş değer belge ile kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasındadır.
2. Çoğunluk görüşü ile davacının denetim raporunda 03.04.2007 tarihinde çalışmaya başladığını belirttiği, bu belgenin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, davalının beyanına itibar edilemeyeceği” gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin 01.02.2007 tarihinden itibaren çalışma olgusunu tespit eden kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran kişisel ve hukuki bağımlılık ilişkisi unsuru, tarafları, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından üstünlüğü, işçinin zayıf konumda olması, kayıtların işveren tarafından tutulması, çalışma olgusunun hukuki fiil oluşu nedeni ile özellikle işveren tarafından iş ilişkisinin kurulması, devamı ve sona ermesinde düzenlenen belgelere, 6100 sayılı HMK.’un katı kurallarını uygulamak olanaklı değildir. Çalışma olgusu hukuki fiil olup her türlü delille kanıtlanabilir.
4. Belirtmek gerekir ki sosyal güvenlik hakkı vazgeçilmez temel hak olup niteliği itibari ile kamu düzenindendir. Hizmet tespit davası da bu nitelikten dolayı resen araştırma ilkesinin uygulandığı bir davadır. Deliler serbestisi geçerlidir. Kamu düzeni ve delil serbestisi nedeni ile bu davalarda istinaf sebebi ile bağlılık ilkesi uygulanmaz.
5. Tespiti istenen ve denetim yapılan tarihte yürürlükte olan 506 sayılı kanunun 130. Maddesine göre “Sigorta müfettişlerince görevleri sırasında saptanan Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir”.
6. Dosya içeriğine göre bozma kararına konu denetim raporu 03.04.2007 tarihinde tutulmuş, teftiş yapılırken çalışan iki kişide bu tarihte işe başlatılmış gibi görünmüştür. Oysa işyeri 2006 yılında kapsama alındığı gibi, davalı işveren denetim raporuna rağmen davacıyı 05.04.2007 tarihinde işe girişini bildirmiş ve aynı ayın sonunda çıkışını bildirmiştir. Kapsama 2006 alınan işyerinde denetim tarihinde çalışanların denetim günü işe başlamalarını kabul etmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi dinlenen tanıklar davacının daha önce çalışmasını doğrulamış, davalı da açıkça 01.02.2007 tarihinde işe başladığını kabul etmiştir. 01.07.2002 tarihinden 20.03.2006 tarihine kadar aralıksız çalıştığı, davacının çalışma olgusunu her türlü delille kanıtladığı anlaşılmaktadır. Karar onanmalıdır. Çalışma olgusu yemin hariç her türlü delille kanıtlanabileceğinden bozma gerekçesine katılınmamıştır.