Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/1636 E. 2021/15866 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1636
KARAR NO : 2021/15866
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması, istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I) DAVACININ İSTEMİ :
Davacı vekili; müvekkilinin 14/08/2012 tarihinde Kuruma başvurarak zorunlu tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında 1.1.1989-16.2.1997 tarihleri arasındaki sigortalılığın tescili istemini istediğini, bunun karşılığında davalı Kurum tarafından 8 yıl 1 ay 25 güne isabet eden prim borcu hesaplanarak müvekkiline 4.713,83 TL ödemesi halinde yaşı dolduğunda emekli olabileceğini söylediğini, müvekkilinin prim borcunu ödeyerek yaşının dolduğu 03/08/2017 tarihinde emeklilik işlemleri için kuruma tekrar başvurduğunu, ancak kurumca emekli olabilmesi için ödediği meblağın yetmediğinin, emekli olamayacağının söylendiğini, bunun üzerine müvekkilinin 21/09/2017 tarihinde kuruma başvurarak yanlış yapılan işlemlerin düzeltilmesini talep ettiğini, davalı kurumun bu talebi reddettiğini, davacının sigortalılık başvurusunu yaptığı tarihte 5510 sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken eski yasa maddesini uygulanarak mağdur edildiğini, sigorta primlerinin 14/08/2012 tarihindeki günlük pet üzerinden 5510 sayılı Yasanın 19.maddesine istinaden emeklilik primi hesaplanarak müvekkilinin tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescil edilmesi gerekmekteyken kurumun eski yasaya göre hesaplayarak eksik prim ödemesi yapılması suretiyle davacının zararına yol açtığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hukuka aykırı işlemin iptaline, 01/01/1989-16/02/1997 tarihleri arası müvekkilinin tarım Bağ-Kur sigortalılığının Kurum tarafından tesisini, yaşlılık aylığının bağlanmasını, geriye yönelik olarak ödenmeyen ücretlerin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı Kurum vekili; davacı tarafça yapılan 4.713,83 TL ödemenin ihya kapsamındaki 2925 günün borcunu karşılamadığından tescil tarihi olan 01/01/1989 tarihi itibariyle davacının sigortalılığının durdurulduğunu, yapılan işlemlerin davacıya bildirildiğini, ayrıca davacının çay fabrikasından tevkifat kesintisi listesiyle kuruma müracaat etmesi halinde durdurulmuş olan hizmet süresine ait borca mahsup edileceğinin ve konu hakkında ayrıca bilgi verileceğinin bildirildiğini, kurum işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III) MAHKEME KARARI
1) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesince, “davanın reddine,” karar verilmiştir.
B) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince somut olayda, davacının bu yönde bir talebi olmamasına rağmen, Yerel Mahkeme tarafından talebin aşılması neticesini doğuracak şekilde “davacı tarafından yatırılan 15.322,13 TL’nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine” karar verilmiş olması hatalıdır. Davalının buna yönelik istinaf talebinin yerindedir, gerekçesiyle “Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddine,” karar verilmiştir.
IV) TEMYİZ TALEBİ :
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
V) İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9.maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Eldeki davada davacının 1.1.1989 tarihi itibarıyla 2926 sayılı kanun kapsamında tescil edildiği, prim ödemesi bulunmadığından sigortalılığının durdurulduğu, davacının 14.8.2012 tarihli müracaatına istinaden kurum tarafından çıkarılan borcu ödemek suretiyle askıya alınan sigortalılığının davacıya maledildiği, bilahare kurumun, davacının prim borcunun eksik hesaplandığını bildirdiği, Mahkemece davalı kurumdan eksik kalan miktarın sorulduğu, kurum tarafından verilen cevapta ilk talebe göre davacının ödemesi gereken 15.322,13 TL daha bulunduğunun bildirildiği, bu tutarın Mahkeme tarafından önel verilmek suretiyle davacıya ödettirildiği, buna karşın Mahkemece “her ne kadar Mahkememiz tarafından 27/02/2020 tarihli duruşmada SGK tarafından bildirilecek ihya bedelini kuruma ödemesi için davacı vekiline 1 aylık süre verilmiş ise de 2577 sayılı İdari Yargı Usulü Kanununun 2. maddesinde, Hakimlerin yetkilerinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, yerindelik denetimi yapamayacağı ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceğinden, anılan ara kararımız ile idarenin yerine geçip idari işlem tesis etmeye yönelik ara karar kurulduğundan davacı tarafından yatırılan 15.322,13 TL’nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş , ilgili bölge adliye mahkemesince ise yerel mahkemenin talebi aşarak iadeye karar vermesi yönünden kararı kaldırarak davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Davacının kurum tarafından tesis edilen işlemde herhangi bir hatasının bulunmadığı, Mahkeme tarafından davacıya önel verilerek eksik kalan primin davacı tarafından yatırıldığı belirgindir. Bu durumda yapılacak iş, davacının yaşlılık aylığı koşullarını sağlayıp sağlamadığı irdelenmeli, yaşlılık aylığı koşullarını sağladığının tespit edilmesi durumunda eksik kalan primi ödediği tarihi takip eden aybaşı itibarıyla aylık bağlanmasına karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesinin davanın reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.