YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1743
KARAR NO : 2021/14348
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2015/650-2019/350
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya kapsamı incelendiğinde, mahkemece davacının 03.11.2006-10.08.2007 tarihleri arasında davalı şirketle ilgisi ispatlanamayan dava dışı başka bir şirkette çalışmasının bildirilmesi sonucu çalışmanın kesintiye uğradığından bahisle davanın açıldığı tarihe göre hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 Sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının davalı işverene ait 706192 sicil nolu işyerinden 21.01.1994-20.10.1994 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunduğu belirgin olup, 21.01.1994 tarihi öncesi süre ile çalışmayı kesintiye uğratan 03.11.2006-10.08.2007 tarihleri arasında dava dışı başka bir işyerinden yapılan bildirimi nedeniyle 10.08.2007 tarihi sonrası yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğine yönelik karar yerinde ise de, bildirimin yapıldığı 21.01.1994 tarihinden kesintisiz çalışıldığının iddia edildiği 03.11.2006 tarihine kadar ki dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece bu süre ile sınırlı olmak üzere davanın esasına girilip elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 17.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.