Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/2974 E. 2022/109 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2974
KARAR NO : 2022/109
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No : 2019/500-2020/1566
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi
No : 2014/434-2018/1067

Dava, İş kazası ölümünden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacılar vekili dava ve ıslah dilekçelerinde özetle, müteveffa sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, eş için toplam 178.447,23-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, çocuk … için 24.665,68-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, çocuk … için 56.159,96-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, anne için 50.000,00-TL manevi, kardeşler için ayrı ayrı 25.000,00’er-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Açılan davanın kısmen kabulü ile ,
A-) Davacıların Maddi Tazminat talepleri yönünden ;
1-Davacı Eş … için 178.447,23.-TL maddi tazminat alacağının 100,00.-TL’sine dava tarihinden itibaren bakiye miktarına ise olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile davacı Eş …’a ödenmesine,
2-Velayeten davacı çocuk …için 24.665,68.-TL maddi tazminat alacağının 100,00.-TL’sine dava tarihinden itibaren bakiye miktarına ise olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
3-Velayeten davacı çocuk … için 56.159,96.-TL maddi tazminat alacağının 100,00.-TL’sine dava tarihinden itibaren bakiye miktarına ise olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
4- Müteveffa …’ın mirasçılarından davacı Anne … ile davacı kardeşler … , … , … , … , … , … (…) , … ( …) , …, … ve …’ın maddi tazminat alacak taleplerinin reddine,
B-Davacıların manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak ;
1-Davacı Eş … için 40.000,00-TL manevi tazminat alacağının dava tarihi olan 24/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile davacı Eş …’a ödenmesine,
2-Velayeten davacı çocuk …için 25.000,00.-TL manevi tazminat alacağının dava tarihi olan 24/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
3-Velayeten davacı çocuk … için 25.000,00.-TL manevi tazminat alacağının dava tarihi olan 24/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
4- Davacı eş … ile velayeten davacı çocuklar … …, …’ın manevi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine ,
5-Müteveffa …’ın mirasçılarından davacı anne … ile davacı kardeşleri davacı …, …, …, …, …, … (…), … (…), …, … ve …’ın manevi tazminat alacak taleplerinin reddine,
6- Diğer davalı Boz-Ak Enerji Ltd. Şti. vekilinin sübut bulmayan ve ispatlanamayan muvazaa taleplerinin reddine ,karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1-Davacılar ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler dışındaki istinaf taleplerinin esastan reddine,
2- HMK 353/1-b.2 ve 355. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi hükmünün aşağıdaki şekilde düzeltilmek üzere ortadan kaldırılmasına,
3- Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
A-) Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden;
1-Davacı eş … için 178.447,23-TL maddi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile davacı eş …’a ödenmesine,
2-Velayeten davacı çocuk …için 23.611,44 -TL maddi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
3-Velayeten davacı çocuk … için 55.403,13-TL maddi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
4-Müteveffa …’ın mirasçılarından davacı anne … ile davacı kardeşler …, …, …, … , …, … (…), … (…), …, … ve …’ın maddi tazminat alacak taleplerinin reddine,
B-Davacıların manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak ;
1-Davacı eş … için 40.000,00-TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile davacı eş …’a ödenmesine,
2-Velayeten davacı çocuk …için 25.000,00.-TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
3-Velayeten davacı çocuk … için 25.000,00.-TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile velayeten davacı eş …’a ödenmesine,
4- Davacı eş … ile velayeten davacı çocuklar … …, …’ın manevi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
5-Müteveffa …’ın mirasçılarından davacı anne … için 10.000,00 TL ayrıca davacı kardeşleri davacı … , …, …, …, …, … (…), … (…), …, … ve … için ayrı ayrı 5.000,00.-TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 03/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek- müteselsilen tahsili ile ilgili davacılara ödenmesine,
6- Diğer davalı Boz-Ak Enerji… Ltd. Şti. vekilinin sübut bulmayan ve ispatlanamayan muvazaa taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; anne ve kardeşler yönünden manevi tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, eş ve çocuklar yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, maddi tazminat yönünden müteveffanın annesi ve kardeşleri için maddi tazminat talep etmemelerine rağmen bu kişiler yönünden maddi tazminat talebinin reddedildiğini, bu nedenle maddi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu,
Davalı Boz-Ak Enerji Mob. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur ve hesap bilirkişisi raporunun hatalı olduğunu, ücrete ilişkin herhangi bir itilaf olmamasına rağmen emsal ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, SGK tarafından ödenen peşin sermaye gelirinin tamamını mahsup etmesi gerekirken kusur durumunu düşerek %70 oranında mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının hatalı olduğunu,
Davalı TEİAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurumun kazada kusurlu olmadığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 03/04/2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında kusurun aidiyeti ve oranı noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, insan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun’un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4. maddesinde:
“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Aynı zamanda, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Dosya kapsamından, davacılar murisi …’ın davalılardan Boz-Ak Enerji .. A.Ş. bünyesinde davalı TEİAŞ’a ait Dikmen Trafo Merkezinde elektrik teknisyeni- trafo merkezi işletme teknisyeni olarak görev yaptığı sırada olay günü trafo merkezinin açık şalt sahasında ot temizliği yaparken kapasitör içindeki otları temizlemek için kapasitöre yaklaştığında ark atlaması sonucu yüksek gerilime kapılarak vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu raporunda meydana gelen olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde … TEİAŞ 16. İletim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğü’nün %70, kazalı müteveffanın % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Derik C.Başsavcılığı tarafından alınan 05/06/2014 tarihli raporda ”gerekli güvenlik önlemlerini almayan işveren, işveren vekili veya karar defterinde yetkilendirilmiş/görevlendirilmiş kişinin bu kaza olayında %20 kusurlu, kazaya sebebiyet verebilecek durumdaki kapasitörlerin içinde bulunan potansiyel enerji deşarj süresinin göz önünde bulundurulmaması , yüksek gerilim hatlarındaki enerjinin oluşturduğu manyetik alan (atlama mesafesi) göz ardı edilmesi sonucu can kaybına uğramış kazazede …’ın bu kaza olayında %80 kusurlu olduğunun belirtildiği, 24/10/2014 tarihli bilirkişi raporunda ise TEİAŞ’ın olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru olduğunun, sanık …’in olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun, kazazede …’ın asli kusurlu olduğunun, İşletme teknisyeni sanık …’nın olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının belirtildiği, daha sonra Derik Asliye Ceza Mah. Nin 2014/393E. sayılı ceza dosyasında alınan 29/04/2015 tarihli raporda Boz-Ak Enerji Ltd. Şti. yetkilisi …’in Tali Derecede kusurlu bulunduğunun, T.M. İşl. Mes. tek. … ve Grup Mühendisi …’in ayrı ayrı Asli derecede kusurlu bulunduğunun, kazazede …’ın asli derecede kusurlu bulunduğunun bildirildiği, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 21/03/2019 tarihli raporda ise sanıkların atfı kabil kusurlarının bulunmadığının, kazazede …’ın %80 kusurlu olduğunun belirtildiği ve bu raporun hükme esas alınarak sanıklar …’in (bozok şirketinde grup mühendisi), …’in (Bozok Enerji Ltd. Şirketinin sorumlu müdür), …’nın ( TEİAŞ’ta yazışmalardan sorumlu Mesul teknisyen) beraatlerine, olayın gelişiminden kusurları bulunduğu anlaşılan … TEİAŞ 16. İletim Tesis İşletme Grup Müdürlüğü ve bağlı Mardin ve Diyarbakır Grup Mühendisliklerinin ilgili sorumluları hakkında kararın kesinleşmesinden sonra suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, işbu dosyada mahkemece alınan 27/04/2016 tarihli raporda ise davalı TEİAŞ’ın % 50, davalı işveren Boz-Ak…Ltd.Şti’nin %20 , kazalı müteveffanın % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve bu raporun hükme esas alındığı ancak anılan raporun oluşa uygun olmadığı gibi olaydaki sorumluluk ve kusurların yeterince incelenmemiş ve açıklanmamış olması, yine kaza ile ilgili alınan kusur raporları arasında çelişki olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verilmiş olması isabetli değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek – verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, hukuk hâkiminin ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü ile bağlı olduğu kusurun aidiyeti noktasındaki tespitiyle bağlı olmadığı dikkate alınarak, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine konuyu incelettirmek, alınacak bu raporda davalı şirketler arasındaki ilişkiyi irdeleyerek, tarafların alması gerekli önlemlerin neler olduğunu, bu önlemlerin alınıp alınmadığını, nedenleri ile birlikte açıklayarak, tarafların kusur oran ve aidiyetlerini belirleyerek, dosyada mevcut tüm raporlar arasındaki çelişkiyi gidererek tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını ve aidiyetlerini – tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacılar ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine 11/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.