Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3000 E. 2021/7247 K. 31.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3000
KARAR NO : 2021/7247
KARAR TARİHİ : 31.05.2021

Davacı, davalıya yersiz ödenen aylıklar için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak
hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği, Davalı … ’in 2004 yılında eşi …’den boşandığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen 20/12/2011 tarih ve 253 sayılı raporda; davacı ve boşandığı eşinin boşandıkları tarihten sonra fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; yeminle dinlenen Karkamış Çarşı Mahallesi muhtarı kamu tanığı …’un beyanında davalının kutlu sokak adresinde oturduğunu belirtmesine karşılık adreste araştırma yapılmadığı, davalının boşandığı eşi…’in davaya konu dönem yönünden yaşadığı adres belirlenmediği ve araştırmanın yapılmadığı, davalı …’in bu kapsamda adresinin muhtardan veye kendinden sorularak suretiyle tam olarak tespit edilerek belirlenen adresteki komşuları ve nüfusa kayıtlı olan boşandığı eşinin bulunduğu adreslerdeki komşularda tespit edilerek tanık olarak dinlenmeli, davalının boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 31/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.