Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3359 E. 2021/13663 K. 08.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3359
KARAR NO : 2021/13663
KARAR TARİHİ : 08.11.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/1514-2020/1980
İlk Derece
Mahkemesi : … 3. İş Mahkemesi

Dava, kurum işleminin iptaliyle iptal edilen sürelerde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, kurumun sigortalılık sürelerini haksız yere iptal ettiğini belirterek davacının 01.08.1996 – 30.04.2008 tarihleri arasında 1392 değil 2172 gün Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili, hukuki ve maddi dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile, Davacı… sigorta sicil numaralı …’ ın 01.06.1996 tarihinden 30.04.2008 tarihine kadar olan sürede 2926 sayılı yasa kapsamında hizmet süresini 2172 günden 1392 güne indiren kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı adına yapılan tevkifatlar, yapılan zabıta araştırması, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi, tevkifat kesintisi bulunmayan 2000 yılında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılık iradesinin devam ettiği, kesinti olmayan dönemin makul süre içerisinde bulunduğu dikkate alındığında, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti isteminde, 01.06.1996 – 13.10.2003 ve 19.10.2003 – 31.12.2004 tarihleri arasında Kurum tarafından kabul edilmeyen dönemlerde de 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkeme tarafından davanın kabulüne dair hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçeleriyle;
“Davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulüyle; … 3. İş Mahkemesi’nin, 03.05.2018 tarihli, 2017/35 E, 2018/171 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulü ile;
Davacının, 01.06.1996 – 13.10.2003 ve 19.10.2003 – 31.12.2004 tarihleri arasında Kurum tarafından kabul edilmeyen 01.01.1999 – 01.05.2001, 19.10.2003 -01.05.2004 tarihleri arasındaki dönemlerde de 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz, denetime elverişsiz ve infaza elverişsiz olduğu, karardaki tarihlerin ne şekilde tespit edildiğinin belli olmadığı, öte yandan kabulüne karar verilen bir kısım tarihlerin zaten kurum tarafından da sigortalılık süresi olarak kabul edildiği, tarihlerde maddi hata olabileceği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının tarımsal faaliyeti olduğuna dair hiçbir resmi kayıt ve ürün tesliminin bulunmadığı, salt prim ödenmesinin sigortalılığın kabulü için yeterli olmadığı, TMK. 2. maddesinin burada uygulanamayacağı gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9.maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanunun 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5. maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ–Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Dosya kapsamından; davacının Ziraat Odası kaydındaki gerçeğe aykırı olabilecek şüpheli kayıtlar nedeniyle 01.01.1999 – 31.05.2001 ve 01.01.2002 – 30.08.2003 arasındaki sigortalılığı iptal edilmişse de, 02.09.1993 – 01.06.2012 ve 11.01.2013 – devam ediyor şeklinde ziraat odası kaydının bulunduğu, 1997, 1998, 1999, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ürün teslimlerinin olduğu, davacının bu dönemlerde de tarımsal faaliyetini sürdürdüğü, teslimat olmayan 2000 yılındaki 1 yıllık süre de makul süre kabul edileceğinden, iptale konu tüm sürelerin kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan ve iptal edilmeyen dönemleri de kapsar şekilde hüküm kurulması, gerekçeyle hüküm arasında da çelişki yaratılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK 373/2. hükmü gereğince, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.