Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4050 E. 2021/12536 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4050
KARAR NO : 2021/12536
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/87-2020/736

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan Tuba İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Önceki bozma ilamında; “… Eldeki davada, ölen kazalının işe giriş bildirgesinde “…İnşaat … Ltd. Şti.-Tuba İnş. Taşeronu”nun işveren olduğu, kurum denetmen raporunda, …İnş. Tel. Tur. Taş.Pet.San. Tic. Ltd. Şti.’nin aracı (alt işveren) koduyla Tuba İnşaat ve Tic. Ltd. Şti-… Ortak Girişimi adına tescilli işyerinden sigortalı bildiriminde bulunulmaya başlandığı, ortak girişimin asıl işveren olduğu tespitinin yapıldığı, hükme esas alınan 01.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise yalnızca alt işveren yönünden inceleme yapıldığı, diğer davalılar yönünden kusur irdelemesi yapılmadığı; diğer taraftan dosyada mevcut ilk bilirkişi raporunda …İnşaat … Ltd. Şti.’nin %40, aracı kullanan kişinin %60 kusurlu olduğu, asıl işveren olarak davalı … ile Tuba İnş. .. Ltd. Şti’nin alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, ikinci raporda ise …İnşaat … Ltd. Şti.’nin %80, aracı kullanan kişinin ise %20 kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, Mahkemece ikinci raporun hükme esas alındığı anlaşılmış ise de kusur raporları arasında çelişki oluştuğu anlaşılmakla; hükme esas kusur raporunun yetersizliği de dikkate alınarak davalılar arasındaki ilişkinin belirlenmesi, ortak girişimin işverenlik sıfatının olup olmadığının tespiti ile ortak girişimi oluşturan davalıların asıl işverenlik sıfatı bulunduğunun tespiti halinde asıl işverene kusur verilmese de alt işverenin kusurundan sorumlu olduğu gözetilerek davalılar arasındaki asıl-alt işverenlik ilişkisi olup olmadığı belirlenmeli, ceza davasındaki kusur oranları ve maddi vakıanın kabulü de gözetilerek tartışılıp belirlendikten sonra 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince kusur oranları ve aidiyetlerine göre bir karar verilmelidir. İş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişi kurulundan, yöntemince düzenlenmiş yeniden kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.” şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde tespit edilen kusur oranları yerinde olmakla birlikte davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin tespiti noktasında bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davacı Kurum tarafından verilen ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği ve davalı Tuba İnşaat ve Paz. Ticaret Ltd. Şti.’nin, karar aşamasında ıslah dilekçesinden haberdar olduğu anlaşılmakla; adı geçen davalının temyiz dilekçesinde öne sürdüğü zamanaşımı def’i kapsamında, rücu davalarında zamanaşımına ilişkin hükümlerden de bahsetmek gerekmektedir.
Zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, gelirlerin onay, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Bu kapsamda; ceza mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.
Somut olaya dönüldüğünde, eldeki dava, 25.04.2004 tarihli iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan gelirden oluşan kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup Mahkemece, davalı Tuba İnşaat ve Paz. Ticaret Ltd. Şti. ve … Ortak Girişimi ile diğer davalı …İnşaat şirketi arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılması gereken iş, öncelikle davalılar arasındaki hukuki ilişkinin tespit edilmesi yönünden aralarında imzalanan sözleşmelerin celbi ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek asıl-alt işveren ilişkisi kurulmuşsa bu durumun net olarak tespit edilmesi, bu ilişkinin tespitinden sonra asıl işveren olarak sorumluluğu doğacaksa, temyiz dilekçesinde davalı Tuba İnşaat ve Paz. Ticaret Ltd. Şti. tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’inin, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği ve adı geçen şirketin karar aşamasında ıslah dilekçesinden haberdar olduğu hususu dikkate alınarak rücu davalarında uygulanması gereken zamanaşımı hükümleri uyarınca zamanaşımı def’inin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, temyiz eden davacı Kurum ve davalılardan Tuba İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ve … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı Tuba İnşaat ve Paz. Ticaret Ltd. Şti.’ne iadesine, 20.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.