Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/423 E. 2022/15937 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/423
KARAR NO : 2022/15937
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Asıl dava, yersiz ödenen aylıkların istirdadı, birleşen dava, yaşlılık aylığını iptal eden kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, asıl dava davacısı (birleşen dava davalısı) Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan son bozma ilamı sonrası, “…Türkiye genelinde hizmet veren bir sigorta şirketinin acentesinin sadece … ve davalı – karşı davacının fiili çalışması hakkında tanıklık eden ve sigortalılık dönemi iptal edilmeyen … ile yürütülmesinin mümkün olmayacağı gibi 5-6 kişi ile de yürütülemeyeceği, iş yeri sahibinin 2009-2010 tarihleri arasındaki vergi beyannamesinin de … kayıtları ile örtüşmesi, bozma öncesi ve sonrasında dinlenen tanık beyanları, dosyamız ile aynı konuda açılan emsal Amasya İş mahkemesi 2016/249 esas 2017/21 karar sayılı kararı ile aynı dosyanın temyiz incelemesi neticesinde yargıtay 21. Hukuk dairesinin 15.10.2018 tarih, 2017/1269 esas, 218/7345 karar sayılı kararı dikkate alınarak davacının davasının reddine , karşı davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, söz konusu hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, benzer şekilde bir kısım davalar açılmış olup her bir dava konusunun kendine özgü olması nedeniyle işbu davadaki davacı yönünden bireyselleştirme yapılmak suretiyle fiili çalışmanın varlığının araştırılması gerektiğinden, mahkemece, davacının getir-götür işi yaptığı sabit olmakla, işyerlerinin kapasitesi ve işverene ait değişik yerlerdeki ofis sayısı dikkate alınmak suretiyle bu işin yapılmasının mümkün olup olmaması daha detaylı bir şekilde araştırılmalı, bu kapsamda davacının ikamet ettiği yer ile bu işyerleri arasındaki mesafe, getir-götür işi yapan personelin sayısı, çalışmanın fiilen hangi ofiste geçtiğinin netleştirilmesi ve ilgili ofisteki ihtiyaç, diğer dava dosyalarındaki aynı işi yaptığını iddia edenlerin tespiti ile çalışılan ofis belirlenmeli, gerektiğinde tekrar tanık beyanlarına başvurularak daha detaylı bilgi edinilmeli yine davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği ile çalışmanın geçtiği iddia edilen ofis işyerlerine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta, kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, varsa işyerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından işyerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup bulunmadığı hususları da araştırılarak uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, asıl dava davacısı (birleşen dava davalısı) Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.