Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4404 E. 2021/14139 K. 15.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4404
KARAR NO : 2021/14139
KARAR TARİHİ : 15.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No : 2019/3033-2021/439

İlk Derece
Mahkemesi : Tokat 1. İş Mahkemesi
No : 2018/266-2019/268

Dava, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı Kurum vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının 01/06/2002 tarihinden 25/03/2011 tarihine kadar kısa süreli SSK çalışmaları hariç olmak üzere Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine, 7143 sayılı Yasa’dan yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının hem Bağ-Kur giriş bildirgesinin verildiği tarihte hem de tevkifat tarihinde, bu sürelerle çakışan 4/a çalışması olması sebebiyle 2926 sayılı Yasa kapsamında tescilinin mümkün olmadığını, 6111, 6552, 7143 sayılı Kanunlara göre yapılandırma başvurusunda bulunduğunu, ancak ödeme yapmadığını, davacının geriye dönük olarak tescilinin yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının 20/06/2002 tarihinde kuruma intikal eden tevfikat esas alınarak SSK sigortalılığının son bulduğu 30/10/2002 tarihini takip eden ay başı olan 01/11/2002 de sigortalı kabul edilmesi gerekeceği,ancak davacının devam eden yıllarda başka bir tevkifatı olmadığından sigortalılığının 31/12/2002’de sona ereceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01/11/2002-31/12/2002 tarihleri arasında mülga 2926, 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi maddesinin 4 numaralı alt bendi kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının bu döneme ait prim borçlarına ilişkin 7143 sayılı Yasa’dan yararlandırılması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 2002 yılından sonra prim tevkifatının bulunmaması ve 01/07/2002 ile 30/10/2002 arası çakışan sigortalılık süresinin 1 yılın altında olduğunun anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, ziraat odası kaydı, kolluk araştırması, tanık beyanları ve mahkemece yapılan diğer araştırmalardan davacının tarımsal faaliyetinin sürekli olduğunun anlaşıldığını, SSK çalışmasının kısa süreli olduğunu, 01/06/2002 tarihinden tarım sigortalılığı başlatılarak 25/03/2011 tarihine kadar kadar devam ettirilmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen incelenmesini talep etmiştir.
SGK vekili, davacının 09/09/2002 tarihli muhtar beyanına göre tescilinin açılması için talepte bulunulmuş olsa da o tarihte 4/a çalışması olması sebebiyle tescilinin 4/a çalışması ile çakışması sebebiyle iptal edildiğini,aynı zamanda 01/07/2002 tarihli tevkifatına istinaden tescil edilmesinin yine aynı tarihte 4/a çalışması olması sebebiyle mümkün olmadığını, SSK sürelerinde 1 yılın altında çalışma görülmesi halinde SSK hizmetlerine göre giriş çıkış yapılarak 2010/77 sayılı genelge gereği sigortalının hizmet alması için tescilinin 2002 yılında olması gerektiğinden ve ilgili genelgenin çıkış tarihinden önce 2926 kanuna tabi sigortalı olmadığından 2010/77 sayılı kanuna göre bu giriş çıkış işleminin yapılmasının söz konusu olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyizine gelince;
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3. maddesinin (b) bendinde; “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu başkanlığı ve muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, kooperatif veya birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi” başlıklı 52, “Zirai Kazançta Vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun “Vergi Kesenlerin Sorumluluğu” başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere “Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler ilçe tarım müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Eldeki davada,davacının 09/09/2002 tarihinde kuruma ulaşan Bağ-Kur giriş bildirgesi ile 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının 01/10/2002 itibari ile başlatıldığı, 20/06/2002 tarihinde sattığı ürünlerden dolayı yapılan tevkifatın kurum hesabına yatırılmış olduğu, bu sebeple sigortalılık başlangıcının 01/07/2002 ye çekildiği, daha sonra davacının SSK hizmetlerinin Kurum tarafından celbedildiği, 506 sayılı Yasa kapsamında, 25/06/2002-30/10/2002 tarihleri arasında 126 gün, 23/08/2006-25/08/2006 arasında 3 gün, 13/10/2009-25/12/2009 arasında 74 gün ve 28/11/2010-27/02/2011 tarihleri arasında 56 gün çalışmasının görüldüğü, Kurumun bundan sonra gerek ilk tescil tarihinde, gerekse tevkifata göre sigortalılığın başlatıldığı 01/07/2002 tarihi dahil olmak üzere 25/06/2002-30/10/2002 arası 4/1-a kapsamında hizmeti olduğundan tevkifata dayalı tescil işlemini iptal ederek, davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığını 25/03/2011’den itibaren başlattığı, davacının Tarım kredi kooperatifine üyeliği bulunmadığı, pancar ekicileri kooperatifine 04/01/1980 tarihinde üye olduğu, İlçe tarım ve orman müdürlüğü kayıtlarına göre 2007 ve 2008 yıllarında çiftçi kayıt sistemine üye olup doğrudan gelir desteği aldığı,emniyetin 19/10/2018 günlü tutanağında 15-16 yaşlarından itibaren babasından çiftçilik işlerinde yardım etmeye başladığı Haziran 1990 dan itibaren tek başına çiftçilik yaptığının belirtildiği,ziraat odası kaydının 01/01/2001 tarihinden itibaren devam ettiği, köy muhtarı ve azası olan tanıklarca, davacının 1970’li yıllardan beri tarımla uğraştığı, geçimini çiftçilikle sağladığının belirtildiği, davacının 27/08/2018 tarihinde 7143 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 20/06/2002 tarihli tevkifata istinaden 2926 sayılı Yasaya tabi geriye dönük tescili mümkün olduğundan, sigortalılık iradesini ortaya koyacak hususlar ayrıntılı olarak araştırılmalı, bu bağlamda davacının bu faaliyetini nerede, nasıl, ne kapsamda yaptığı, faaliyetin devamlılığı ve niteliği kapsamında ürettiği pancarı nerelere sattığı, izleyen yıllarda ürün teslimi, prim kesintisi bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde tarımsal faaliyet araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.