YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/444
KARAR NO : 2021/12003
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No : 2020/2305-2020/2651
İlk Derece
Mahkemesi : Sütçüler Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından işletilen Yeşilyurt Köyü Sütçüler adresinde bulunan maden ocağında çalışan kurum sigortalısı …’ın 25/04/2017 günü meydana gelen kaza neticesinde hayatını kaybettiğini, hak sahiplerine 21/06/2018 tarihinde 316.423,74-TL peşin sermaye değeri ödemesi yapıldığını ve 05/04/2018 tarihinde Cenaze Yardımı ödemesi 531,00-TL olmak üzere toplam 316.954,74-TL ödeme yapıldığını, …’ın hak sahiplerine yapılan peşin sermaye değeri ödemesi toplam 316.423,74-TL’nin kusura ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik %20’si olan 63.284,74-TL’nin gelirin onay tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yine kusura ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı Cenaze yardımı 531,00-TL’şimdilik %20’si olan 106,20-TL’nin ödeme tarihi olan 05/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rucüan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiş, talebini ıslah etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sütçüler Cumhuriyet Başsavcılığı’nca aldırılan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin tali kusurlu, müteveffa …’ın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, başmüfettiş… tarafından hazırlanan kayıt inceleme tutanağının e maddesinden işveren müvekkili tarafından tüm tedbirlerin alındığının ortaya çıktığını, kurum başmüfettişi… tarafından düzenlendiği söylenen inceleme raporunda davalı müvekkil firmanın kazanın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğunun bildirilmesinin doğru bir tespit olmadığını, müteveffa …’ın adına ferdi kaza sigortası yapıldığını, sigorta yapılan Ak Sigorta A.Ş.’nin ihbarını talep ettiklerini, haksız açılan bu davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Taraf vekilleri istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 25.04.2017 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu oluşan Kurumun zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesidir.
5510 sayılı Kanunun iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci maddesinde, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır.
Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 maddesinde; “her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Anılan madde, 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı R.G.de yayımlanan 6331 sayılı Kanunun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
İşverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık vegüvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (Prof. Dr. Tankut Centel, İşverenin İşyerinde Sağlık ve Güvenliği Sağlama Yükümü, Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası, cilt: 27 sayı: 3 Mayıs 2013)
Meydana gelen iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde sigortalı ile davalıların ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, karara esas alınan kusur raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde yapılan değerlendirmeye dayalı hazırlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, kurum müfettiş raporunda bahsi geçen ve kazadan 6 ay önce düzenlendiği belirtilen müfettiş raporu araştırılarak Kurumdan celp edilip, incelenmeli, davalı işverenlikten risk analiz raporları ile iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulmuşsa kurulca düzenlenen raporlar getirtilmeli, ceza davasının sonucu araştırılarak dosya arasına celp edilmeli, böylece 6331 sayılı Kanun çerçevesinde tarafların kusur oran ve aidiyetleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden oluşa uygun bilirkişi raporu alınmak suretiyle saptanmalı, oluşması halinde çelişki giderilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.