Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/447 E. 2021/15538 K. 07.12.2021 T.

Yayınlanma Tarihi: 04.02.2024 00:27


YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/447
KARAR NO : 2021/15538
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi


Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve davalı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için ... Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı Kurum adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum vekili, davalı şirket tarafından işletilen ... köyü ...adresinde bulunan maden ocağında çalışan ... günü meydana gelen kaza ile hayatını kaybettiğini, meydana gelen olayın iş kazası olduğunu, SGK rehberlik ve teftiş başkanlığı müfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporu ile davalının %80 kusurlu olduğunu, kaza sonrası kurum sigortalısının ölümünden dolayı sigortalının hak sahiplerine ... TL peşin sermaye değeri ödemesi yapıldığını, 531 TL cenaze yardımı yapıldığını, kusura ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müteveffa kurum sigortalısı ...'ın hak sahiplerine müvekkil kurum tarafından yapılan peşin sermaye değeri ödemesi 429.801,72 TL nin şimdilik %50'si olan 214.900,86 TL nin yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuan tahsilini, 531 TL cenaze yardımı ödemesinin şimdilik %50'si olan 265,50 TL nin ödeme tarihi olan 18/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rucüan tahsiline karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından davalıdan talep edilebilir bir alacak bulunmadığını, ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/64 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin tespitine dair hiçbir açıklık bulunmadığını, Davacı kurum tarafından ödenen meblağın davalı tarafa rücu edilmesinin mümkün olmadığını, ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen ve mahkemenizce resen değerlendirilecek nedenlerle öncelikle mahkemeniz dosyasında ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/64 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini, aksi halde yargılama aşamasında alınacak aktüerya ve hesap raporları neticesinde öncelikle müvekkil şirketçe ödenen meblağların mahsubuna, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, dosyanın tetkikinde; davalı işyerinde hizmet sözleşmesi ile çalışan sigortalı ...'ın 19.06.2017 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiği, olay nedeniyle davacı kurum tarafından sigortalı hak sahiplerine, 429.801,72 TL tutarında peşin değerli gelir bağlandığı ve ayrıca 531,00 TL cenaze masrafı ödendiği anlaşılmıştır.
Davaya konu olayın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra gerçekleşmesi nedeniyle, davada söz konusu Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır. Anılan Yasanın 21. maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydan gelmişse, kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarla sınırlı olmak üzere, kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İşverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücûan sorumludur. Somut olayda, tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla üç kişilik iş güvenliği konusunda uzman bilirkişilerden alınan 25.11.2019 tarihli rapor mahkememizce denetlenerek kabul görmüş ve oluşa uygun bulunmuştur. Buna göre, davaya konu olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %80, müteveffa sigortalının %20 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. 25.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun SGK tarafından hazırlanan inceleme raporu ile de uyumlu olduğu görülmüştür.
Tespit edilen kusur oranları doğrultusunda, davacı kurumun zararı ile ilgili olarak hesap bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli hesap raporu mahkememizce denetlenmiş ve rapordaki değerlendirmeler ile tutarlar oluşa uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. Buna göre, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalı hak sahiplerine yapılan giderler ve bağlanan gelir nedeniyle; müteveffa sigortalının tespit edilen kusuru düşülmüş, davacı kurumun kusurlu davalıdan toplam 335.945,78 TL bağlanan gelire ilişkin sermaye değeri ve 424,80 TL cenaze masrafı olmak üzere toplam 336.370,58 TL alacağı istemekte haklı olduğu sonucuna varılmış ve davacının davasının kabulüne, Hak sahibi eş için 181.396,55-TL, çocuklar... için 36.592,91-TL, ... için 30.000,06-TL, ...için 36.228,08-TL, Mustan için 51.717,58-TL olmak üzere toplam 335.945,78-TL ilk peşin değerli gelirin onay tarihi olan 05.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cenaze yardımı yönünden 424,80-TL'nin ödeme tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar vermiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Olay tarihi olan ... tarihi itibariyle davalı işverene ait mermer ocağı işyerinde "sayalama-mermer blok kesim ustası/işçisi" olarak çalışan sigortalının; Ocağın 5.kademesinde olay günü 2,5-3 metre yüksekliğinde, 6-7 metre uzunluğunda olan mermer bloğunun kesimini bitirip, mermer bloğunun ana kayaçtan ayırdıktan sonra, sahada kalan su hortumunu toplamak için bloğa yaklaştığı sırada, bloğun sayalama yapılan ön tarafından, bloktan bir parçanın koparak ...üzerine düştüğü ve işçinin olay yerinde vefatına sebep olduğu iş kazası olayında, davalı işverene %80; müteveffa işçiye %20 kusur izafe eden bilirkişi kusur raporunun maddi olgular, olay ve sigortalıya ilişkin veriler ile iş güvenliği mevzuatına uygundur. Taraf vekillerinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
Açıklamalar itibariyle dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı Kurum vekilinin ve davalı vekilinin tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket vekili özetle, meydana gelen olay nedeniyle ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, aslen sigortalının eylemli hareketi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı Kurum vekili ise, sigortalının kusursuz olup, tüm kusurun davalı işverende olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davacı Kurum, ...tarihinde meydana gelen iş kazası nedeni ile vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ve yapılan cenaze masrafları nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21.maddesidir.
5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. Maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
6331 sayılı Kanunun "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,
Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada ise, mahkemece aldırılan ...tarihli kusur raporu ile davalı şirketin %80 kusurlu, kazalının ise %20 olduğunun belirtildiği ve bu oranların hükme esas kılındığı anlaşılmakta ise de; davalının kusurunun net olarak belirlenmesi bakımından, öncelikle ceza dava dosyasının kesinleşmesi halinde aslının, derdest olması halinde ise onaylı bir örneğinin de getirtilmesi ile olay bütünüyle ele alınmalı ve olay yeri inceleme raporunda olmadığı belirtilmesine rağmen, dosyada mevcut iki fotoğrafın birinde kancanın varlığının görülmesi karşısında içerik ile fotoğraflar arasındaki çelişki, hazırlık soruşturmasına ilişkin evraklar da celp edilerek, dosya aslı ve fotoğrafların karşılaştırılması ve gerekirse olay yeri inceleme raporunu tanzim eden tutanak mümzilerinin de dinlenilmesi ile kancanın varlığının veya yokluğunun net bir şekilde belirlenmesi, varlığı halinde ise, sigortalı ve işverenin kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti için, olayın meydana geldiği iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten yeni bir kusur raporu aldırıldıktan ve davacı kurumun kusur oranlarının yerindeliği de tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacı Kuruma yükletilmesine, davacı Kurum avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ... gününde oybirliğiyle karar verildi.