Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4579 E. 2021/15162 K. 01.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4579
KARAR NO : 2021/15162
KARAR TARİHİ : 01.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi

Dava, 4/a hizmetleri dışlanmak suretiyle 4/c ve 4/b sigortalılıklarına göre 4/c sigortalılığına göre yaşlılık aylığı bağlanması,ödenmesi gereken aylıkların yasal faizi ile ödenmesi ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali i istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince talebin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin duruşmaya tabi olmadığı görülerek gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin 02.05.2017 tarihinde tahsis başvurusunda bulunduğunu, aylık başvurusunda bulunduktan sonra kurumdan 4/a hizmetlerinin dışlanmasını talep ettiğini, kurumun dilekçesine cevap vermediği gibi 4/a hizmetlerini dışlamadan aylık bağladığını, müvekkilinin en son 4/a sigortalısı olup primlerinin asgari ücretten yatırıldığını, bu nedenle de aylığının düşük hesaplandığını, müvekkilinin 4/c ve 4/b hizmetlerinin aylık bağlanmasına yeterli olduğunu, hizmet birleştirmesine zorlanamayacağını belirterek kurum işleminin iptali ile 4/a hizmetlerinin dışlanmasına, tahsis talebini izleyen aydan itibaren bağlanacak aylıklara ay be ay yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili, davacının 03.05.2017 tarihinde hizmetleri birleştirilerek 4/1-c statüsünde aylık bağlanmasını talep ettiğini, davacının 4/a ve b hizmetleri birleştirilerek tahsis talebinin Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na gönderildiğini, son 7 yılda en fazla hizmet süresinin 4/b kapsamında olması nedeniyle 4/b kapsamında 01.06.2017 tarihi itibariyle aylık bağlandığını, kurum işlemlerinde hata bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından; davacı vekili tarafından açılan davanın kabulü ile;
a)Davacının SSK 4/1-a hizmetleri dışlandığında SSK 4/1-c statüsünde emeklilik aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitine,
b)01/06/2017 tarihi itibariyle bağlanan Bağ-Kur aylığının Emekli Sandığı aylığına dönüştürülmesine,
c)Emekli Sandığı aylığı ile ödenmiş bulunan Bağ-Kur aylıkları arasındaki farkın ödeme tarihleri itibariyle işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı SGK vekili, davacının 03.05.2017 tarihinde hizmetleri birleştirilerek 4/1-c statüsünde aylık bağlanmasını talep ettiğini, davacının 4/a ve b hizmetleri birleştirilerek tahsis talebinin Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na gönderildiğini, son 7 yılda en fazla hizmet süresinin 4/b kapsamında olması nedeniyle 4/b kapsamında 01.06.2017 tarihi itibariyle aylık bağlandığını, kurum işlemlerinde hata bulunmadığını, karara esas teşkil eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz ve yoruma, değerlendirmeye dayandığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Uyuşmazlık, görevli yargı yolunun belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre “yargı yolunun caiz olması” dava şartı olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Yasa’nın 101. maddesine göre bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.
5510 sayılı Yasa’nın “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasına göre “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” 5510 sayılı Kanunun 101’nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla iptal isteminin reddine karar vermiştir. Anayasa’nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları, Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili doktrindeki ağırlıklı görüş; Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesinin de bağlayıcı olduğu yönündedir.
17.04.2008 günlü 5754 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 günlü, E. 2006/111, K.2006/112 sayılı iptal kararı doğrultusunda 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanun’a eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4 üncü maddelerle 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olacaklar ve bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tâbi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır.
5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargının görevli olmaya devam edecektir.
Öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Karar sayılı kararında 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlığın, 4/a, 4/b ve 4/c kapsamında sigortalılık süreleri olan davacı,02.05.2017 tarihinde yaptığı tahsisi talebinden sonra Kuruma başvurmak suretiyle 4/a sigortalılığının dışlanarak 4/b ve 4/c sigortalılık sürelerine göre 4/c üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması talebinin Kurum tarafından değerlendirilmeyerek her üç sigortalılık süreleri esas alınarak 4/b sigortalılığı üzerinden 01.06.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin kurum işleminin iptali ile 4/c üzerinden aylık bağlanarak aradaki fark aylık tutarlarının da yasal faizi ile ödenmesi ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline ilişkin olduğu ve bu nitelikteki davaların çözümünün idari yargının görev alanına girip girmediği irdelenmeli,sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.