Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4992 E. 2021/13271 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4992
KARAR NO : 2021/13271
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

Bölge Adliye Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/638 E. sayılı dosyası nezdinde “müdür sıfatı tescilinin iptali” konulu davanın ikame edilmiş olduğunu, davanın derdest olduğunu, davacının borçlu şirketin ortağı yahut yönetim kurulu üyesi olmadığını, dava dışı borçlu şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığı gibi SGK nezdinde hiçbir işlem yapma yetkisinin de bulunmadığını, ayrıca borcun zamanaşımına da uğramış olduğunu, 2009/027020, 2010/020710, 2010/020711, 2010/020712 takip nolu dosyalara ait ödeme emirlerinin iptalini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “Davacının ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edilme nedeni olan, borç dönemlerindeki şirket müdürlüğü sıfatının kesinleşmiş mahkeme ilamıyla iptali” gerekçesiyle davanın kabulü ile; …’nca davacıya gönderilen 2009/027020, 2010/020710, 2010/020711 ve 2010/020712 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Davacı tarafın istinaf başvurusu lehlerine nispi ücreti vekalet verilmesi isteğine yöneliktir. Ancak Avukatlık Kanunun 168/2. Maddesinin açık hükmü gereği 6183 sayılı yasa kaynaklı bu dava da maktu ücreti vekalet kararı verilmesi gereklidir. Davalı tarafın istinaf başvurusu yönünden; davacının sorumluluğu asıl borçlu şirketin şube müdürü olduğu iddiasına dayalıdır. Ancak davacının açtığı ve kesinleşen mahkeme kararıyla davacının şube müdürü olarak seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararı ve ticaret sicile yapılan tescil iptal edilmiştir. İlgili evraklarda davacının imzası bulunmadığı gibi davacının bu görevi kabul ettiği ya da örtülü olarak kabul ettiğini gösteren herhangi bir kurum kuruluş nezdinde imzasının bulunduğu evrak ortaya konulmamıştır.” gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK ‘nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, …’nun söz konusu icra takip dosyalarının borç dönemlerinden şube müdürlüğü sıfatıyla sorumluluğu bulunduğunu, Limited şirketlerde şube müdür tayini için seçilen müdürün unvan altında noterde düzenlenen tescil talepli imza beyannamesi bulunması gerekmekte iken belirtilen süreçlerde görevde kalan davacının şube müdürlüğünden haberi olmaması gibi bir durumu söz konusu olamayacağını, Kurumun yapmış olduğu işlemlerin yasal mevzuat gereği olup herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, zira davacının imza ve ilzama yetkili olduğuna dair resmi kaynaklardan aldığı bilgiye göre ödeme emirlerinin gönderildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki dava dosyası incelendiğinde, dava konusu ödeme emirlerinin, 2009/5 ila 2009/12 ve 2010/1. aylara ait olduğu, ticaret sicilinin …-… sicil numarasında kayıtlı … Turizm Ticaret Limited Şirketi … Hotel Şubesi’nin 09.02.2009 tarihinde tescil edildiği, tescili yapılan … Turizm Ticaret Limited Şirketi’nin 05.02.2009 tarih ve 17 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacı …’nun her konuda temsil ve ilzam etmek üzere şube müdürü olarak atanmasına karar verildiği, … Turizm Ticaret Limited Şirketi’nin tür değiştirmek suretiyle … Turizm Ticaret A.Ş.’ne dönüştüğüne dair anasözleşmenin 01.12.2009 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan davacı tarafından davalılar … Ticaret Sicil Memurluğu ve Müflis … Turizm Ticaret Ltd. Şti aleyhine ikame olunan … Asliye … Ticaret Mahkemesi’nin 2018/638 Esas sayılı dosyasında, “Ticaret sicil dosyası ve davacı vekili tarafından ibraz edilen 17.02.2009 tarihli ticaret sicil gazetesi suretinin incelenmesinden; davacının … Turizm Ticaret Ltd. Şti’nin … Hotel Şubesine 05.02.2009 tarih 17 nolu yönetim kurulu kararı ile müdür olarak atandığı, kararda kendi imzasının bulunmadığı, ibraz edilen yönetim kurulu kararında da imzasının bulunmadığı, kararın … tarafından imzalandığı, gelen yazı cevaplarından davacının şirket ve şube adına SGK, vergi dairesi, ticaret sicil müdürlüğü, ticaret odasından herhangi bir işlem yapmadığı, müdür olarak yaptığı resmi işlem bulunmadığı, noterden aldığı imza sirkülerinin kendi adına alındığı ve herhangi bir şube müdürü kayıt ve unvanının bulunmadığı, SGK’lı çalışan olduğu, herhangi bir müdürlük tescil talebinin de bulunmadığı” gerekçesiyle, “davacı …’nun müflis … Turizm Ticaret Limited Şirketi, … Hotel Şubesine müdür olarak seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararlarının … Ticaret Sicilinde yapılan tescillerinin iptaline” dair verilen karar, tarafların istinaf etmemesi üzerine, 28/10/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, borç dönemlerindeki şirket müdürlüğü sıfatının kesinleşmiş mahkeme ilamıyla iptali gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
Ticaret Kanunu’nun 371/1. maddesinde; “Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket ünvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücu hakkı saklıdır.” hükmü bulunmaktadır.
TTK 623. maddede ise ” (1) şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
(2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.
(3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler ” hükmü düzenlenmiştir.
Eldeki davada, davacının, dava dışı limited şirketin … şubesine 09.02.2009 tarihli karar ile şubeyi temsil ve ilzam etmek üzere müdür olarak atanmasına karar verilmiştir. Buna göre davacının şube işlerinin idaresinde, şubenin 3. kişilere karşı temsilinde yetkili ve sorumlu olduğunda şüphe yoktur. Davacının yetki ve sorumluluğu şube işleri ile sınırlıdır. Ancak bu şekilde yapılan yetkilendirme daha ziyade şubenin idari konuları ve yönetimi ile ilgili olup, mali konularda ayrıca yetki verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla şube müdürünün, kurumun prim borçlarından sorumlu tutulabilmesi için şubeyi hem mali hem de idari konularda temsil ve ilzama yetkili kılınmış olması gerekmektedir.
5510 sayılı Yasanın 88/20 maddesinde, Kurumun sigorta primleri ve alacakları yönünden, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de madde metninde sorumluluğu düzenlenen kişiler şirketin ana yönetiminde yetkili ve görevli olan kişilerdir. Söz konusu maddede ifade edilen sorumluluk şartları şube müdürlerini kapsamaz. Ancak borcun şubeye ait olması, şube müdürüne şirketi idare ve temsil yanında genel merkez tarafından harcama yetkisi verilmiş olması halinde şube müdürleri de üst düzeyde yönetici kabul edilerek sorumluluğuna gidilebilir.
Somut davada; ticaret sicil kayıtları, şirket kayıtları, vekaletnameler, takip dosyası, müdür ataması ile ilgili bütün bilgi ve belgeler celp edilmek suretiyle, ödeme emrine konu borcun davacının yetkili kılındığı şube iş yerine mi yoksa dava dışı limited ve/veya anonim şirkete ait olduğu belirlenmeli, TTK. ve diğer mevzuat gereği gerekli evraklar hazırlanarak şubenin tescili için Ticaret Sicil Memurluğu’na tescil isteminde bulunan kişinin kimliği saptanmalı, davacıya prim ödemeyi de kapsayacak şekilde mali konularda yetki verilip verilmediği, şube veya davacı emrine belli miktarda paranın harcanmak üzere tahsis edilip edilmediği, muhasebe işlemlerinin şirket merkezince mi yürütüldüğü yoksa şubenin ayrı muhasebesinin mi olduğu davacının imza yetkisinin olup olmadığı hususları detaylı araştırılarak, şirket merkezi tarafından davacıya mali konularda harcama yetkisi verilip verilmediği ve 5510 sayılı Yasanın 88/20 kapsamında üst düzey yönetici veya yetkilisi ile kanuni temsilci olarak sorumlu olup olmadığı tespit edilmeli, davacının mali konularda yetkisinin olmadığının tespiti halinde bu durumun davacı yönünden haklı sebep kabul edilmesi gerektiği bilinmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.