YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5278
KARAR NO : 2021/13989
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : …. İş Mahkemesi
Dava, boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali,aylığın yeniden bağlanması ve menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esasdan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini ve aylığının yeniden bağlanması ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle bağlanan yetim aylığını kesen Kurum işleminin iptaline, davacının almış olduğu yetim aylıkları nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacıya yeniden aylık bağlanması ve iptal tarihinden itibaren ödenmeyen her bir aylığın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/ 1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, tutanak içeriğinin aksinin yazılı olarak ispat edilmediği, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır.
5510 sayılı Kanun’un “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56.maddesinde; “…Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır…” düzenlemesi yer almaktadır.
01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan dava konusu düzenleme ilk kez 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yer almıştır.
Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı 59’uncu maddesinde, Kurumun denetleme ve kontrol yetkisinin belirtildiği, 59/2’inci maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının eski eşiyle 25.07.2006 tarihinde boşandıkları, muris babanın 17.11.2015 tarihinde, muris annenin 13.05.1995 tarihinde vefat ettiği, Kurum’un 21.01.2016 tarihli raporunda mahalle muhtarlarının beyanlarının alındığı ve davacının eski eşiyle birlikte yaşadığı kanaatine varılması üzerine annesinden aldığı aylık nedeni ile 22.10.2008 ile 21.04.2016 arası borç tahakkuku; babadan aldığı aylık nedeni ile ise de 19.02.2016 – 22.03.2016 tarihleri arası borç tahakkuku yapıldığı; kurum raporunda beyanda bulunan muhtarların mahkemece tanık sıfatıyla alınan yeminli beyanlarında birlikte yaşamaya dair beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Somut dosyada; mahalle muhtarınca davacı ve eski eşinin birlikte yaşama dair imzalı beyanı gözetilmeden; davacı ve boşandığı eşinin 02.02.2016 tarihine kadar adreslerinin aynı olduğu nazara alınmadan karar verildiği anlaşılmakla; Mahkemece, davacı ve eski eşinin medula kayıtları celp edilerek incelenmeli , davacı ve eski eşinin 316 ve 317 numaralı adreslerinde zabıta araştırması yapılarak; davacı ve eski eşinin bu dönemde birlikte yaşayıp yaşamadıkları tespit edilmeli, ayrıca söz konusu bu adreslerde ihtilaf konusu dönemde ikamet eden komşular tespit edilerek, tanık olarak beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki olması halinde bu çelişkiler giderilmeli, öte yandan, 5510 sayılı 59’uncu maddesi dikkate alınmalı ve elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan … ve Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla 10.11.2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 2006 tarihinde eşinden boşanmıştır. Davacı kadına 1995 yılından ölen annesinden yetim aylığı bu yıldan, 17.11.2015 tarihinde ölen babasından dolayı da bu tarihten sonra bağlanmış ve 2016 yılında denetim raporu ile kesilmiş, kurumca fiili birliktelik nedeni ile 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2016 yılı ödenen aylıklar için borç çıkarılmıştır.
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanunun 5754 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik geçici 1. maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacı boşandığında baba halen yaşamaktadır. Bir kişinin ilerde ölecek babasından aylık almak için önceden boşandığını, kabul etmek saiklerle hareket etmek demektir. Murisin ölümünden önce eşinden ayrılan kadının, murisinden kalan sosyal güvenlik hakkının devamı niteliğinde olan yetim aylığından mahrum bırakılmaması, sosyal devlet olmanın gereğidir. Davacının burada boşanma hakkını kötüye kullandığından söz edilemez. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçelerle onanması gerekirken, eksik incelemeden bozulması görüşüne katılınmamaıştır.