Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/5612 E. 2021/14085 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5612
KARAR NO : 2021/14085
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, dava dışı … Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ile davacı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacı üniversite ile prim borçlarının asıl sorumlusu “… Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti” arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğundan bahisle … Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti’nin 2013/10,11,12 ile 2014/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2015/1-2.dönemlerine ait toplamda 80.999,18 TL tutarında prim borcundan davacının sorumlu olduğu, söz konusu tutarların davacı tarafından ödenmesinin istendiğini, … Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti’den güvenlik hizmeti alındığını, Kurum işleminin iptali için … İş Mahkemesinin 2016/516 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını belirterek … Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti ile davacı arasında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, davalı kurum tarafından henüz tamamlanmış bir işlem olmadığını, davacının başvurusunun denetmenler servisine gönderildiğini, kurum tarafından davacı üniversiteye gönderilen yazı da borç bilgisi verildiğini, denetim sonucuna göre prim borcundan kimin sorumlu olduğunun tespit edileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yerel Mahkemece, kurum tarafından borç tahakkuku yapılmadan, davacı hakkında düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadan sadece borç bildirim yazısı gönderildiğinden bahisle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, ihbarnamenin iptali için açılan … 7.İş Mahkemesinin 2017/304 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu durumda ödeme emri gönderilemeyeceğini beyanla davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı şirket ile dava dışı… Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti arasında 08.10.2013-08.10.2014 tarihleri arası yürürlükte olacak şekilde özel güvenlik hizmeti sağlaması konusunda sözleşme yapıldığı, … Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti’nin prim borcundan dolayı asıl işveren olduğu gerekçesiyle 22.09.2016 tarihli Kurum yazısıyla 80.999,18 TL’nin tahsilinin davacıdan istendiği, bu defa davacı tarafça söz konusu özel güvenlik sözleşmesi nedeniyle dava dışı… Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığının tespiti için işbu davanın açıldığı, mahkemece, davacıya gönderilen bir ödeme emri bulunmadığından, davacının söz konusu borçlardan sorumlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2010 günlü, 2010/314 Esas ve 2010/342 Karar sayılı ilamında benimsendiği üzere; Uyuşmazlığın çözümü için davanın niteliğinin belirlenmesi ve yargı yoluna ilişkin düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır:
Bilindiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 76. maddesi (Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 33. maddesi) ve 4/6/1958 tarih ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, bir davada ileri sürülen olayları izah davacıya, maddi olayların hukuki tavsifi, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak mahkemeye ait olup bu husus aynı zamanda hakimin doğrudan görevidir. Hakim, tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp maddi vakıalarla bağlıdır. Dayanılan maddi olguların salt ilgili tarafça bildirilen içeriğine ve o tarafın bunlara yönelik hukuki nitelendirmesine bağlı kalınarak bir sonuca ulaşılması, yukarıda belirtilen usul kanunu düzenlemelerine uygun olmaz.
Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak, hukuki nitelendirmeyi yaptıktan sonra, davaya konu edilen talebin dinlenilirliğini ve yasal koşullarını irdeleyecek, ortaya konulan deliller çerçevesinde yargılama yaparak, hukuka uygun olmak üzere nihai kararını verecektir.
Bununla birlikte, 506 sayılı Yasanın 87. maddesinde; “Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun iş verene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermekte olup, bu hüküm ile asıl işverenin sorumluluğunun kapsamı belirlenmeye çalışılmıştır. Aracıdan söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından ötürü sorumlu tutabilmek için, maddenin tanımından ortaya çıkan bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri yada işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde yada bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatına haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş yada işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, ödeme emri niteliğinde olmamakla birlikte 22.09.2016 günlü davaya esas kurum yazısının borç bildirimi niteliğinde olduğu, davacının Kurum işleminin iptali için açtığı ve işbu dosyanın bekletici mesele yapıldığı … 7.İş Mahkemesinin 2017/304 Esas sayılı dosyasının ise Kurumca düzenlenen ödeme emirleri yönünden menfi tespit istemli dava olduğu ve söz konusu ödeme emirleri yönünden yapılacak inceleme ile sınırlı olduğu gözetilmek suretiyle, davacı ile dava dışı… Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişkinin niteliği yönünden esasa girilip yapılacak yargılama sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.