YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5702
KARAR NO : 2021/13342
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
No : 2021/286-2021/560
İlk Derece
Mahkemesi : … 10. İş Mahkemesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02/11/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. Nur Kart ile davacı adına Av. Arzu Öztürk geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
A.Tarafların Manevi Tazminata İlişkin Hükme Yönelik Temyizleri Açısından;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığı’nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirası’nı (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E.-1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelenmesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016-01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için ise 78.630,00 TL‘dir.
Somut olay incelendiğinde, davacının manevi tazminat istemi hakkındaki hükmün miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, tarafların anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Davalının Diğer Temyiz İtirazları Yönünden;
I-İSTEM
Davacı dava ve ıslah dilekçeleri ile 206.566,33 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince davalının manevi tazminatın fazla olduğuna dair istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bölge adliye mahkemesince hüküm altına alınan 25.000,00 TL manevi tazminatın az olduğunu,
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükme esas hesap raporundaki ücretin hatalı tespit edildiğini, bordro ücretine itibar edilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunda hesaplama hatası bulunduğunu, pasif dönem hesabı yapılmasının doğru olmadığını, kusurun hatalı tespit edildiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, meydana gelen iş kazası sonucunda davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %18,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı şirketin %75, davalı şirketin dava dışı üretim müdürünün ise %5 oranında kusurlu oldukları, ilk derece mahkemesince 31/01/2018 tarihli kök hesap raporu ile 28/05/2018 tarihli ek hesap raporunun alındığı, ek hesap raporunun davacı iddiasına göre hesaplama yapan ihtimaline itibar edildiği, aslında ek hesap raporunda kök hesap raporundaki veriler kullanılarak yalnızca kurum ödemelerinin tenzil edildiği bu nedenle her iki raporun kullandıkları hesaplama doneleri itibariyle aynı olduğu, davacının dava dilekçesindeki iddiasının kaza tarihindeki ücretin aylık net 1.200,00 TL ücrete ek olarak yemek ve servis sosyal hakları şeklinde olduğu, bölge adliye mahkemesinin ücret konusundaki 16/05/2019 tarihli kaldırma kararından önce mahkemece meslek odalardan emsal ücret araştırması yapıldığı, ücret araştırması için meslek odalarına yazılan müzekkerelerde davacının yaşı belirtilmediği gibi tecrübeli pres operatörü ücretinin sorulduğu, dosya kapsamına göre davacının işe girerken doldurduğu başvuru formunda davalı işyerinden önce sadece Karlı Otomat isimli işyerinde tornacı olarak çalıştığını bildirdiği, davacının davalı işyerinde çalışmaya başlamasından 25 gün sonra kazalandığı, meslek odalarına yazılan emsal ücret müzekkerelerine davacının işyerindeki kıdeminin 25 gün olduğunun da yazılmadığı, bölge adliye mahkemesinin ücret konusundaki araştırmaya yönelik kaldırma kararından sonra mahkemece sendikalardan ücret araştırması yapıldığı, mahkemece dinlenen tanıkların davacının ücreti konusunda bilgi sahibi olmadıkları, ilk derece mahkemesince dosyaya davalı işveren tarafından ibraz edilen 2012 Temmuz ayına ait ücret bordrosunda davacıya 11 günlük çalışma için 640,80 TL ödendiği, bunun davacı iddiasını doğruladığı kabulünden hareket edildiği, emsal ücret araştırması yapılırken TÜİK’den ücret araştırılmadığı, iş yerinde bir öğün yemek ile servis hizmetinin işveren tarafından sağlandığı anlaşılmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya sigortalı ölümü halinde yakınlarının maddi zararlarının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davalı işyerinde toplu iş sözleşmesi uygulandığına, davacının sendikalı olduğuna dair bir bilgi/belge bulunmadığı halde sendikalardan ücret araştırılması isabetsizdir. Davalı işveren tarafından ibraz edilen davacıya ait 2012 Temmuz ücret bordrosunda davacının saatlik net ücretinin 3,00 TL olduğunun anlaşılması karşısında bu saatlik 3,00 TL net ücretin dava dilekçesindeki kaza tarihindeki ücretin aylık net 1.200,00 TL ücrete ek olarak yemek ve servis sosyal hakları şeklindeki ücreti doğruladığından bahsedilebilmesi de mümkün değildir. Bunlar yanında davacının pres operatörlüğü mesleğindeki deneyimi, davalı iş yerindeki 25 günlük kıdemi ve yaşı belirtilmeden meslek odalarından elde edilmiş emsal ücret araştırma sonuçlarına göre hükme esas hesap raporlarında davacının ücret iddiasının doğrulandığı kabulünden hareketle hesaplama yapılması hatalı olduğu gibi mahkemece bu raporların hükme dayanak kılınması da isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafın ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmediğini, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen karara karşı maddi tazminat yönünden herhangi bir temyiz itirazı ileri sürmediğini dikkate alıp bu nedenle oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek, davacı sigortalının yaşı, işi, pres operatörlüğü konusundaki mesleki tecrübesi, davalı işyerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve TÜİK’den sigortalının bilinen dönemde alabileceği ücretleri araştırmak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip işyerinde yemek ve servis uygulaması bulunduğunu da dikkate alarak sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, yeni bir hesap raporu alınması yoluna gidilmesi durumunda bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini 31/01/2018 tarihli bilirkişi hesap raporundaki verilere göre belirlenmesi gerektiğini dikkate almak ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Bölge adliye mahkemesince bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.