YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5902
KARAR NO : 2021/15976
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, kurum işlemi iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, 5011 gün borçlanma istemine ilişkin yurt dışı borçlanma tahakkuk cetvelinin 17.11.1992 – 18.10.2006 tarihleri arasında sayılması ve primlerin de başvuru tarihine göre ödenmesi gerektiğinin tespiti ve aksine kurum işlemi iptaline dair talepte bulunmuştur.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini dair talepte bulunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının 10.07.1993- 20.08.1993 tarihleri arası 40 gün, 20.05.1995- 20.08.1999 tarihleri arasında 1530 gün, 30.07.2001- 30.08.2001 tarihleri arası 30 gün, 21.07.2002- 23.08.2002 tarihleri arası 32 gün, 05.07.2004- 04.08.2004 tarihleri arası 29 gün, 10.07.2006- 18.10.2006 tarihleri arasında 98 gün olmak üzere toplam 1759 günlük süreyi başvuru tarihindeki 1 günlük borçlanma bedeli olan 17,56 TL üzerinden 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanması gerektiğinin tespitine ve davacının borçlanma bedelini ödediği 5011 günlük sürenin 17.11.1992-18.10.2006 tarihleri arası döneme mal edilmesine yönelik talebinin reddine, dair hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 10.07.1993- 20.08.1993 tarihleri arası 40 gün, 20.05.1995- 20.08.1999 tarihleri arasında 1530 gün, 30.07.2001- 30.08.2001 tarihleri arası 30 gün, 21.07.2002- 23.08.2002 tarihleri arası 32 gün, 05.07.2004- 04.08.2004 tarihleri arası 29 gün, 10.07.2006-18.10.2006 tarihleri arasında 98 gün olmak üzere toplam 1759 günlük süreyi başvuru tarihindeki 1 günlük borçlanma bedeli olan 17,56 TL üzerinden 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanması gerektiğinin tespiti yönündeki kabul kararının onanmasını, davacının borçlanma bedelini ödediği 5011 günlük sürenin 17.11.1992-18.10.2006 tarihleri arası döneme mal edilmesine yönelik talebinin reddi yönündeki karar ile davalı yan lehine hükmedilen yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretine ilişkin kararların kaldırılmasını, davalı kurumca oluşturulan 05.04.2016 tarih, 3105889/2030215-38963184642/1998614 sayılı borç tahakkuk cetvelinin hatalı olduğunun tespitine ödenen prim günlerinin 17/11/1992-18/10/2006 tarihleri arasında geçen 5011 güne mal edilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin kararın eklenmesini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kurumca yapılan işlemlerin kanun ve yönetmeliklere uygun olduğunu belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davacının 10.07.1993- 20.08.1993 tarihleri arası 40 gün, 20.05.1995- 20.08.1999 tarihleri arasında 1530 gün, 30.07.2001- 30.08.2001 tarihleri arası 30 gün, 21.07.2002- 23.08.2002 tarihleri arası 32 gün, 05.07.2004- 04.08.2004 tarihleri arası 29 gün, 10.07.2006- 18.10.2006 tarihleri arasında 98 gün olmak üzere toplam 1759 günlük süreyi de 3201 sayılı Yasa kapsamında dava tarihi olan 27/09/2017 tarihindeki bedel üzerinden borçlanma hakkı olduğunun tespitine; davacının, talep tarihindeki bedel üzerinden borçlanma talebi ile mal etmeye ilişkin talebinin reddine; dair hüküm tesis edilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı ve davalı vekilleri istinaf dilekçelerinde belirttikleri sebepler ile yeniden kararın incelenmesini talep etmişlerdir .
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının yurtdışı ev kadını borçlanma talebinin 22.01.2016 tarihi olduğu, 17.11.1992 tarihinden itibaren 5011 günlük süreyi borçlanmayı talep ettiği; Kurumun davacının yurt dışı giriş ve çıkış kayıtlarını getirttiği buna göre 17.11.1992 ile 06.01.2012 tarih aralığında Türkiye’de bulunduğu süreler dışlanmak suretiyle 5011 gün borçlanma tahakkuk cetveli düzenlediği anlaşılmaktadır. Öte yandan Kurumca 05.04.2016 tarihli yazı ile davacıya üç aylık süre içinde ödeme yapması gerektiği bildirilmiştir. Davacı borçlanma tahakkuk cetveli kapsamında ödeme yapmamaış olup 14.09.2017 tarihinde Kuruma itirazda bulunmuş olup Kurumca 15.09.2017 tarihli yazı ile borç tahakkuklarında Türkiye’de bulunulan sürelerin dikkate alınmayacağına dair red bildiriminde bulunulmuştur.
Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa’nın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ile “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.
Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmünü içermekte olup; Yasa’nın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 12/12/2018 gün ve 2018/21-995 Esas ve 2018/1901 Karar sayılı kararı )
06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlandırılan Sürelerin Değerlendirilmesi ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı 12 maddesinde ise ;
(1) Başvuru sahibince borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre, belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınır. Bu tespitte bir yıl 360 gün, bir ay 30 gün olarak hesaplanır.
(2) Yurtdışında hizmet borçlanmasına dair sürelerin 5510 sayılı Kanun kapsamında hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde söz konusu süreler, başvuru sahiplerinin Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
(3) Türkiye’de sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları veya hizmetlerine eklenir.
(4) Aylığa hak kazanmak için 5510 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan anlamda belli bir sigortalılık süresi şartının yerine getirilip getirilmediğinin tespitinde geçerli olmak üzere;
a) Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
b) Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan başvuru sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten, sigortalı ölmüş ise ölüm tarihinden, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle tespit edilir. Birden fazla yurtdışı hizmet borçlanması yapılması durumunda da sigortalılık süresi başlangıcı, borcun en son ödendiği tarihten, borçlanılan toplam gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenir.
(5) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz” hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olayda, davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesi ve 06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesi hükümlerine göre borçlanılan sürelerin sigortalının iradesine bırakılamayacağının belirgin olması, yine davacının borçlandığı yurtdışında geçen ev kadınlığı süresinin Türkiye’ de geçen kısmı için borçlanamayacağından yalnızca yurt dışında geçen süreler borçlanılabileceğinden ; davacının ülkeye giriş ve çıkış tarihleri net bir şekilde belirlenerek kurumla ihtilaflı olan süreler yönünden sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O hâlde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.