YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6202
KARAR NO : 2021/14388
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/13-2021/55
Dava, 20.04.1994-25.07.2002 tarihleri arasındaki prim borcunun icra yoluyla tahsil edilmiş olmasına rağmen bu döneme ilişkin vergi kaydı olmaması nedeniyle 1479 sayılı Kanuna tabi hizmetin sayılmamasına ilişkin kurum işleminin iptali ile Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Önceki bozma ilamında “…Davaya konu somut olayda; davacının 07.08.1989-07.04.1991 tarihleri arasında askerlik borçlanması, 07.04.1991-30.06.1991 tarihleri arasında 4/a sigortalılık, 12.08.1991-20.04.1994, 01.10.1996-28.02.1999, 25.07.2002-halen devam eden Bağ-kur sigortalılık kaydı bulunduğu, 15.04.1992 tarihinde prim ödemesi yapmaya başladığı ve dosyada yer alan belgelere göre en son 17.10.2014 tarihinde prim ödemesi yaptığı, dava dilekçesi ekinde yer alan tahsilat makbuzlarına göre … 1. İcra Müdürlüğü’nün E.1995/2319 sayılı dosyasına davacı tarafından eski para birimiyle 15.10.1996 tarihinde 9.000.000, 4.000.000, 4.150.000 TL tutarında “Bağ-Kur açıklamasıyla” ödemeler yapılarak aynı tarihte dosyanın infaz edildiği, icra dosyasının SEKA’ya gönderilmiş olması nedeniyle mahkemeye ibraz edilemediği, davalı kurumun davacının 15.10.1996 tarihli ödemesine istinaden isteğe bağlı değerlendirmesi yapılarak 28.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı hizmet verildiği, davacının ise 15.11.1999 tarihli dilekçesi ile başvuru tarihinden sonra toplu ödediği primlerin isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilmesini talep ettiği ayrıca 25.07.2002 tarihli vergi kaydına istinaden 4/b sigortalılığının yeniden başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada, Mahkemece, davacının icraen prim ödeme kodu ile yani, 00 kod ile yaptığı dosyada tahsilat makbuz fotokopisi de bulunan 15.10.1996 tarihli prim ödemesinin icra ile tahsil edilmiş ise primlerin alındığı süreleri kapsayan dönemde davacının sigortalılık süresinin 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmişe yönelik olarak ne kadar süreye karşılık geldiği, davacının 1992 ve 1997 yıllarındaki af yasaları kapsamında ödemelerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, anılan ödemelerin, ihtilaf konusu olan sigortalılık sürelerini kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, davacının, isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunduğu 15.11.1999 tarihi sonrasında ödenen primlerin ileriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalılık süresine dahil edilmesi gerektiğinden bu döneme ilişkin ödemelerin isteğe bağlı olarak kaç güne karşılık geldiği davalı kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak yaşlılık aylığı tahsis şartlarının irdelenmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuştur.
İnceleme konusu somut olayda; davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmaları (07.04.1991- 30.06.1991) dışlanmalı, bozma ilamı doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre davacı tarafından yapılan icra ödemeleri kapsamında 15.10.1996 tarihine kadar ve yine 25.07.2002- 17.10.2014 tarihleri arasında aynı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında olduğunun kurum kabulünde olduğu hususu da gözönünde bulundurularak, 15.11.1999 tarihinden sonraki dönemlerin ileriye yönelik kaç günlük süreye tekabül ettiği yeniden kurumdan sorularak ve gerekirse bilirkişi raporu alınarak, neticesine göre Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 17.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.