Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6417 E. 2021/15955 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6417
KARAR NO : 2021/15955
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A) DAVACININ İSTEMİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 01.11.2008-25.09.2013 tarihine kadar kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığını, davalıya ait malikanede ve bahçesinde daimi işçi olarak bekçilik bahçıvanlık bakım onarım tarımsal üretim, temizlik aşçılık gibi görevlerde çalıştığını, buna karşılık kendisine tahsis edilen hizmetli binasında ücretsiz barınma imkanı sağlandığını, mutfak giderleri hariç diğer elektrik, su, doğalgaz v.s faturaları davalı tarafından ödendiğini, davacının tüm çalışma süresi boyunca ücretlerinin elden ödenmiş olup sigortasız çalıştırılmış ve sigorta primlerinin ödenmemiş olduğunu, davalı tarafından iş akdinin sona erdirilmesi ve işçilik haklarının ödenmemesi üzerine davalı işverene noter kanalı ile ihtarname gönderildiğini, bu ihtardan sonra davalı davacıya işçilik haklan olarak elden 30.000- TL ödediğini, ancak yapılan ödeme sadece kıdem ve ihbar tazminatı alacakları ile fesih tarihine kadar ödenmeyen ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarını karşılamaya yettiğini, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ise ödenmediğini iddia ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili davasını tam ıslah ettiğini belirterek 08/02/2018 tarihli dilekçesi ile; önceki beyanlarını tekrarla davacının çalışma şeklinin aylık tam zamanlı, bağımlı ve daimi bir çalışma olduğunun kabulü ile, davacının 01.11.2008 – 25.09.2013 tarihleri arasında davalı işverenlik nezdinde kesintisiz çalıştığının tespiti ile, bu sürede; gerçek ücretinin, sigorta primine esas tüm kazançlarının ve sigorta prim gün sayılarının belirlenmesi sureti ile, ödenmeyen sigorta primlerinin tespitine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iş kanunu kapsamında bir iş ilişkisi bulunmadığından davanın görev yönünden reddi gerektiğini, ayrıca alacakların zamanaşımına uğradığından taleplerin reddi gerektiğini, davacının belirttiği tarihler arasında çalışmadığını, davacının ilk önce 2009 yılı başlarında ihtiyaç halinde ve davalının çağrısı üzerine zaman, zaman bağ evinin bahçesi ile ilgili gündelik usulü çalıştığını, gündelik yevmiye ile iki üç ayda bir gün birkaç saat hizmet verdiğini, davacı ile ancak 2009 yılı sonlarına doğru bağ evi bünyesindeki barınağa taşınması ile iş kanunu kapsamında olmayan süreksiz ve bağımlılık unsuru olmayan hizmet ilişkisi kurulduğunu, davacının hizmet ilişkisi kurulmaya başlandığı 2009 yılı sonundan 2013 yılının Temmuz ayına kadar çalışmasını süreksiz kısmi süreli olarak sürdürdüğünü, bu nedenle davacının fazla çalışma, hafta tatili yada genel tatil çalışması yapmasının mümkün olmadığım, iddia edilen çalışma saatlerinin gerçek dışı ve mantığa aykırı olduğunu, davacının davalıya ait barınakta kira karşılığı olarak oturduğunu, davalı tarafından davacıya fazla mesai yapması yada hafta tatili yada genel tatil günlerinde çalışması yönünde bir talimat verilmediğini, ayrıca davacının davalıdan hiçbir alacağının kalmadığını, davalı işveren tarafından davacıya tüm haklarının ödendiğini, bununla ilgili olarak hiçbir alacağının kalmadığını beyanla haksız ve yersiz olarak açılan davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti süresi için dava açma süresi olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, kurum kayıtlarında davacının belirtilen tarihlerde bahsi geçen işyerinde çalıştığını gösterir herhangi bordro kaydı, işe giriş bildirgesi vs. belge yer almadığını, bordro kayıtlarında ismi bulunmayan davacının söz konusu işyerinde fiili olarak çalışmadığının kabul edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
Davanın kabulü ile davacı …’ın davalı … işverenliğinde 01/11/2008-25/09/2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığının ve …’na bildirilmesi gereken prim gün sayısının 1765 gün olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Davalı vekili ile feri müdahil … vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEBİ :
Feri müdahil Kurum vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespit davalarında resmi belge sayılan kurum kayıtları karşısında tanık deliline başvurma imkanı olmadığını, kurum kayıtları aksinin ancak eş değer yazılı belge ile ispatlanabileceğini, davacının fiili çalışmasını ispat edemediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Dosya kapsamına göre, davacının, davalıya ait Kargılı köyünde bulunan bağ evinde ve evin bahçesinde bekçilik, bahçıvanlık, bakım onarım, tarımsal üretim, temizlik, aşçılık hizmetinde çalıştığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, davacının ailesi ile birlikte bağ evinin müştemilatında kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, özel hayat ile iş hayatının iç içe girdiği bu gibi durumlarda; çalışılarak geçirilen sürenin saat olarak tespiti yapılarak, güne çevrilmek sureti ile karar verilmesi gerekmekte olup; çalışmanın tam süreli mi, kısmi süreli mi olduğu saptanmalıdır. Bu amaçla bağ evinin ve evin bahçesinin kapasitesi tam kapsamı ile belirlenmeli, davacının yaptığı iş/işler ortaya konulmalı, bu işler için günde ve haftada kaç saat çalıştığı, davacının günlük ne kadar süreyi davalıya hasrettiği araştırılmalı, bu hususlara ilişkin kanaat edinmeye yeter sayıda belirlenecek tanıkların beyanları alınmalı, varılacak sonuca göre tespiti gereken sigortalı gün sayısı tereddütsüz ortaya konulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.